341 Yemen Türküsü (Yedi türküsü.flv Necat PINAZOĞLU 3:17 Yemen Türküsü (Burası Muştur Yolu cihazınızdan silin ve mp3 albüm
paylaş. "burası huş mudur muş mudur sorunsalı" başlığındaki entrylerin metinlerinde arama yapar. ara. entry 7. çok tartışılan bir sorunsaldır orjinalini trt bize huştur diye irdeledi. ancak yaptığı hatayı farketmişler ki bu seferde muştur diye ortaya çıkmıştır. türkünün adı yemen türküsü dür yemenle muşun ne
YemenTürküsü (Burası Muştur Yolu 2:16 Layla Puliçe - Yemen Türküsü ( video ) 5:26 Yemen Türküsü -Sözleri ve Hikayesi 4:08 YEMEN TÜRKÜSÜ.wmv 3:37
Bulutsuz ağustos gününde ki duman ise cenaze evleri için yemek yapmak üzere yakılan ocakların dumanıdır. Ano Yemen’dir gülü çemendir. Giden gelmiyor acep nedendir. Burası muş’tur, yolu yokuştur. Giden gelmiyor acep ne iştir. Çemen; Yemen’de yetişen bir bitkidir. Askerlerimiz Yemen’e gitmiş ve bir daha geri dönmemiştir.
Barış Manço-Yemen Türküsü-Burası Muştur. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres - Dere Boyu Kavaklar (Barış Manço Klasikleri HQ) Mu©o.
2WUl. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk her söylenişinde göz yaşlarını tutamayarak “Anadolu çocuklarının ne işleri vardı yemen çöllerinde? Oraya gönderildiklerinde belki yeni evliydiler. Geride genç eşlerini, kundakta yavrularını bırakmışlardı. İçlerinden birinin şansı yaver gider de geri dönebilseler kendisi ve eşi yaşlanmış, çocuğu kız ise gelinlik çağa gelmiş, erkekse koskoca delikanlı olmuş bulurdu. Bütün bunlar niçindi? Yazık günah değil miydi evlatlarımıza?” Dediği MuşTürküsü hakkında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan türküde geçen “burası muş’tur.” Kısmının “burası huş’tur.” Diye değiştirilerek “Yemen Türküsü” adıyla Yemen’e mal edilmesi ile kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir. Oysaki kamu yayıncılığının temsilcisi ve devletimizin en saygın kuruluşlarından olan TRT arşivleri incelendiğinde; Kaynak kişi Duriye Keskin mahalli sanatçı Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya alan Muzaffer Sarısözen Bilgileri yer almaktadır. Muş ve çevresinde ilki 1944 yılında Türk halk müziğinin babası ve TRT yurttan sesler programının yapımcısı rahmetli üstat Muzaffer Sarısözen başkanlığında bedii yönetken ve teknisyen Rıza Yetişken’ den kurulu ekipçe, ikincisi ise 1961 yılında Mustafa Geceyatmaz, Fikret Otyam ve teknisyen Mücahit Küçükbaran’dan oluşan ekiplerce resmi derleme çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu derlemeler sonucu bu türkü ilimize ait olarak TRT repertuarına girmiştir. Ayrıca; Ankara Üniversitesi TÖMER dil dergisinde, aslen Muş’ lu olan Mülkiye Müfettişi Sayın Nuri Yaman’ın araştırmalarına istinaden bu türkünün öyküsü ve bilinmeyen kısımları yayınlanmıştır. Yemen’e Gidene Ağlıyor Kızlar Acılı, elemli ve yaslı bir türkünün öyküsüdür bu. Tarihi bilinmez. Aslında bilinir de herkes kendine göre değişik bir tarih söyler. Ama biz olayın gerçek yüzünü olayı yaşayan ve anlatanların diliyle türküye dönüştürüldüğü biçimiyle anlatalım. Anlatanlara göre o tarihte Osmanlı Yemen çöllerinde zorlu bir savaşa tutulmuştur. Divanlar kurulur, savaş ve şartları haftalar boyu tartışılır durulur. Sonunda çözümün Yemen ellerine vilayetlerden birinde oluşturulacak bir alayla gidilmesinin mümkün olduğuna karar verilir. Düşünülür ki; bir tek vilayetten birlik oluşunca bunlar hep akraba ve hısım olacakları için birbirlerine bağlılığı ve dayanışmaları ile savaş alanından kaçmaları söz konusu olmaz. Haberler salınır. Osmanlının dört bir yanından uzun beklemelere karşın istekli çıkmaz bu oluşuma. Aslında istek