Bunu da şu ifadelerle açıkça belirtmiştir: " Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (CMK m. 231/7)" Ancak dikkat edilmelidir ki her para cezası değil, seçenek yaptırıma çevrilmiş para cezaları
Kişisel bakımını tek başına gerçekleştiremesi, başkasından sürekli yardım istemesi. Bulantı ve iştah kaybı yaşaması. Kendini halsiz hissetmesi, hareket etmede güçlük. Ağrı ve rahatsızlık hissetmesi. “Cerrahi iyileşmede gecikme” tanısının sebepleri nelerdir? Mevcut hastalığa bağlı operasyon geçirmesi
Hagbikinci kez suç işleme sonrası cezaların toplanması. 29, Mayıs, 2019 Ceza Hukuku kategorisinde elvis21 tarafından soruldu. hagb; ikinci suç; ceza
Ancak erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, Gerekir.
29 ocak 2021 cuma 12:04. yargitay ceza genel kurulu esas: 2016/350 e. karar: 2019/49 k. hagb karari hagb denetİm sÜresİ İÇİnde yenİ suÇ İŞleme hagb sÜresİ İÇİnde kullanmak İÇİn uyuŞturucu madde bulundurma suÇunu İŞleme hagb İhlalİ sayilmayacaĞi tedavİ ve denetİmlİ serbestlİk tedbİrİ uygulanmasi gerektİĞİ
0m2SVW. Suç tarihi yönünden tarihinden önce işlenen eski suçlardan da HAGB kararı verilebilir. Ancak; CMK sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, tarihli Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72 maddesiyle, “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” cümlesi eklenmiştir. Kasıtlı bir suç nedeniyle ibaresinden tarihi ve sonrasında işlenen suçların anlaşılması gerekir. Yargıtay, 2018 tarihli bir kararında konuya değinmiş ve aşağıdaki biçimde bir karar vermiştir. YARGITAY Dairesi Esas 2017/ 22732 Karar 2018 / 1631 Karar Tarihi ÖZET Suç tarihi itibariyle sabıkasız olan ve adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kaydı bulunmayan sanığın hakaret ve tehdit suçlarından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın yasaya uygun olduğu, anılan karara yönelik itirazın reddi yerine yasal olmayan gerekçeyle itirazın kabulüne ilişkin merci kararında isabet bulunmadığından kanun yararına bozma talebinin kabulüyle hükmün bozulması gerekir. 2709 S. K. m. 174 5237 S. K. m. 7, 106, 125, 191 5271 S. K. m. 223, 231, 267, 268, 269, 270, 271 5395 S. K. m. 23 YCGK. T. 2012/10-534 E. 2013/15 K. YCGK. T. 2008/11-250 E. 2009/13 K. Hakaret ve tehdit suçlarından sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle, 125/1-2, 43/1, 29 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay 37 gün hapis ve Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2014/505 esas, 2017/277 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına dair Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2017 tarihli ve 2017/1894 değişik iş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 17/11/2017 gün ve 94660652-105-41-11400-2017-KYB sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2017 gün ve 2017/65793 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince adı geçen sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bahisle, hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine karar verilmiş ise de; incelemeye konu dosyaya ilişkin suçun işlendiği 16/02/2014 tarihi itibariyle dosya içerisinde bulunan sanığa ait adli sicil kaydından da anlaşılacağı üzere, sanığın mahkum olduğu herhangi bir kararın bulunmadığı anlaşılmakla, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA I- Olay Hakaret ve tehdit suçlarından sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle, 125/1-2, 43/1, 29 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay 37 gün hapis ve Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2014/505 esas, 2017/277 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına dair Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2017 tarihli ve 2017/1894 değişik iş sayılı kararının, dosya kapsamına göre, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince adı geçen sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bahisle, hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine karar verilmiş ise de; incelemeye konu dosyaya ilişkin suçun işlendiği 16/02/2014 tarihi itibariyle dosya içerisinde bulunan sanığa ait adli sicil kaydından da anlaşılacağı üzere, sanığın mahkum olduğu herhangi bir kararın bulunmadığı anlaşılmakla, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı Sanık hakkında kurulan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın yasaya uygun olup olmadığının ve buna bağlı olarak mercii kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme Sanık hakkında kurulan mahkÛmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ile kabul edilmiş, tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanunun 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır. Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesiyle “sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” cümlesi eklenmiştir. 5560, 5728, 5739, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için; 1 Suça ilişkin olarak; a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, b- Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması, 2 Sanığa ilişkin olarak; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkÛm olmamış bulunması, b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, c- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, d- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması, e- Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmemiş olması, Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda re’sen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkan verecek biçimde kararda gösterilmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir. CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir. Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup “İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267. maddesinde; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür. CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir. CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK’nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir. İncelenen dosyada; Sanık … hakkında, 2013 yılı Aralık ayı-16/02/2014 tarihlerinde işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tarihli iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2014/505 esas, 2017/277 sayılı kararıyla, hakaret ve tehdit suçlarından sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1. cümle, 43/1, 62, 125/1-2, 43/1, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay 37 gün hapis ve Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan karara katılan vekili tarafından süresinde itiraz edildiği, merci Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2017 tarihli ve 2017/1894 değişik iş sayılı kararıyla, “Sanık hakkında Gölcük Ceza Mahkemesinin 2014/1017 Esas sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ve bu kararın 06/09/2016 tarihinde kesinleştiği uyaptan yapılan kontrol sonucunda görülmekle, 5237 Sayılı 231/6-a ve 231/son maddesinde belirtildiği üzere, denetim süresi içerisinde 2. kez HAGB kararı verilemeyeceği” şeklindeki gerekçeyle itirazın kabulüne ve kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Sanığın 23/11/2014 tarihli adli sicil kaydı incelendiğinde, sanığın sabıkasız olduğu ve herhangi bir kaydın bulunmadığı görülmektedir. Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29/03/2016 tarihli ve 2014/1017 esas, 2016/174 sayılı kararı incelendiğinde, sanığın …, suç tarihinin 03/04/2014, kesinleşme tarihinin 06/09/2016 olduğu, sanık hakkında 5490 sayılı Yasaya muhalefet suçundan neticeten 5 ay hapis cezasına hükmolunup, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Sanık, incelemeye konu dosyadaki hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinde, sanığın adli sicil kaydında kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kaydı bulunmamaktadır. CMK’nın 231. maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” cümlesi eklenmiştir. Çözülmesi gereken sorun; denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez cümlesinde yer alan “kasıtlı bir suç nedeniyle” tabirinden ne anlaşılması gerektiğidir. Yani bu ifadede kastedilen kasıtlı suç, 28/06/2014 tarihi ve sonrasında işlenen suç mu yoksa, bu tarihten önce işlenen ancak kararı bu tarihten sonra verilen suç da bu tabire dahil midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun tarihli, 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Sanık hakkında kurulan mahkÛmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip olup, karma bir niteliği bulunan bu kurumun, maddi ceza hukukuna ilişkin yönü nazara alındığında, 5237 sayılı Yasanın 7. maddesinde tanımlanan lehe yasanın geçmişe yürümesi ilkesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun önceki hükümlere de uygulanması doğaldır. Hükmün açıklanmasının gereği bırakılması kurumunun maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğuran karma bir yapıya sahip olması sebebiyle, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle getirilen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” biçimindeki düzenleme, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sanık aleyhine uygulanamayacağından ancak, 28/06/2014 tarihi ve sonrasında işlenen kasıtlı suçlar açısından uygulanabilecek, bu tarihten önce işlenen kasıtlı suçlarla ilgili olarak kurulan hükümlerde, salt bu düzenleme nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi yasaya aykırı olacaktır. Bu açıklamalar ışığında; suç tarihi itibariyle sabıkasız olan ve adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kaydı bulunmayan sanık …’un, hakaret ve tehdit suçlarından, 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1. cümle, 43/1, 62, 125/1-2, 43/1, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay 37 gün hapis ve Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2014/505 esas, 2017/277 sayılı kararının yasaya uygun olduğu, anılan karara yönelik itirazın reddi yerine, “Sanık hakkında Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1017 Esas sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ve bu kararın 06/09/2016 tarihinde kesinleştiği uyaptan yapılan kontrol sonucunda görülmekle, 5237 Sayılı 231/6-a ve 231/son maddesinde belirtildiği üzere, denetim süresi içerisinde 2. kez HAGB kararı verilemeyeceği” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle itirazın kabulüne ilişkin merci Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2017 tarihli ve 2017/1894 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır. IV- Sonuç ve Karar Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, merci Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2017 tarihli ve 2017/1894 Değişik İş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 25/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ¤¤