olmasına olur da Osmanlının istediği gibi olmaz. Değişik vilayetlerden çıkan bu gönüllü sayısı da yeterli olmaz. Bu sırada Muş’tan Bulanık, Malazgirt ve Varto’dan bir ses yükselir Osmanlıya; “hepimiz varız, gönüllüyüz yemen çöllerine gitmeye” Osmanlıya haber iletilir. Yetkililer bakar sayı yeterli, karar verilir ve Yemen çöllerine Muş’tan oluşturulan bir redif alayı gönderilir. Yemen’e gidilmesine gidilir ama hiçbiri de geri dönmez. İşte bu türkü gidip de gelemeyen o isimsiz kahramanlardan Muş’ta kalan sevgilisinin sesi, özlemi, elemi ve de acısıdır. Yemen türküsünün bilinmeyen bölümleri aslen Muş’lu olan Mülkiye Müfettişi Nuri Yaman tarafından derlenmiştir. Muş türküsü’ nün sözlerini daha iyi analiz edebilmek için kısaca Muş’un kültür tarihini incelediğimizde; Muş’umuzun kültür tarihi Urartu’larla başlar. Anadolu’nun Türkleşmesi sürecini başlatan Malazgirt savaşından sonra Türk-İslam kültürü yayılmaya başlamış ve zaman içinde tek kültür durumuna gelmiştir. Milli kültürün ayrılmaz bir parçası olan Muş folkloru, yöre insanının iç dünyasını, yaşantısını, geleneklerini geçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe taşır. Muş ve çevresinin ezgilerinde Doğu Anadolu Bölgesi halk müziğinin özellikleri görülür. Söylenen türkülerde yöre insanının yaşam biçimi, acıları, sevgileri,, işgal yıllarının çilesi ve yurt sevgisi dile gelir. Muş ilinden Yemen’e çok sayıda genç “ölürsek şehit kalırsak, gazi oluruz” diyerek askere gitmiştir. Yemen’in öldürücü sıcağı ve düşmanı ezici çoğunluğu nedeni ile gidenlerin hemen hepsi geri dönmemiş şehit düşmüştür. Türkümüz geride kalan asker yakınları ve yavuklularınca söylenmiştir. Hüseyni makamında olup 5/8 lik bir türküdür. Türkümüzün sözlerine bakıldığında yöre insanımızın geleneklerini, yaşam biçimini ve acılarını yansıttığı görülmektedir. Yemen’e giden redif alayından hemen, hemen hiç kimse geri dönmemiştir. Bu kara haberin Muş’a ulaşmasıyla halk arasında şivan denen ağıtlar yakılarak feryatlar yükselir. Muş geleneklerinde komşularca cenazesi olan evlere başsağlığına gelenlere ve cenaze evinin halkına yemek gönderilir. O zamanlar teknik gelişmediğinden, yemekler fırınlarda değil kazanlarda, odundan ateş yakılarak pişirilirdi. Cenaze evi birden çok olduğundan, şehrin birçok yerinde cenaze evlerine yemek göndermek amacıyla büyük ocaklar kurulmuş, tabiatla olan bağları odunlar ocağa sürülmüştür. Bu ocaklardan çıkan yoğun duman gökyüzüne doğru yükselir. Nişanlısı redif alayı ile birlikte Yemen’e giden ve bu kara haberi henüz duymamış olan genç kız pırıl pırıl bir ağustos günü bu ağlamaları ve bu dumanı görünce; Havada bulut yok bu ne dumandır Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Bu yemen elleri ne de yamandır Demiştir. Gerçekten de mehlede ölü yoktur cenazeler Yemen’dedir. Bulutsuz ağustos gününde ki duman ise cenaze evleri için yemek yapmak üzere yakılan ocakların dumanıdır. Ano Yemen’dir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Burası muş’tur, yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Çemen; Yemen’de yetişen bir bitkidir. Askerlerimiz Yemen’e gitmiş ve bir daha geri dönmemiştir. Muş ili Türkiye’nin üçüncü büyük ovasına sahiptir. Birçok kişi Muş ovası ile türküdeki yokuş yol ikilemine düşmektedir. Oysaki Muş ili yerleşim itibariyle savunması daha kolay en eski yerleşim yeri olan bugünkü kale mahallesi ve minare mahallelerinin olduğu bölüme konuşlanmış ova ise tamamen tarıma bırakılmıştır. Bugün halen kale mahallesi eski yerleşim kalıntılarını taşımakta ve yüksek bir yerde ovaya hâkim bir alandadır. Eski Muş’un yolu halen yokuştur. “giden gelmiyor acep ne iştir” sözü Muş’a giden dönmüyor diye anlaşılmaktadır. Oysa türkünün sözleri dikkatli incelendiğinde Muş’tan Yemen’e gidenler şehit olup dönmediklerinden “giden gelmiyor acep ne iştir “ sözü onlar için söylenmiştir. Eski yerleşim yeri itibariyle Muş ilinde askeri kışla kale mahallesinin eteklerinde bugünkü il jandarma komutanlığı dinlenme tesislerinin bulunduğu yerdedir. Nişanlısının ölüm haberiyle yüreği yanan genç kız kale mahallesinden yokuşun altındaki kışlaya bakarak Kışlanın önünde redif sesi var Açın çantasını bakın nesi var Bir çift potin ile bir de fesi var Mülkiye Müfettişi Sayın Nuri Yaman’ın araştırmaları ile derlemesi yapılan türkünün diğer mısralarında ismi geçen yerlere gelince Mongok Yeni adı Soğucak’tır. Merkeze 2 km Mesafede soğuk suyu ile meşhur köyümüzdür. Karasu 68 km Uzunluğunda komşu Bitlis ili Güroymak ilçesinden doğan ve Muş’a güneyden girerek bilahare kurt istasyonunda murat nehri ile birleşen bir nehirdir. Kışlanın önünde çalınır sazlar Gözlerim ağlıyor yüreğim sızlar Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Mısralarından da anlaşılacağı gibi bu türkü Muş’tan Yemen’e giden askerlerimiz için söylenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk her söylenişinde duygulandığı ve en sevdigi Türkülerden olan Türkünün hikayesi “Anadolu çocuklarının ne işleri vardı Yemen çöllerinde? Oraya gönderildiklerinde belki yeni evliydiler. İçlerinden birinin şansı yaver gider de geri dönebilseler kendisi ve eşi yaşlanmış, çocuğu kızsa gelinlik çağa gelmiş, erkekse koskoca delikanlı olmuş bulurdu. Muş Türküsü hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan “Yemen Türküsü” adıyla Yemen’e mal edilerek, Türküde geçen “Burası Muştur…”kısmının “Burası Huştur…”diye söylenmesi ile herkes yanlış bilgilendirilmektedir. Kamu yayıncılığının temsilcisi ve devletimizin en saygın kuruluşlarından olan TRT arşivleri incelendiğinde; ve eski emekli bir generalin araştırması sonucu gercekler ortaya çıkmıştır.<span style="display inline-block; width 0px; overflow hidden; line-height 0;" data-mce-type="bookmark" class="mce_SELRES_start"></span> Tarihi bilinmez. Aslında bilinir de herkes kendine göre değişik bir tarih söyler. Ama biz olayın gerçek yüzünü olaya yaşayan ve anlatanların diliyle türküyü dönüştürüldüğü biçimiyle anlatalım. Anlatılanlara göre o tarihte Osmanlı Yemen çöllerinde zorlu bir savaşa tutulmuştur. Divanlar kurulur,savaş ve şartları haftalar boyu tartışılır çözümün yemen ellerine vilayetlerden birinde oluşturulacak bir alayla gidilmesinin mümkün olduğuna karar ki; bir tek vilayetten birlik oluşunca bunlar hep akraba ve hısım olacakları için birbirlerine bağlılığı ve dayanışmaları ile savaş alanında kaçmaları söz konusu dört bir yanından uzun beklemelere karşın istekli çıkmaz bu istek olmasına olurda Osmanlının istediği gibi olmaz, değişik vilayetlerden çıkan bu gönüllü sayısıda yeterli olmaz. Bu sırada Muş’dan Bulanık, Malazgirt ve Varto’dan bir ses yükselir Osmanlıya; ”hepimiz varız, gönüllüyüz Yemen çöllerine gitmeye” Osmanlıya haber bakar sayı yeterli, karar verilir ve Yemen çöllerine Muş’dan oluşturulan bir redif alayı gönderilir. Yemen’e gidilmesine gidilir ama,hiçbiride geri dönmez. İşte bu Türkü gidipte gelemeyen o isimsiz kahramanlardan Muş’ta kalan sevgilisinin sesi,özlemi,elemi ve de acısıdır. Havada bulut yok bu ne dumandır Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Bu yemen elleri ne de yamandır Ano Yemen’dir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Burası Muş’tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Mongokun suları