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231. maddede düzenlenmiştir. Madde 231 1 Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. 2 Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. 3 Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. 4 Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. 5 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl2 veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. 6 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Ek cümle 22/7/2010 - 6008/7 md. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez. 7 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. 8 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Ek cümle 18/6/2014- 6545/72 md. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. 9 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Altıncı fıkranın c bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. 10 Ek 6/12/2006-5560/23 md.Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. 11 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. 12 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. 13 Ek 6/12/2006-5560/23 md. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. 14 Değişik 23/1/2008 – 5728/562 md. Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. İLGİLİ YARGITAY KARARLARI YARGITAY CEZA DAİRESİ 2 Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtiraz 271, 309 – 142/1-f, 168/1 Açıklanmayan ve hukuken varlık kazanmamış bulunan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, itiraz yolu ile incelenmesi olanağı bulunmadığından; Katılan vekilinin hükmün içeriğine yönelik itirazının kabulüne karar verilerek, hükümde vekalet ücreti ile ilgili düzeltme yapılması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. DAVA ve KARAR Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan sanık İbrahim K.`ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 142/1-f, 168/1., 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan kendini vekille temsil ettirmiş ise de vekili duruşmalara katılmadığından 175, Türk Lirası dilekçe ücretinin sanıktan tahsiliyle katılana verilmesine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Keşan Asliye Ceza Mahkemesinin tarihli ve 2010/301-773 sayılı kararma yönelik itirazın kabulü ile Keşan Asliye Ceza Mahkemesinin tarihli ve 2010/301-773 sayılı kararının 4 nolu bendinin “katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden Türk Lirası dilekçe ücretinin sanıktan tahsiliyle katılana verilmesine” şeklinde düzeltilmesine ilişkin, EDİRNE 1. Ağır Ceza Mahkemesinin tarihli ve 2010/940 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen gün ve 2011/3885-18109 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gün ve 2011/164662 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulması hâlinde, itiraz merciinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin şartlarının olup olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleyebileceği; Mercii tarafından suçun sübutu, nitelendirilmesi gibi esasa ilişkin değerlendirme yapılamayacağı; Açıklanmayan mahkumiyet hükmü içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenemeyeceği, bu gibi hukuka aykırılıkların ancak davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde temyiz kanun yolu ile incelenebileceği cihetle, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ KARARI Sanık hakkında Keşan Asliye Ceza Mahkemesi`nin, tarih, 2010/301-773 sayılı kararı ile elektrik hırsızlığı suçundan, 5271 sayılı CMK.’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, katılan vekilinin vekalet ücretine hükmolunmaması yönündeki itirazı üzerine, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi`nce, itirazının kabulü ile “karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince TL. vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” şeklinde hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir. 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5. fıkrasında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” şeklindeki düzenleme nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca itiraza tabi bulunan bu karar yönünden, itiraz merciince ancak 5271 sayılı yasanın 231. maddesindeki koşulların bulunup bulunmadığına ilişkin sınırlı bir denetleme yapılabilecek, anılan maddenin 5. fıkrası uyarınca henüz varlık kazanmamış olan hükmün denetlenmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gün ve 2009/4-13 Esas – 2009/12 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, anılan yasanın 231 ve 271. maddelerindeki düzenlemelere aykırı olacaktır. Hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabilecektir. Bu itibarla; açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra ancak temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise koşulları bulunduğu taktirde yasa yararına bozma yasa yolu ile incelenebilecek olması ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, açıklanmayan ve hukuken varlık kazanmamış bulunan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, itiraz yolu ile incelenmesi olanağı bulunmadığından, katılan vekilinin hükmün içeriğine yönelik itirazının kabulüne karar verilerek, hükümde vekalet ücreti ile ilgili düzeltme yapılması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, SONUÇ EDİRNE 1. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen gün ve 2010/940 D. İş sayılı kararın, BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi YARGITAY 2. Ceza Dairesi E2009/36259 K2011/37793 T Hakaret Karşılıklı Hakaret Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Gerekçenin Yasal ve Yeterli Olması Özet Hakaretin karşılıklı olduğuna dair sanık tarafından gösterilen tanıklar dinlendikten sonra 5237 sayılı TCK'nın 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir. Sabıkasız olan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan nesnel objektif koşul oluşmuştur. Katılanın herhangi bir tazminat istemi bulunmadığı gibi, dosyaya yansıyan, hakimin basit bir araştırmayla saptayabileceği bir zararının da belirlenemediği ve manevi zararın da nazara alınamayacağı gözetilerek öznel sübjektif koşulun oluşup oluşmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin hükmolunan ceza miktarı gerekçe gösterilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir. 5237 s. Yasa m. 125,129 5271 s. Yasa m. 231/6 Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanık tarafından hakaretin karşılıklı olduğuna dair gösterilen tanıklar Ayşe ve Ahmet dinlenilip sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 2- Sanık hakkında, hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının olanaklı olduğu da gözetilerek, hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde sayılan nesnel objektif ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın adli sicil kaydına göre sabıkasız olduğu dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK'nın 231/6-a maddesinde gösterilen, "kasıtlı suçtan mahkum olmama" nesnel objektif koşulunun bulunduğu, aynı Yasa'nın 231/6-c maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel objektif koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda katılanın tazminat istemi bulunmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen suçtan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararın belirlenmediği gözetilerek, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasının b bendinde belirtilen, "sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması" öznel sübjektif koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken "ceza miktarına" göre biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 3- ıddianamenin kabulü kararı okunmadan duruşmaya başlanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 191/1. maddesine aykırı davranılması, 4- Sanığın cezasından zincirleme suç hükmü nedeniyle artırım yapılırken uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ ESAS NO2014/17942 KARAR NO2015/22149 KARAR TARİHİ02/12/2015 TEBLİĞNAME NO 2 - 2013/95516 MAHKEMESİ Şanlıurfa Ceza Mahkemesi TARİHİ 08/02/2013 NUMARASI 2010/101 E ve 2011/697 K SUÇ Hırsızlık HAGB KARARI- VERİLEN İCRA DİSİPLİN TAZYİK HAPSİ İÇİN AÇIKLANAMAZ. Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık hakkında 5271 sayılı 231/ gereğince verilen tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde işlediği suçtan dolayı sanık hakkında önceki hükmün açıklanması için Şanlıurfa Ceza Mahkemesince ihbarda bulunulması üzerine duruşma açılarak; Sanık hakkında denetim süresi içerisinde işlediği ileri sürülen suçtan yapılan yargılama sonucunda Şanlıurfa Ceza Mahkemesinin tarih ve 307-340 sayılı kararı ile 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği ve önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulduğu anlaşılmakta ise de; maddesi gereğince sanığın 3 aya kadar tazyik hapsine karar verildiği ancak hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra karar gereği yerine getirilir ve borç ödenirse sanığın tahliye edileceği hususu dikkate alınarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra sanık hakkında kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetine dair hüküm bulunmadığı ve hükmün açıklanması koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HAGB kararı ve yeni suç sonrası temyiz imkanı. Hagb kararı verilen sanık 5 yıl içerisinde tekrar suç işlerse; tekerrür suç değil, farkında olmadan çalıntı telefon alıp satmak yeni görülen mahkeme eski hagb kararını veren mahkemeye yazı yazıyor, bu adam suç işledi hagb kararını açıklayın diye. Bu durumda, 1- Görülen yeni mahkeme sanığa yeni bir hagb kararı verilebilir mi, eski hagb kararının üzerine. Mahkemedeki durumu ve suç biçimi, pişmanlığı göz önüne alınarak. Eğer verilir ise, eski hagb kararını etkiler mi? 2- Yeni suç'u sabit görülen sanık dosyayı temyize gönderirse; hagb kararı veren mahkeme kararı açıklamak için yeni duruşma yapar mı? Yoksa direkt hükmü açıklayıp teblig mi eder sanığa. Üçüncü ihtimal ise, temyize görülen dosyanın onaylanmasını veyahut bozulmasını mı bekler. neticede hukukukun en temel ilkesi, kararın kesinleşmesi kurumudur. Yoruma açık bir konu olduğundan değerli avukat arkadaşlarımın fikirlerini almak istiyorum. Fikir beyan eden veyahut etmeyen herkese teşekkürler. Hukuki NET Güncel Haber Konu Jza tarafından 03-10-2012 Saat 182339 de değiştirilmiştir. 03-10-2012 155503 Nedir? Cevap HAGB kararı ve yeni suç sonrası temyiz imkanı. Forumda gerekli aramaları yaparak altta alıntı yaptığım kısmı buldum, yukarıdaki sorular ile beraber alıntı kısmınıda yorumlayabilirsek sevinirim arkadaşlar. Herkese teşekkürler. Sanık hakkında ikinci bir HAGB kararı verilebilir. İlk HAGB kararı bir MAHKUMİYET kararı olmadığı için, sanık daha önce bir suçtan mahkum olmamıştır. Denetim süresi içerisinde işlenen suç hakkında da diğer şartları varsa HAGB kararı verilebilir. Ancak burada önemli olan HAGB kararı verilebilmesi için kişinin bir daha suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması, mahkeme bu nedenle ikinci suç işin HAGB uygulamayabilir. Ancak isterse HAGB uygulayabilecektir. Hatta kişi hakkında sayısız HAGB kararı verilebilecektir. Buna engel olan CMK 231/6-b Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, kararı mahkumiyet sayılmadığı için ilk HAGB kararındaki hüküm de açıklanmaz. Cevap HAGB kararı ve yeni suç sonrası temyiz imkanı. Arkadaşlar 3 soruya halen yanıt bulamadım. Cevap HAGB kararı ve yeni suç sonrası temyiz imkanı. Korkmayın arkadaşlar, sadece bir cevap arıyorum. Fazlasını değil. Bu sayfada bulunan kavramlar hagb kararı, hagb bozulması, hagb sonrası suç işleme, http hagb bozuldu, hagb karari diger mahkemeler etkilermi, hagb temyiz, hagb yeniden suc islenince temyizde yargitay kararlari, bozulan hagb ne zaman aciklanir hagb nin bozma sartlari, hagb den sonra suç işlenmesi, hagb once suç, hagb kararından önce işlenen suç, hagb hagb bozuldu ne yapabilirim, hagb yeniden suc islenince yeniden yargilama, hagb bozuldu ne olur, hagb yeniden suc islenince yeniden yargilama site hagb yeniden yargilama kararlari sonucu, hagb sonrasi tekrar suc isleme, hagb bozulmasi, hagb, hagb yi başka suçla bozma, hagb kararının bozulması, hagb bozuldugu tarih Forum Benzer Konular HAGB kararı sonrası yeni bir ceza ve temyiz... Daha önce forumda sizlerinde yardımıyla 2 dava süreci atlattım. 1. Birincisi nitelikli mala zarar verme... "Hiç gitmediğim bir ilçede" yaşanan bir... Yazan s48selcuk43 Forum Ceza Hukuku Yanıt 1 Son İleti 20-01-2016, 090405 Temyiz sonrası HAGB 2009 yılında 1 yıl 8 ay hapis cezası aldım. Hakim suçun "bir daha işlenmeyeceğine kanaat getirildiğinden" cezayı erteleme kararı verdi. Aynı... Yazan dedenet Forum Ceza Hukuku Yanıt 0 Son İleti 02-03-2013, 121715 Hagb kararı sonrası İşlenen yeni suç merhaba arkadaşlar size bir sorum olacak cevap verirseniz çok sevinirim. benim 2010 yılında hırsızlık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile... Yazan ahmetgs_ Forum Ceza Muhakemesi Hukuku Yanıt 3 Son İleti 19-12-2012, 224356 Hagb kararı sonrası İşlenen yeni suç merhaba arkadaşlar size bir sorum olacak cevap verirseniz çok sevinirim. benim 2010 yılında hırsızlık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile... Yazan ahmetgs_ Forum Hukuki Görüş ve Yorum Yanıt 1 Son İleti 04-08-2012, 183439 Hagb kararı sonrası İşlenen yeni suç merhaba arkadaşlar size bir sorum olacak cevap verirseniz çok sevinirim. benim 2010 yılında hırsızlık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile... Yazan ahmetgs_ Forum Hukuki Görüş ve Yorum Yanıt 5 Son İleti 24-07-2012, 213227 Yetkileriniz
Yargıtay Dairesi 1. Ceza DairesiMahkemesi Ağır CezaSayısı 209-5Sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüsten açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 86/1, 87/1-d, 29/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Kars Ağır Ceza Mahkemesince verilen tarihli ve 130-141 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Kars Ağır Ceza Mahkemesince tarih ve 209-5 sayı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, sanığın TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/d-son, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince tarih ve 1383-6074 sayı ile;"...Haksız tahrik nedeniyle cezada indirim yapılması sırasında uygulama maddesi belirtilmediğinden, '5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi uyarınca' ibaresinin ilgili bölüme eklenmesine karar verilmek suretiyle" düzeltilerek onanmasına karar Cumhuriyet Başsavcılığı ise tarih ve 116123 sayı ile;"...5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlemesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilip eski hükmün aynen kurulması gerektiği, ancak yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde mahkemenin yeniden durum değerlendirmesi yapabileceği, yeni hüküm kurabileceği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Dairelerince de kabul edilen uygulamaya göre sanığın deneme süresi içerisinde yeni kasti bir suç işlemesi hâlinde mahkemenin eski hükümde değişiklik yapmadan eski hükmü aynen kurması gerektiği gözetilmeyerek sanığa fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine Özel Dairece düzeltilerek onanmasında isabet bulunmadığı," görüşüyle itiraz kanun yoluna 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Dairesince tarih ve 1466-1573 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara MİLLETİ ADINACEZA GENEL KURULU KARARISanık ... hakkında mağdur ...'yı kasten yaralama, mağdur .....'ya yönelik mala zarar verme; sanık ...... hakkında mağdur ...'yı, sanık ..... hakkında mağdurlar ... ve ......'yı, sanık ...... hakkında mağdur ...'yı kasten yaralama suçlarından verilen düşme kararları ile sanık ..... hakkında mağdur ...'ya yönelik tarihinde işlediği iddia olunan kasten yaralama, sanık .....hakkında mağdur .....'ya yönelik silahlı tehdit suçundan verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin, sanık ...... hakkında mağdur .....'ya yönelik tarihinde işlenen kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; CMK'nın 231. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi hâlinde önceki hükmün aynen açıklanması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine dosya kapsamından;Sanık ... hakkında, tarihinde Kars ili, Ocaklı köyünde mağdur ...'ya yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüs ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı,Kars Devlet Hastanesince mağdur ... hakkında düzenlenen tarihli raporda; sağ elde ağrı ve hassasiyet şikâyeti olan mağdurun sol pariyetal bölgede kesi, sol kulak memesinde yaklaşık 0,5 cm uzunluğunda kesi bulunduğu, yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmuş olduğu ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin ifade edildiği,Adli Tıp Kurumu Kars Şube Müdürlüğü tarafından mağdur hakkında düzenlenen tarihli raporda; sol pariyetal depresyon kırığının yaşamsal fonksiyonlara 4 ağır derecede etki ettiği, mağdurun maruz kaldığı yaralanma nedeniyle hayati tehlike geçirmiş olduğu, yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği, yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı bilgilerine yer verildiği, ... kollukta; olay günü köydeki evine giderken sanık ve inceleme dışı sanık ..... ile karşılaştığını, sanığın kendisini tuttuğu esnada, Cengiz'in elindeki bıçakla başına vurduğunu,Mahkemede; olay günü köy içerisinde sanık ... ve tanık ..... ile karşılaştıklarını, aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğünü, kavga sırasında arkadan bir kişinin kendisinin kafasına vurduğunu, vuran kişi ile .....'nın olay yerinde olup olmadığını görmediğini, önceki beyanlarında olayın şoku ve aralarındaki husumet nedeniyle kendisine .....'nın vurmuş olabileceğini söylemiş olduğunu, şikâyetinden vazgeçtiğini,Tanık ..... Kaya kollukta; olay günü akşam saatlerinde sanıkla beraber köy içerisinde gezdiklerini, mağdurla karşılaştıklarını, mağdurun küfretmesiyle sanıkla mağdur arasında kavga çıktığını, mağdurun elinde bıçak bulunduğunu, kavgayı ayırdığını,Mahkemede; olay günü sanık ...'yla köy içerisinde dolaşırken karşılaştıkları mağdur ... ile sanık arasında tartışma çıktığını, tartışmayı ilk önce hangi tarafın başlattığını hatırlamadığını, diğer köylülerle araya girerek kavgayı yatıştırdıklarını, kavga sırasında kimsenin elinde bıçak ya da benzeri alet görmediğini, önceki ifadelerinde mağdur ...'