ovaya akar Ağam asker olmuş yüreğim yakar Gözlerim kan çanak ağama bakar Gider isem ağam sana köleyim Cemalin bir gülsün ben de geleyim Yemen çöllerinde senle öleyim Şafağın atmışta terkisin bağlar Yavuklunun oturmuş için kan ağlar Hasretin dayanmaz bostanlar bağlar Saçımın telini edem hedayet Günahım yoğtur ki dilem nedamet Muş’tan başka yoğmu burda velayet Kışlanın önünde çalınır sazlar Gözlerim ağlıyor yüreğim sızlar Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Tez gel ağam tez gel eğlenmiyesin İngiliz hayındır güvenmeyesin Arap dilber çoktur evlenmiyesin Karasu uzanır sıra söğütler Yüzbaşım oturmuş asker öğütler Yemen’e gidiyor baba yiğitler Kışlanın önünde redif sesi var Açın çantasına bakın nesi var Bir çift potin ile birde fesi var Tüfekler çatıldı kaşlar çatıldı Ağam mavzer-ilen öge atıldı Alkanlar içinde kuma yatıldı Tez gel ağam tez gel dayanamirem Uyku geflet basmış uyanamirem Ağam öldüğüne inanamirem
Yemen Türküsü olarak adlandırılan bu türkü aslında Osmanlı zamanında Yemen’de çıkan çatışmada şehit olan Osmanlı askerlerine yakılmış bir ağıttır. Osmanlı zamanında Yemen, Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra buradaki hükümdarlığını sürdürebilmek için çok canlar verildi. Beş cephede birden savaşan Osmanlılar, Anadolu’dan asker sevkiyatı yaptı. Süren çatışmalar o kadar şiddetliydi ki Yemene asker gönderen aileler artık evlatlarının geri dönemeyeceğine inanır olmuşlardı. Birçok aile gerçekten de Yemene gönderdikleri evlatlarından bir daha haber alamadılar. Savaşın bitimi ardından sağ kalan askerler de yaşamlarını Yemen’de sürdürmüşler, geri dönememişler. Türkünün dizelerinde de bu hikayeden izler görmek mümkündür. Yıllarca bu türkünün Burası Muş’tur, Murası Huş’tur, Burası Hış’tır gibi farklı yorumları da farklı tartışmalara neden oldu. Bu konuya da Milliyet gazatesinden Bayram Kaygusuz’a ait bir yazı ile bir açıklık getirelim; Türküdeki yokuşlu yer Huş’ mu, Muş’ mu? İTÜ’den bir öğretim üyesinin “Havada Bulut Yok türküsünde adı geçen yer Muş’tur ama TRT bir dönem bunu Huş’ olarak değiştirdiği için böyle algılandı” sözleri tartışmayı alevlendirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Müzikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Songül Karaosmanoğlu Ata’nın ANKA’ya yaptığı açıklama, “Havada Bulut Yok” türküsünde geçen yerin “Muş” mu, yoksa “Huş” mu olduğu tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İlk olarak 1944’te, Duriye Keskin adlı mahalli bir sanatçıdan derlenen türküdeki “Burası Muş’tur” sözlerinin 90’ların ortasında kaynağı belirsiz söylentiler sonucu “Burası Huş’tur” şeklinde değiştirildiğini ifade eden Ata, TRT’nin bile söylentilerden etkilenerek türküde tahrifat yaptığını belirtti. TRT’nin değiştirdiği sözlerin altına “Huş; Yemen’in başkenti Sana ile Taiz kentleri arasında bulunan bir Türk Kalesi’nin ismidir” açıklamasını yaptığını hatırlatan Ata, “Türkünün sözlerini dikkatli bir şekilde okursak, Anadolu toprakları üzerinde bir yerlerde söylendiğini anlayabiliriz” dedi. TRT’nin yıllar sonra yanlıştan döndüğünü vurgulayan Ata, “Söylentilere dayanarak yapılan tahrifat, önemli eserlerden birinin yanlış icra edilmesine, Huş’ diye söylenmesine sebep oldu” diye konuştu. Ata’nın açıklamasına katılanlar da oldu, karşı çıkanlar da… 2004 yılında Aydın Doğan Vakfı tarafından Türk Halk Müziği Büyük Ödülü’ne layık görülen Yücel Paşmakçı, şu değerlendirmede bulundu “Birincisi, bu türkü Düriye Keskin isimli bir Türkten derlenmiş. İkincisi, Osmanlı ordularının Yemen’e yaptığı seferlerde ordunun toplanma yeri Muş’tur. Muş’un yolu yokuş değildir’ derler. Ben