ın elinde bıçak gördüğünü, tarafların birbirlerine yumruk ve tekmelerle vurduklarını söylemiş olması nedeniyle oluşan çelişki sorulduğunda; soruşturma aşamasındaki ifadelerinde de bıçak görmediğini beyan ettiğini, tutanaklara ifadesinin niçin farklı yazıldığını bilmediğini,Hakkında verilen beraat kararı kesinleşen inceleme dışı sanık .....; olay yerinde bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini,İfade ... kollukta; kendisine küfrederek saldıran mağdurun elinde bıçak bulunduğunu, mağdurun eline vurarak bıçağı düşürdüğünü, boğuşma sırasında yerden aldığı taşla mağdurun başına vurduğunu, olay sırasında kendisinde bıçak bulunmadığını,Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü köy içerisinde arkadaşı olan tanık ..... Kaya ile yürüdükleri sırada mağdur ...'la karşılaştıklarını, mağdurun hakaret ederek elindeki bıçakla kendisine saldırdığını, mağdurun eline vurarak bıçağı yere düşürdüğünü, olay sırasında mağduru eli ile darp ettiğini,Mahkemede; olay günü mağdurla aralarında bağrışma yaşandığını, mağdurun elinde bıçak görmediğini, mağdurun kendisine hakaret etmediğini, yargılama sonucunda, Yerel Mahkemece sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 86/1, 87/1-d, 29/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara yönelik itirazın mercisince reddedilmesi üzerine kararın tarihinde kesinleştiği,Sanığın denetim süresi içerisinde tarihinde işlemiş olduğu kasten yaralama suçu nedeniyle Kars Kapatılan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin tarihli ve 1310-365 sayılı kararıyla kesin nitelikte TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,Kars Kapatılan 1. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan ihbar üzerine dosyayı yeniden ele alan Yerel Mahkemece tarih ve 209-5 sayı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, hükümde değişiklik yapılmak suretiyle sanığın silahla yaşamsal tehlikeye neden olacak şekilde kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/d-son, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkra ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılap Kanunları'nda yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez" cümlesi; 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanun'larla 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;1 Suça ilişkin olarak;a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,b- Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılap Kanunları'nda yer alan suçlardan olmaması,2 Sanığa ilişkin olarak;a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,b- Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması,c- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,d- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,e- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,şartlarının gerçekleşmesi bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve on sekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak bağlamda Ceza Genel Kurulunun birçok kararında da açıkça belirtildiği gibi, şartlı bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, objektif şartların mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, zararın giderilmesi varlığı hâlinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce resen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması hâlinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili bu genel açıklamalardan sonra açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanması üzerinde durulması sayılı CMK'nın 231. maddesinin 11. fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." hükmünü üzere açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için iki hâlden birinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hükmün açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. Deneme süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. Ancak mahkeme sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra hükmü açıklayabilecektir. İkinci suçun doğrudan ya da olası kastla işlenmesinin bir önemi yoktur. İkinci suçun şikâyete bağlı veya resen soruşturulan bir suç olması da sonuca etkili değildir. Yine ikinci suçtan mahkûmiyetin adli para cezası ya da hapis cezası olması yanında TCK'nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmiş olmasının da önemi olmadığı gibi kesin nitelikte olmasının da bir önemi yoktur. Kanun koyucu ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli görmüş, ikinci suçtan verilecek mahkûmiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmemiştir. İkinci suçun taksirle işlenmesi durumunda ise, bilinçli taksir de olsa hüküm yandan, 5271 sayılı CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde mahkemece açıklanacak hükümde, "223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, tayin olunan ceza miktarının ve kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının" hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, öncelikle denetime imkân verecek şekilde, diğer taraftan kesinleştiğinde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte bir hüküm kurmalı, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükme atıf yapmakla sayılı CMK'nın 231/11. madde ve fıkrasında, açıklanması geri bırakılan hükmün ne şekilde açıklanacağı ve hükümde değişiklik yapılıp yapılamayacağı hususuna gelince;Denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanıp açıklanmayacağı hususunda öğretide;"Burada yanıtlanması gereken sorun, sonradan koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle mahkemenin hükmü açıklaması gereken durumlarda, önceki hükümde bir değişiklik yapıp yapamayacağı ve bu çerçevede hapis cezasının ertelenmesine ya da seçenek yaptırıma karar verip veremeyeceğidir. Biz, mahkemenin önceki kararında bir değişiklik yapamayacağı ve bu nedenle de bu aşamada erteleme ya da başka bir yaptırıma karar veremeyeceği düşüncesindeyiz." Bahri Öztürk-Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Özge Sırma-Yasemin Saygılar Kırıt-Özdem Özaydın-Esra Alan Akcan-Efser Erden, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 10. Baskı, 2016, "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren hâkim ile hükmü açıklayan hâkimin farklı olması hâlinde, hükmü açıklayan hâkim açıklanmayan hükümde veya hüküm fıkrasında hukuka aykırılık tespit etse dahi hükmü değiştiremez; sadece açıklar. Bu hata ancak kanun yolunda giderilebilir." Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 14. Baskı, 2017, s. 807. şeklinde görüşler 231/11. maddesine göre; mahkemenin, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere bilerek aykırı davranması hâlinde hükmü aynen açıklamakla yükümlü olduğu, kendisine yüklenen yükümlülükleri elinde olmayan sebeplerle yerine getiremeyen sanığın ise durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulların varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebileceği yandan, ilk hükümde uygulama şartlarının oluşmasına rağmen fark edilmeyen veya uygulanması unutulan nitelikli bir hâlin, hükmün açıklandığı sırada uygulanarak sanık hakkında daha ağır bir cezaya hükmolunabileceğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat ve bu anlamda sanık ile Devlet arasında imzalanmış bir sözleşme anlamına gelen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulandığı hâllerde, sanık denetim süresi içerisinde bir daha kasıtlı bir suç işlememeyi taahhüt ederken, Devlet ise sanığa lekelenmeme hakkı tanımakta ve belirli bir süre içerisinde kasıtlı başka bir suç işlememesi hâlinde cezanın düşürüleceğini taahhüt etmektedir. Sanığın Devlete verdiği sözü tutmayıp denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi durumunda ise, kanun koyucu açıklanması geri bırakılan cezanın aynen açıklanması yaptırımını öngörmüştür. Dolayısıyla açıklanması geri bırakılan hükümde değişiklik yapılmak suretiyle sanığın daha fazla cezalandırılmasına karar verilmesi, bir nevi sözleşmeye aykırılık anlamına geleceği gibi kişilerin Devlete ve adalete olan güvenlerinin de sarsılmasına neden olacağı ortadadır. Diğer yandan, ilk hükümdeki hukuka aykırılıkların ileride sanık tarafından kazanılmış hak konusu olma ihtimali de göz önüne alındığında, mahkeme tarafından uygulanması unutulan veya fark edilmeyen herhangi bir hususun ancak aleyhe başvuru olması hâlinde temyiz veya istinaf yoluyla giderilebileceği, özellikle sanık aleyhine olacak şekilde hükmün düzeltilemeyeceği veya değiştirilemeyeceği kabul açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Yaşamsal tehlikeye yol açacak şekilde kasten yaralama suçundan sanık ... hakkında, Yerel Mahkemece TCK'nın 86/1, 87/1-d, 29/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin mahkûmiyet hükmünün CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hüküm CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanırken sanığın bu kez silahla yaşamsal tehlikeye neden olacak şekilde kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/d-son, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verildiği olayda; CMK'nın 231/11. maddesindeki emredici hüküm uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması gerektiğinden, açıklanması geri bırakılan hükümde değişiklik yapılarak sanığın aleyhine olacak şekilde daha ağır bir cezanın belirlenmesine ilişkin Yerel Mahkeme hükmünde isabet yandan sanık hakkında haksız tahrik hükmü uygulanırken uygulama maddesinin; takdiri indirim hükmü uygulanırken indirim oranının gösterilmemesi de usul ve kanuna itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca aynen açıklanması gerektiğinin gözetilmemesi ve haksız tahrik hükmüne ilişkin uygulama maddesi ile takdiri indirim hükmüne ilişkin indirim oranının belirtilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin tarihli ve 1383-6074 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,3- Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin tarihli ve 209-5 sayılı hükmünün,a CMK'nın 231. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle önceki hükmün aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden, hükümde değişiklik yapılarak sanığın aleyhine olacak şekilde hüküm tesisi,b Sanık hakkında haksız tahrik hükmü uygulanırken uygulama maddesinin, takdiri indirim hükmü uygulanırken de indirim oranının gösterilmemesi,İsabetsizliklerinden BOZULMASINA,4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur CMK Erteleme, takdiri indirim gibi bireyselleştirme kurumlarında mahkeme kararı birtakım hukuki sonuçlar doğrururken, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda ortada sonuç doğuracak bir mahkeme hükmü yoktur. Mahkeme, hukuk sisteminde sonuç doğuracak şekilde kararını henüz açıklamamış, açıklamayı geri bırakmıştır. HAGB kararı, kişinin medeni, siyasi veya özel yaşamına hiçbir kısıtlama getirmeden adeta sanığa ikinci bir şans tanır. HAGB kararı, suç işleyen kişinin hayatına ceza hukuku müdahalesini adeta askıya almaktadır. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için birtakım şartların bir arada bulunması gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun HAGB kararı için aradığı tüm şartlar vücut bulmadan, hakim, HAGB kararı verme yetkisine sahip değildir. Bu şartlar şunlardır HAGB Kararı için Suça Dair Şartlar Nelerdir? Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilemeyecek Suçlar Bazı suçlar açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğine dair özel kanunlarda düzenlemeler vardır. Aşağıdaki hallerde sanık hakkında HAGB kararı verilemez 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu md. 63/2 gereği, bu kanun kapsamındaki disiplin suçlarının ceza miktarı ne olursa olsun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak, disiplin suçu tarihinden önce işlenmişse hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanabilir. Karşılıksız çek keşide etme suçu, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, Disiplin veya tazyik hapsi gerektiren fiiller Örneğin, taahhüdü ihlal veya nafaka borcunun ödenmemesi suçu nedeniyle hükmedilen tazyik hapsi; duruşma disiplinine aykırılık nedeniyle hakim tarafından hükmedilen disiplin hapsi. Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar CMK Özellikle belirtelim ki, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar bakımından 6352 sayılı Kanun maddesi ile yapılan değişiklikle birlikte HAGB hükümleri uygulanabilmektedir. Örneğin, propaganda, örgüte yardım etme suçu vs. gibi suçları işleyenler diğer şartlar varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan faydalanabilirler. Hapis Cezasında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması HAGB kararı verilebilmesi için mahkemenin yaptığı yargılama neticesinde hükmettiği ceza hapis cezası ise, 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olmalıdır. 18 yaşından küçük çocuklar açısından da aynı ceza miktarı geçerlidir. Suçun niteliğinin yukarıda açıkladığımız istisnalar hariç, taksirle veya kasten işlenmesinin hiçbir önemi yoktur, önemli olan cezanın miktarıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu, 2 yıl veya daha az ceza miktarını mutlak nitelikte bir ölçü olarak kabul etmiştir. Bu yüzden, örneğin, kasten adam yaralama, taksirle adam yaralama, hırsızlık suçu, dolandırıcılık suçu, hakaret suçu, mala zarar verme suçu, tehdit suçu, şantaj suçu, uyuşturucu madde kullanma gibi suçlar nedeniyle hükmedilen hapis cezaları süre koşulunu sağladığı takdirde sanık hakkında HAGB kararı verilebilir. Adli Para Cezasında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Adli Para Cezası, doğrudan verilebileceği gibi hapis cezasından da çevrilebilen bir ceza yaptırımıdır. Mahkeme yargılama neticesinde sanık hakkında doğrudan sadece adli para cezasına veya hapis cezası ile birlikte doğrudan adli para cezasına hükmetmiş ise, bu para cezası hakkında da HAGB kararı verilebilir. Burda dikkat edilmesi gereken husus, adli para cezasının doğrudan verilen bir adli para cezası olmasıdır. Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir. Bir örnek vermek gerekirse, hakaret suçunda mahkeme sanığa 3 ay ile 2 yıl arası hapis cezası veya adli para cezası verebilir. Mahkeme hapis cezası vermek yerine doğrudan adli para cezası verirse hükmedilen adli para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Fakat, mahkeme adli para cezası vermek yerine önce 4 ay hapis cezası verip daha sonra verdiği hapis cezasını adli para cezasına çevirirse, artık bu adli para cezası açısından HAGB kararı verilemez. HAGB Kararı için Sanığa Dair Şartlar Nelerdir? Hakkında HAGB Kararı Verilecek Sanığın Daha Önce Kasıtlı Bir Suçtan Mahkum Olmaması Sanığın daha önce kasten işlediği bir suçtan dolayı kesinleşmiş mahkumiyeti varsa hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Önceki mahkumiyetinin hapis cezası veya adli para cezası olmasının veya cezanın miktarının hiçbir önemi yoktur. Sanığın önceki mahkumiyetine esas suç kasten işlenmişse hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir. Taksirle işlenen suçlar bakımından sanık hakkında önceden kesinleşmiş mahkumiyet kararı olsa bile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Örnek vermek gerekirse, trafik kazası, iş kazası veya başka bir taksirli fiil ile ölüm veya yaralama suçlarından mahkum olmuş bir kişi hakkında sonraki kasıtlı suçu nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Sanık kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı halde adli sicil kaydında denetimli serbestlik tedbiri varsa, HAGB kurumundan faydalanabilir. Örneğin, sanığın adli sicil kaydında uyuşturucu madde kullanma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yer alsa bile, bu tedbir hukuki niteliği itibarıyle ceza olmadığı için sanık hakkında HAGB kararı verilebilir. Sanığın kasıtlı bir suçtan dolayı sabıkası olsa bile, 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının Geçici 2. maddesi hükümleri uyarınca silinme koşulları oluşan adli sicil kayıtları hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken dikkate alınmaz. Sanık daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olsa dahi, mahkumiyetin üzerinden tekerrür hükümlerinin uygulanması için gerekli olan süre geçmiş ise, daha önce işlenmiş olan bu suç da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel değildir. Hak yoksunluklarını kural olarak 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinde cezanın infazı ile sınırlandıran, doğmuş hak mahrumiyetlerini ortadan kaldırmak için Adli Sicil Yasasına eklediği 13/a maddesi ile yasak hakların geri verilmesi müessesini kabul eden ve 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinde tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından infazdan itibaren beş ve üç yıllık süreler öngören yasa koyucunun, bir kez mahkûm olan bir kişinin ömür boyu bu mahkûmiyetinin olumsuz sonuçlarından etkilenmesi gerektiğini kabul ettiği düşünülemez. Bu nedenlerle, yeni yasa dönemindeki mahkûmiyetler açısından da, belirli sürelerin geçmesi ile bu mahkûmiyetlerin 231. maddenin uygulanmasına yasal engel oluşturmayacağını kabulde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, tarihinden sonra işlenen suçlardan dolayı mahkûm edilen sanıklar yönünden, 5237 sayılı TCY’nın tekerrür hükümlerinin uygulanması için 58. maddesinde öngörülen sürelerin nazara alınması ve bu sürelerin geçmiş olduğu hallerde önceki mahkûmiyetin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşularının değerlendirilmesi yönünden engel oluşturmayacağının kabulü adalet ve hakkaniyete uygun olacaktır Suç Nedeniyle Mağdurun Uğradığı Zararın Giderilmesi İşlenen suç nedeniyle mağdur veya kamu bir zarara uğramışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için uğranılan bu zararın giderilmesi gerekir. Suç nedeniyle oluşan zarardan kasıt, doğrudan suçun neden olduğu maddi zararlardır. Manevi zararlar uğranılan zarar kapsamında değildir. Zararın giderilmesi, zararın konusu olan şey aynen verilebiliyorsa aynen iade yoluyla, aynen iade edilemeyecek bir şey ise tazmin suretiyle giderilmesi yoluyla mümkün olur. Örnek vermek gerekirse, cep telefonu çalınan kişiye cep telefonunun aynen iade edilmesi veya bedelinin ödenmesi zararın giderilmesi olarak kabul edilir. Suç nedeniyle oluşan dolaylı zararlar, CMK md. 231’deki “uğranılan zarar” kapsamına dahil değildir. Örneğin, işlenen suç nedeniyle mağdurun çalışamaması, iş güç kaybı “uğranılan zarar” kavramına dahil olmayan dolaylı zararlar olarak kabul edilmektedir. Zararın Tespiti ve Bilirkişi İncelemesi Ceza hakimi, zararı basit bir şekilde araştırmalı ve yaklaşık bir miktar belirlemelidir. Zarar miktarı açık değilse zararın belirlenmesinin tarafların subjektif adaletine terkedilmemesi gerekir. Ceza mahkemesi, suç nedeniyle oluşan zararı yaklaşık olarak tespit ederek ceza uyuşmazlığını çözmelidir. Bazen zararın yaklaşık olarak tespit edilmesi dahi hakimin bilgisini aşan bir teknik bilgi gerektirebilir. Bu durumda da mahkeme, zararın yaklaşık olarak tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırarak zararı tespit etmelidir. Mağdurun Uğradığı Zararın Kısmen Giderilmesi Mağdurun uğradığı zarar tamamen değil, kısmen giderildiği takdirde HAGB kararı verilebilmesi için mağdurun HAGB kararı verilmesine rıza göstermesi gerekir. Mağdur veya müştekinin, zarar kısmen karşılandığında onayı yoksa sanık hakkında HAGB hükümleri uygulanamaz. Mağdur veya müştekinin zararın kısmen ödenmesini kabul etmesi, HAGB kararı verilmesine rıza gösterdikleri anlamına gelmez. Zararın kısmen tazmini halinde HAGB hükümlerinin uygulanması için mağdur veya müştekinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine ayrıca ve açıkça rıza göstermesi gerekir. Ceza hakiminin yaptığı bu tespit kesin nitelikte bir tespit olmayıp ayrıca hukuk mahkemesinde tazminat davası açmaya engel değildir. Kamunun veya mağdurun uğradığı zararın denetim süresi içinde taksitlerle ödenmesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Bazı suçların özelliği gereği, kamunun veya kişilerin suç nedeniyle uğradığı bir zarar olmayabilir. Bu durumda uğranılan zararın giderilmesi koşulu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi için şart olmaktan çıkar. “Uğranılan Zarar” kavramının iyi anlaşılabilmesi için örnekler; Mühür Bozma Fekki Suçu Dükkanı mühürlendiği halde mührü söken kişi, mühür fekki suçunu işlediği halde bu suçta hiç kimsenin suçtan dolayı maddi zararı oluşmaz İmar Kirliliği Suçu İmar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkanı bulunan fail hakkında 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir Hakaret suçu Hakaret suçunda müşteki belgeye dayalı bir zararı olduğunu ispatlayamazsa, manevi zarar “uğranılan zarar” olarak kabul edilemez. Bu nedenle giderilecek zarar olmadığından HAGB kararı verilmelidir. Mahkemece Sanığın Tekrar Suç İşlemeyeceği Kanaatine Varılması Mahkeme, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışlarını, kişilik özelliklerini göz önüne alarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verir. Hemen belirtelim ki, yargıç, sanığın davranışlarını ve kişiliğini sübjektif kriterlere göre değerlendiremez. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışı ve bilinen olumsuz bir kişilik özelliği yoksa, yargıç HAGB kararı vermelidir. Sanığın Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Onay Vermesi Sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmediğini beyan ederse yargıç, HAGB kararı veremez. Çoğu sanığın “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeli miyim” şeklindeki sorusu ile karşılaşılır. HAGB kararı verilmesini kabul edip etmemeyi somut olaya göre değerlendirmek gerekirse de, davaların büyük bir çoğunluğunda HAGB kararı verilmesini kabul etmek sanığın lehinedir. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Denetim Süresi İçinde Yeniden Suç İşlenmesi Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde sanık 5 yıl süreyle denetime tabi tutulur. 18 yaşından küçük çocuklar için denetim süresi 3 yıldır. Sanığın bu denetim süresi içinde kasten bir suç işleyip işlememesine göre iki sonuç ortaya çıkar Sanık denetim süresi içinde kasten bir suç işlemez ve yargıcın belirlediği diğer yükümlülüklere uygun hareket ederse açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Dava düştükten sonra yargılanan kişi davadan önceki hukuki durumuna geri döner. Sanık, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işler veya hakimin belirlediği yükümlülüklere aykırı hareket ederse açıklanması geri bırakılan hüküm mahkeme tarafından açıklanır. Denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işleyen sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hüküm aynen açıklanır. Suç işleyen sanık hakkında daha önce verilen ceza seçenek yaptırımlara çevrilemez, ertelenemez. Hükmün açıklanması, mahkeme tarafından yeniden duruşma açılması suretiyle yapılır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması nedeniyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlanmasını önlemektir. Bununla birlikte, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın duruşmaya katılmaması halinde, önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilecektir. Ayrıca maddedeki yaptırımların yalnızca adli para cezası veya müsadereyi içermemesi nedeniyle CMK’nın 195. maddesinin uygulanma koşulu da bulunmamaktadır Denetim süresi içinde suç işlemediği halde hakimin belirlediği denetimli serbestlik yükümlülüklerini yerine getirmeyen sanık hakkındaki hükmün de açıklanmasına karar verilir. Ancak, bu durumda hükmü açıklayan mahkeme sanığın cezasının yarısına kadar olan bir kısmının infaz edilmemesine karar verebilir. Mahkeme, koşulları varsa suç işlemeyen ancak yükümlülüklere aykırı davranan sanık aleyhine hükmedilen hapis cezasını erteleyebilir veya adli para cezası gibi seçenek bir yaptırıma çevirerek yeni bir mahkumiyet hükmü de kurabilir. Denetim süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde, işlendiği iddia edilen ikinci suçun mahkumiyetle kesinleşmesinden sonra işlenen ilk suç nedeniyle verilen HAGB kararı açıklanabilir. Nitekim, Yargıtay işlendiği iddia edilen ikinci suç kesinleşmediği halde, birinci suç nedeniyle verilen HAGB kararının açıklanmasını hukuka aykırı bulmuştur Önemle belirtmek gerekir ki; tarihine kadar işlenen suçlarda birden fazla kere hükmün açıklanmasının geri bırakılması verilebilir. Bu tarihten sonra işlenen suçlarda birden fazla kere HAGB kararı verilmesi kanuni düzenleme nedeniyle mümkün değildir. HAGB Kararına Uyulmaması Nedeniyle Dosyanın Açılması ve Hükmün Niteliği Sanığın HAGB kararına uymaması, yani denetim süresi içinde suç işlemesi veya yükümlülüklere aykırı davranması halinde hükmün aynen açıklanmasına karar verilir. Hakim, özellikle denetim süresi içerisinde suç işlenmesi halinde, içeriğinde değişiklik yapmadan hükmü açıklamalıdır. Hükümdeki hata veya eksiklikler kanun yolu muhakemesi vasıtasıyla giderilmelidir. Örneğin, mağdurun zararı giderildiği halde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmayan kişiye ilişkin hukuka aykırılık HAGB kararı açıklanırken düzeltilemeyecektir. Açıklanan bu hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurularak hata veya eksiklikler giderilecektir. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hükmün açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. Deneme süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. Ancak mahkeme sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra hükmü açıklayabilecektir. İkinci suçun doğrudan ya da olası kastla işlenmesinin bir önemi yoktur. İkinci suçun şikâyete bağlı veya resen soruşturulan bir suç olması da sonuca etkili değildir. Yine ikinci suçtan mahkûmiyetin adli para cezası ya da hapis cezası olması yanında TCK’nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmiş olmasının da önemi olmadığı gibi kesin nitelikte olmasının da bir önemi yoktur. Kanun koyucu ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli görmüş, ikinci suçtan verilecek mahkûmiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmemiştir. İkinci suçun taksirle işlenmesi durumunda ise, bilinçli taksir de olsa hüküm açıklanamayacaktır. Denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanıp açıklanmayacağı hususunda öğretide; “Burada yanıtlanması gereken sorun, sonradan koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle mahkemenin hükmü açıklaması gereken durumlarda, önceki hükümde bir değişiklik yapıp yapamayacağı ve bu çerçevede hapis cezasının ertelenmesine ya da seçenek yaptırıma karar verip veremeyeceğidir. Biz, mahkemenin önceki kararında bir değişiklik yapamayacağı ve bu nedenle de bu aşamada erteleme ya da başka bir yaptırıma karar veremeyeceği düşüncesindeyiz.” ; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren hâkim ile hükmü açıklayan hâkimin farklı olması hâlinde, hükmü açıklayan hâkim açıklanmayan hükümde veya hüküm fıkrasında hukuka aykırılık tespit etse dahi hükmü değiştiremez; sadece açıklar. Bu hata ancak kanun yolunda giderilebilir.” şeklinde görüşler bulunmaktadır. CMK’nın 231/11. maddesine göre; mahkemenin, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere bilerek aykırı davranması hâlinde hükmü aynen açıklamakla yükümlü olduğu, kendisine yüklenen yükümlülükleri elinde olmayan sebeplerle yerine getiremeyen sanığın ise durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulların varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, ilk hükümde uygulama şartlarının oluşmasına rağmen fark edilmeyen veya uygulanması unutulan nitelikli bir hâlin, hükmün açıklandığı sırada uygulanarak sanık hakkında daha ağır bir cezaya hükmolunabileceğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat ve bu anlamda sanık ile Devlet arasında imzalanmış bir sözleşme anlamına gelen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulandığı hâllerde, sanık denetim süresi içerisinde bir daha kasıtlı bir suç işlememeyi taahhüt ederken, Devlet ise sanığa lekelenmeme hakkı tanımakta ve belirli bir süre içerisinde kasıtlı başka bir suç işlememesi hâlinde cezanın düşürüleceğini taahhüt etmektedir. Sanığın Devlete verdiği sözü tutmayıp denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi durumunda ise, kanun koyucu açıklanması geri bırakılan cezanın aynen açıklanması yaptırımını öngörmüştür. Dolayısıyla açıklanması geri bırakılan hükümde değişiklik yapılmak suretiyle sanığın daha fazla cezalandırılmasına karar verilmesi, bir nevi sözleşmeye aykırılık anlamına geleceği gibi kişilerin Devlete ve adalete olan güvenlerinin de sarsılmasına neden olacağı ortadadır. Diğer yandan, ilk hükümdeki hukuka aykırılıkların ileride sanık tarafından kazanılmış hak konusu olma ihtimali de göz önüne alındığında, mahkeme tarafından uygulanması unutulan veya fark edilmeyen herhangi bir hususun ancak aleyhe başvuru olması hâlinde temyiz veya istinaf yoluyla giderilebileceği, özellikle sanık aleyhine olacak şekilde hükmün düzeltilemeyeceği veya değiştirilemeyeceği kabul edilmelidir YCGK-K2019/502. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtiraz, İstinaf ve Temyiz Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı, kararın duruşmada öğrenilmesinden veya tebliğ edilmesinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Hagb kararına karşı kural olarak istinaf veya temyiz başvurusu yapılamaz. Ancak, istisnai bazı hallerde HAGB kararına karşı suç vasfına yönelik istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurmak mümkündür. Örneğin, hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilerek HAGB kurumu uygulanan sanığın işlediği suçun hırsızlık değil de yağma olduğunu iddia eden müdahil taraf şikayetçi olup davaya katılan HAGB kararına karşı suç vasfına yönelik olarak istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. HAGB kararı, kural olarak itiraz kanun yoluna tabidir. Kararı veren mahkeme hangisi ise o mahkemeye dilekçe verilerek HAGB kararına itiraz edilebilir. Kararı veren mahkeme itirazı önce kendisi değerlendirir ve itiraz üzerine yapacağı inceleme ile kendi verdiği kararı düzeltebilir. Hagb kararı veren mahkeme, kararına yapılan itirazı yerinde görmezse itiraz dilekçesini itirazı incelemeye yetkili mahkemeye gönderir. HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkemeler şu şekilde belirlenir CMK md. 268 1- Asliye Ceza Mahkemesi’nin Hükmettiği HAGB Kararına Yapılan İtirazı İncelemeye Yetkili Mahkeme HAGB kararı, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmişse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme, o adliyedeki Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Aynı adliyede Ağır Ceza Mahkemesi yoksa, Asliye Ceza Mahkemesi’nin yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilebilir. Hemen belirtmek gerkir ki, Çocuk Mahkemeleri ve Fikri Sınai Ceza Mahkemeleri, Asliye Ceza Mahkemesi derecesinde kabul edilir. Asliye Ceza Mahkemesi’nin HAGB Kararına İtirazı İncelemeye Yetkili Mahkemeler İçin Örnekler Örnek-1 İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına yapılan itiraz, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılmalıdır. Örnek 2 Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Çünkü, Büyükçekmece Adliyesi’nde Ağır Ceza Mahkemesi yoktur, bu nedenle Büyükçekmece Adliyesi’nin yargı çevresinde bulunduğu Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, HAGB kararına yapılan itirazı incelemeye yetkilidir. 