gittim, gördüm ve Muş’a bir rampadan çıkılır. Yolu da yokuştur. Dördüncüsü de Burası Huş’tur, Yolu Yokuştur’ olamaz. Çünkü Huş’ta bulunan biri Giden Gelmiyor’ demez Gelen Gitmiyor’ der. Doğrusu Burası Muş’tur’. Birileri çıktı, bunun Huş’ olduğunu söyledi. Ben türküyü hep Muş olarak okudum.” Türk Halk Müziği’nin ustalarından Musa Eroğlu ise şunları söyledi “Türküde Burası Huş’tur, Giden Gelmiyor Acep Ne İştir’ deniyor. Bu Yemen Türküsü ise adamlar savaşmaya Muş’a gitmemişlerdir. Askerler Yemen’e gitmiş. Türkü, Yemen türküsüdür. Yemen’e gelir mi sandın?’ diye ağıt yakılıyor. Ben şimdiye kadar Huş’ olarak okudum, okumaya da devam edeceğim” dedi. Etnomüzikolog Melih Duygulu ise şunları söyledi “Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü’nde Doğu Anadolu Türküleri ile ilgili bir yüksek lisans tezi yaptırıyorum. Henüz bir sonuca varmadık. İcracılar ne kadar müdahale ederse, konu o kadar açmaza girer. Biri bu belde Kuş’tur deseydi ne olacaktı. Bunu bilim adamları çözmeli.” Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Türk Halk Müziği Korosu Şefi Mehmet Özbek ise şöyle konuştu “Söz konusu eser bir Muş Türküsü’dür. Ancak türküde adı geçen yer Muş’ değil, Huş’tur. Muşlular Muş’ olsun diye ısrar ediyor. Muş türküsü olması için de illa Muş’ta geçmesi gerekmez.” Son olarak da Yemen Türküsünün Sözlerini de yazıya eklemiş olalım. Düriye Keskin’in Muş yöresine ait yorumu; Havada bulut yok bu ne dumandır Mahlede ölü yok bu ne figandır Şu Yemen elleri ne yamandır Ah o yemendir gülü çimendir Giden gelmiyor acep nedendir Burası Huş’tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Kışlanın önünde redif sesi var Bakın çantasında acep nesi var Bir çift kundurayla bir de fesi var Ah o yemendir gülü çimendir Giden gelmiyor acep nedendir Burası Huş’tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Fikret Memişoğlu’nun Elazığ yöresi yorumu; Havada bulut yok bu ne dumandır Mahlede ölü yok bu ne şivandır Ana ben ölmedim bu ne şivandır Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın ardında üç ağaç incir Kolumda kelepçe boynumda zencir Zencirin yerleri ne yaman sancır Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın ardında sıra söğütler Zabitler oturmuş asker öğütler Yemene gidecek bu koç yiğitler Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın ardında redif sesi var Bakın çantasına acep nesi var Bir çüt kundurası bir al fesi var Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın ardını duman bağladı Analar babalar kara bağladı Yemene gidene herkes ağladı Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın ardında yüzüyor kazlar Ayağım ağrıyor yüreğim sızlar Yemene gidene ağlıyor kızlar Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın ardında bir kırık testi Askerin üstüne sam yeli esti Gelinlik tazeler umudu kesti Eli Yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir
Yemen Türküsü Yemende çatışmada ölen Osmanlı askerleri için yakılmış bir ağıttır. Osmanlı Yemen topraklarını ülkesine kattıktan sonra buradaki hükümdarlığını sürdürmek için çok şehit verdi. Beş cephe de birden çarpışan Osmanlı kuvvetleri Anadolu’dan asker sevki yaptı. Huş nereye bağlı? Dr. Songül Karaosmanoğlu Ata türkünün sözlerinin aslında “Burası Muş’tur” olduğunu Yemene ait Huş şehri olduğu söylentilerin asılsız olduğu açıklamış ancak bazı otoriteler ise türkünün Muş’a ait olmasına rağmen hikâyenin illaki Muş’ta geçmeyebileceğini açıklamıştır. Yemen Türküsü kime yazıldı? Yemen Türküsünün Elazığ’a ait olduğuna dair resmi belge de mevcuttur. TRT Türk Halk Müziği derleme kayıtlarına göre 1944 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından Defçi Düriye Keskin’in kaynak kişiliğinde Muş’a yazılmış görünen türkü Bir kere defçi kadınlar hep hareketli ve neşeli türküler yapmışlardır. Burası Huştur huş ne demek? Türk Halk Müziği `nin ustalarından Musa Eroğlu ise şunları söyledi `Türküde `Burası Huş `tur, Giden Gelmiyor Acep Ne İştir` deniyor. Bu Yemen Türküsü ise adamlar savaşmaya Muş `a gitmemişlerdir. Askerler Yemen `e gitmiş. Türkü , Yemen türküsüdür. Magusa Limanı türküsünün hikayesi nedir? Yedi Hint askeri, ağır yaralı olan Ali’yi sürükleyerek ibreti alem için Ali’nin hamal olarak çalıştığı ünlü Mağusa Limanına götürerek orada bırakırlar. Bu acı olayı işiten Ali’nin eşi koşarak Mağusa Limanına varır ve kanlar içerisindeki eşinin yanı başına gider. Karadır kaşların ferman yazdırır kime ait? Bilinen öyküye göre bu türkü Malatyalı Fahri ye ait. Yaşar Özürküt, bu türkünün sahibinin Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinden Mustafa Tuna olduğunu söylüyor. Yemen türküsü hangi yöreye aittir? Kışlanın önünde sıra söğütler, Yüzbaşı, binbaşı asker öğütler Yemene gidenler baba yiğitler Nakarat Kışlanın önünde bir sürü kazlar Yüreğim yanıyor, ciğerim sızlar Yemene gidene ağlıyor kızlar Nakarat Bu türkünün makamı hüseynidir. Burası Muştur şarkısını kim söylüyor? Songül Karaosmanoğlu Ata, ANKA’ya yaptığı açıklamada, ilk olarak 1944 yılında Ankara Devlet Konservatuarı adına Muzaffer Sarısözen, Halil Bedii Yönetken ve Rıza Yetişen tarafından oluşturulmuş derleme ekibi tarafından Duriye Keskin adlı mahalli bir sanatçıdan derlenen türküdeki “Burası Muştur” sözlerinin 90’ların … Sarı Gelin türküsünün hikayesi nedir? Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ırmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Erzurumlu bir delikanlı sarışın Kıpçak beyinin kızına âşık olur ve Erzurumlu delikanlı ile sarışın Kıpçak kızının arasında Erzurum ve yöresinde yaşamaktadır. Huş diye bir yer var mı? TRT’nin değiştirdiği sözlerin altına “Huş; Yemen’in başkenti Sana ile Taiz kentleri arasında bulunan bir Türk Kalesinin ismidir” açıklamasını yaptığını hatırlatan Ata, “Türkünün sözlerini dikkatli bir şekilde okursak, Anadolu toprakları üzerinde bir yerlerde söylendiğini anlayabiliriz. Huş Köprüsü nerededir? “Huş; Yemen’in başkenti San’a ile Taiz şehirleri arasında bulunan bir Türk Kalesinin ismidir.” 1. Dünya savaşında buraya giden Osmanlı askerleri için yakılan ağıtta geçen Türk Kalesidir. Ayrıca Yemen’in güneyinde bulunan Wadi Dawan köyü ile Shibam kasabasını oluşturduğu bölgeye de Huş Bölgesi denilmektedir. Mağusa Limanı kimin şarkısıdır? SELDA Vinyl Record – UK Release by Bagcanselda. Arap Ali nasıl öldü? Arap Ali Uzun’u geçirdiği kalp krizi nedeniyle kaybettik. Karadır kaşların ferman yazdırır kim söylüyor? HiraiZerdüş Karadır kaşların – YouTube. Karadir Kaslarin kim söylüyor? Karadır Kaşların Ferman Yazdırır Necdet Kaya Official Music Video necdetkaya – Esen Müzik – YouTube.
1 Yemen Türküsü Havada bulut yok bu ne dumandır Mehlede ölüm yok bu ne şivandır Şu Yemen elleri ne de yamandır Anom Yemen'dir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Şu dağın ardında redif sesi var Varın bakın çantasında nesi var Bir çift pabuç ile bir de fesi var Burası Huş'tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Kışlanın önünde çalınır sazlar Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen'e gidene ağlıyor kızlar Burası Huş'tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Moderatör tarafında düzenlendi 28 Haz 2018 Başlangıç tarihi 27 Nis 2013 122,722 15
burası muştur türküsü ve hikayesi