2- Ağır Ceza Mahkemesi’nin Hükmettiği HAGB Kararına İtiraz Herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmettiği HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme, HAGB kararını veren mahkemeyi sıra numarası olarak izleyen Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Ağır Ceza Mahkemesi’nin HAGB Kararına İtirazı İncelemeye Yetkili Mahkemeler İçin Örnekler Örnek-1 Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına karşı yapılan itiraz, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenir. HAGB kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi o adliyedeki tek Ağır Ceza Mahkemesi ise, HAGB karına itirazı incelemeye yetkili mahkeme o adliyeye en yakın Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Örnek-2 Silivri Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına karşı itirazı incelemeye yetkili mahkeme Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Silivri Adliyesinde tek Ağır Ceza Mahkemesi mevcut olduğundan en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Bakırköy Adliyesi’ndedir. Yargıtay kararlarına göre HAGB itiraz dilekçesi incelemek üzere kendisine gönderilen mahkeme, itiraz edilen kararı hem usul hem esas açısından denetimden geçirecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz, henüz etkin bir kanun yoluna dönüşmüş değildir. Yapılan itirazlar hakkında dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmektedir. HAGB kararına karşı temyiz yolu kapalı olup bu kararlara ancak itiraz edilebilir. Fakat, sanığın temyiz dilekçesi itiraz dilekçesi olarak kabul edilmeli ve itirazı incelemeye yetkili mahkemeye gönderilmelidir HAGB Kararına İtiraz Halinde Aleyhe Bozma/Değiştirme Yasağı Aleyhe bozma/değiştirme yasağı, yalnızca sanık lehine temyiz veya istinaf başvurusu yapıldığında, hükmün sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde değiştirilememesidir. Örneğin, şantaj suçu nedeniyle sanık 1 yıl hapis cezasına mahkum edilmiş ve yalnızca sanık lehine istinaf başvurusu yapılmışsa; istinaf mahkemesi, sanığa az ceza verildiği kanaatinde olsa bile aleyhe bozma/değiştirme yasağı nedeniyle hükmü bozamayacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz halinde, aleyhe bozma/değiştirme yasağı ilkesi dikkate alınır. Yargıtay kararlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kanun yoluna sanık lehine başvurulduğunda, bozma üzerine verilecek cezanın ilk verilen cezadan daha fazla olamayacağını kabul etmektedir 5271 sayılı CMK nın 231/12. maddesine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, 5271 sayılı CMK’nın 267 ile 271. maddeleri arasında düzenlenen ve olağan kanun yollarından olan itiraz kanun yoluna tabi olduğu, Ceza Muhakemesi Kanununda itiraza ilişkin düzenlemeler arasında ceza miktarı yönünden karar verme yasağına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, aleyhe bozma yasağına ilişkin olarak düzenlemenin, olağan kanun yollarından olan temyize ilişkin hükümlerin yer aldığı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 326. maddesinin 4. fıkrasında ve tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 307/4. maddesinde belirtildiği, bununla birlikte ceza hukukunda kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak yasaklanan ve kanunda açıkça suç olarak gösterilmemiş olan bir fiilin, kanunda yer alan ve söz konusu fiile en çok benzeyen suça ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle cezalandırılması şeklinde tezahür edebilecek kıyas metodunun ceza hukukunun aksine ceza muhakemesi hukukunda kural olarak serbest olduğu ve ceza muhakemesi hukukunda genişletici yorum yapılabileceği gözetildiğinde aleyhe bozma yasağının düzenlediği 5320 sayılı Kanunun 8. Maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin, itiraz kanun yolunda uygulanması mümkün olduğundan, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı aleyhine yalnızca sanık tarafından itiraz kanun yoluna başvurulduğu, bu sebeple aleyhe değiştirme bozma yasağı gereği ilk verilen ceza miktarından daha fazla cezaya karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi… Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Tarih Karar2018/7718 Yargıtayın aleyhe bozma yasağı ilkesinin sadece temyiz CMK ve istinaf CMK kanun yolları için açıkça düzenlendiğini, hagb kararına itiraz halinde ilkenin uygulanabileceğine dair açık bir yasal hüküm olmadığından ilkenin itiraz kanun yolunda uygulanamayacağına ilişkin görüşler olsa da Yargıtay uygulaması aleyhe bozma yasağının uygulanacağı yönündedir. HAGB Kararı Aleyhine Kanun Yararına Bozma Başvurusu Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen mahkeme kararları aleyhine gidilebilen bir kanun yoludur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, itiraz edilmeyerek veya itiraz edildiğinde itirazı incelemeye yetkili merciinin red kararı ile kesinleşir. Kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı “kanun yararına bozma” yoluna başvurulabilir. Ancak, hagb kararı aleyhine yasa yararına bozma kanun yoluna gidildiğinde, kanun yararına bozma konusu edilen kararın içeriği esası denetlenemez. Kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay tarafından yapılacak inceleme, Hagb kararının biçimsel şartlarının oluşup oluşmadığının denetlenmesinden ibaret olacaktır. Yargıtay, kanun yararına bozma başvurusu üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında aşağıdaki noktaların kararda hukuka uygun tatbik edilip edilmediğini denetleyecektir Hükmedilen ceza miktarının hagb uygulaması için uygun olup olmadığı, Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin olup olmadığı, Zararın giderilip giderilmediği, Suçun hagb uygulanamayacak istisnai bir suç olup olmadığı, Denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği Hakimin kararda hagb koşullarını değerlendirip değerlendirmediği. Yargıtay kanun yararına bozma başvurusu üzerine yukarıdaki noktalarda hukuka aykırılık tespit ederse, hukuka aykırılık yeni bir yargılamayı gerektirdiği takdirde yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verir. Yargılama yapılmasını gerektirmeyen hallerde ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili ceza dairesince veya Ceza Genel Kurulunca doğrudan karar verilerek giderilir. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Tutuklama Nedeniyle Tazminat Kural olarak, haksız bir şekilde uygulanan arama, elkoyma, yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi koruma tedbirlerinin mağduru, devletten maddi ve manevi tazminat talep edebilir CMK Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde; 5 yıllık deneme süresini iyi halli geçirip hakkındaki davanın düşmesine karar verilen sanıklar, haksız tutuklama vb. gibi kişi özgürlüğünü sınırlayan koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edebilirler. Ancak, bu kişilerin tazminat talep edebilecekleri süre; HAGB kararı ile hükmedilen hapis veya adli para cezası infaz edilmiş olsaydı, infaz kanunu gereği cezaevinde geçirilecek süreyi aşan kısma denk gelen tutukluluk süresidir Yargıtay 12. CD - Karar 2016/5571, Karar 2014/16397. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, ancak deneme süresi sonunda davanın düşmesine karar verilmesi durumunda fazladan tutuklu kalınan süreler için tazminat talebinin değerlendirilebilir Y12CD Örneğin, 1 yıl 8 ay hapis cezası verilen davada 6 ay tutuklu kalan sanık hakkında hagb kararı verilmiş olsun. Bu sanık, 5 yıllık deneme süresini iyi halli geçirip davanın düşmesine karar verilse bile, hakkında hükmedilen ceza infaz edilmiş olsaydı tutuklu kaldığı süreden daha fazla cezaevinde kalacağından tutukluluk nedeniyle tazminat isteyemez. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Memurluğa Etkisi Nedir? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılanan kişiye verilen ikinci bir şanstır. HAGB kararı, kişinin mevcut hukuki statüsünde olumsuz bir değişiklik olmaması için düzenlenmiş bir kurumdur. Hakkında HAGB kararı verilen kişinin devlet memurluğu, milletvekilliği, avukatlık veya başkaca bir kamu hizmeti ifa etmesinin önünde hiçbir yasal engel yoktur. Hakkında HAGB kararı verilen kişinin mahkumiyete esas cezası ne olursa olsun memuriyetten veya başkaca bir kamu görevinden atılması mümkün değildir. Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilse bile, cinsel suçlar açısından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E maddesi uygulanarak memuriyetten çıkarma kararı verilebilmektedir. Davacı hakkında her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise de çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediğinin ceza mahkemesi kararı ile ortaya konulduğu anlaşıldığından, 657 sayılı Kanun’un 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır Danıştay Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması mı Cezanın Ertelenmesi Kararı mı Sanık Lehinedir? Hapis Cezasının Ertelenmesi kararında mahkemenin verdiği karar, hukuk sisteminde derhal sonuç doğurmaya başlar. Ceza erteleme kararı bir cezanın infazı şeklidir. Halbuki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ortada hukuki sonuç meydana getirecek bir mahkeme kararı mevcut değildir. Bu nedenle hapis cezasının ertelenmesi halinde sanığın cezası infaz edildiğinden infaz aşamasında birtakım kısıtlamalarla karşılaşacaktır, hatta bazı haklarını kullanmayacaktır. Örneğin, yargılama neticesinde hükmedilen 2 yıl hapis cezası ertelenen sanık deneme süresi içinde milletvekili veya devlet memuru olamaz. Ama HAGB kararı verilmişse milletvekilliği veya devlet memurluğu önünde hiçbir engel yoktur. Her iki kavramı karşılaştırmak için bir ceza avukatı ile görüşünüz veya hapis cezasının ertelenmesi hakkında yazdığımız yazıyı inceleyiniz. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Adli Sicil Kaydına İşler mi? Sabıka Kaydına İşlenir mi? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, Adli Sicil Kaydı Sabıka Kaydı kayıtlarında görünmez. HAGB kararları, adli sicil kaydında bu hükümlere özgü bir sisteme kaydedilir. Bu nedenle e-devlet üzerinden alınan sabıka kaydında veya adliyeden alınan adli sicil kaydında HAGB kararı gözükmez. Bu kayıtlar, hakim veya savcı tarafından bir soruşturma veya kovuşturma ile bağlantılı olarak CMK 231. maddede belirtilen yukarıda açıkladığımız hususların tespiti amacıyla kullanılabilir. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Yargıtay Kararları Kasten Yaralama Suçunda Zarar ve Hagb Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gün 842-100; gün 479-145 ve gün 449-186 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın mağdura yönelik eylemi neticesinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu; bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı gibi şikayetçilerin şikayetinin devam edip sanıklar tarafından zararlarının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Karar 2018/10131. HAGB Denetim Süresi İçinde İşlenen İkinci Suçun Özellikleri Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hükmün açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. Deneme süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. Ancak mahkeme sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra hükmü açıklayabilecektir. İkinci suçun doğrudan ya da olası kastla işlenmesinin bir önemi yoktur. İkinci suçun şikâyete bağlı veya resen soruşturulan bir suç olması da sonuca etkili değildir. Yine ikinci suçtan mahkûmiyetin adli para cezası ya da hapis cezası olması yanında TCK’nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmiş olmasının da önemi olmadığı gibi kesin nitelikte olmasının da bir önemi yoktur. Kanun koyucu ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli görmüş, ikinci suçtan verilecek mahkûmiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmemiştir. İkinci suçun taksirle işlenmesi durumunda ise bilinçli taksir de olsa hüküm açıklanamayacaktır Ceza Genel Hakim Sanığa HAGB’den Yararlanmak İsteyip İstemediğini Sormalıdır 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması; mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması; sanığın kabul etmesi ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçu nedeniyle meydana gelen somut bir zarar bulunmadığı ve kanaat oluşması nedeniyle cezasının ertelendiği de dikkate alınarak; sabıkası bulunmayan sanığın hukuksal durumunun belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilerek hakkında verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulması gerektiği gözetilmeden, talep etmediğinden’’ şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay Dairesi - Karar 2018/7970. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Hukuk Mahkemesini Bağlamaz Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur. Ceza dosyasının incelenmesinde, ceza mahkemesince hangi ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu, davalının leh ve aleyhine tanık beyanlarının hangisine üstünlük tanındığı, hangi tanık beyanına neden itibar edildiği de tartışılmadan, genel ifadelerle davalının cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olayın akabinde sıcağı sıcağına Savcılık soruşturmasında alınan ilk tanık ifadeleri ve yargılama sırasında dinlenen tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinde, davalının davacıya yönelik hakaret mahiyetinde söz ve davranışının varlığının sübut bulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı da yoktur. Şu halde, mahkemece yukarda açıklanan olgular gözetilerek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ile davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi - K. 2017/4714. Zararın Giderilmesi Talebinin Müşteki/mağdur Tarafından Kabul Edilmemesi Sanık, mağdurun zararını gidermek istemiş, ancak mağdur zararın karşılığı olan parayı almayı kabul etmemiştir. Mahkemenin sanığa ödeme yeri göstermesi gerekir. Sanığın zararı ödemesi halinde ceza indirimi uygulanmalıdır Yargıtay 2. Ceza Dairesi - 2014/20956 karar. Ödeme Yapılabilmesi İçin Suç Nedeniyle Oluşan Zararın Tespit Edilmesi Suç nedeniyle oluşan zarar tam olarak bilinmiyorsa, hakim zararı yaklaşık olarak belirleyip sanığın belirlenen zarar miktarını ödeyip ödememesine göre, sanığın HAGB kararı verilmesi talebi hakkında karar vermelidir. Bazen zararın tespiti, hakimin genel bilgisini aşan teknik inceleme gerektirebilir. Bu durumda hakim, yaklaşık zararın tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırmalı, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verip vermeyeceğini kararlaştırmalıdır Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No 2008/11-250, Karar No 2009/13; Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No2009/2119, Karar No 2009/17270. Ceza Muhakamesi Kanunu CMK 231/6-c maddesi gereği giderilmesi gereken zarar basit bir yöntemle tespit edilmesi mümkün olan zarardır. Mevcut olayda vergi inceleme raporu ve benzeri delillerle ortaya çıkan kamunun uğradığı zararı ödeyip ödemeyecekleri sanıklardan sorulmalı, ödedikleri takdirde HAGB kararı verilmelidir Yargıtay 5. Ceza Dairesi - 2014/10013 karar. Silinme Koşulları Oluşmuş Sabıka Kaydı HAGB Kararı Verilmesine Engel Değildir Sanığın önceki mahkumiyetine esas sabıka kaydının adli sicil kaydının adli sicil kaydından silinmesi koşulları oluşmuşsa, artık sanığın sabıkası olduğu gerekçesiyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesi hukuka aykırıdır. Önceki mahkumiyete esas adli sicil kaydının silinmesi koşulları oluşmuşsa, sabıka kaydında mahkumiyet bilgilerinin yer almasının önemi yoktur, sanık hakkında HAGB kararı verilmelidir Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No 2011/3-479, Karar No 2012/145. Denetim Süresinde Yeni Suç işlenmesi Halinde Hükmün Açıklanması Denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanır. Yeni bir suç işlenmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılarak hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, bu yeni verilen hükümde ceza seçenek yaptırımlara çevrilemez ve ertelenemez. Cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi ihtimali, sadece sanığın denetim süresi içinde suç işlememesi ancak belirlenen yükümlülüklere aykırı davranması halinde mümkündür Yargıtay 7. Ceza Dairesi - 2015/1330 / Yargıtay 2. Ceza Dairesi -2014/25119 karar. Somut olayda hükümlü denetim süresi içerisinde yükümlülüklere aykırı davrandığından hükmün açıklanmasına karar verilmiştir. Açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanırken hüküm fıkrası değiştirilemez. Ancak, hüküm açıklandıktan sonra yükümlülüklere uymayan sanık hakkında hakim cezanın yarısına kadar olan kısmının infaz edilmemesine veya cezanın ertelenmesine veya adli para cezasına çevrilmesine karar verebilir Yargıtay 13. Ceza Dairesi - 2014/27800 kararı. Kasten Yaralama Suçunda Zararın Giderilmesi Suçun niteliği ve korunan hukuki yarar bakımından kasten yaralama suçu objektif olarak zarar meydana getirmeye elverişlidir. Kasten yaralama suçu nedeniyle mağdurun vücut bütünlüğünde, sağlığında ve algılama yeteneğinde bozulma meydana geldiğinden, ortaya çıkan bu bozulmanın giderilebilmesi için tedavi uygulanması gerekmektedir. Başka bir ifade ile kasten yaralama suçu hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden maddi zarar oluşturmaya elverişli bir suçtur. Sanık tarafından bu zarar karşılanmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartlarından olan, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartının yerine getirildiğinden bahsetmek mümkün değildir. Kasten yaralama suçunda maddi zararın belirlenmesinde ise, mağdurun vücut bütünlüğünde, sağlığında ve algılama yeteneğinde oluşan bozulmanın giderilebilmesi için yapılan giderler esas alınmalıdır. Tedavi amacıyla yapılan her türlü harcama maddi zarar kapsamında değerlendirilmelidir. Buna göre zarar miktarının hesaplanmasında, tedavi giderleri ve sağlık merkezine gitmek amacıyla yapılan ulaşım harcamaları gibi giderler esas alınmalıdır. Bununla birlikte dolaylı zararlar, maddi zarar kapsamına dahil edilmemelidir. Kasten yaralama eylemi sonucu mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif şekilde yaralanması durumda ise; somut olayda maddi zararın bulunup bulunmadığı araştırılarak, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif kriterlerinden olan zarar konusu ele alınmalıdır. Yargılama konusu somut olayın özellikleri değerlendirilmeden, ilkesel olarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçlarında maddi zararın oluşmadığını kabul etmek isabetli bir yaklaşım değildir Yargıtay CGK - 2015/163 esas. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartlarının Oluşması ve Hakimin Takdiri Sanık yararına 62. madde gereği 1/6 indirim yapılırken ve TCK 51. madde gereği erteleme kararı verilirken sanık hakkında mahkemenin olumlu düşünceleri esas alınmış, aynı kararda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesinin gerekçesi olarak sanığın olumsuz davranışları gösterilmiştir. Mahkeme, sanık hakkında HAGB kararı verilmemesine yol açan olumsuz davranışın ne olduğunu açık açık göstermelidir Yargıtay 11. Ceza Dairesi - 2014/15637 karar. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilmesi İçin Zorunlu Haller Tehdit ve hakaret suçunun somut olarak meydana getirdiği maddi bir zarar somut olayda mevcut değildir. Bu nedenle sanıktan zararın giderilmesini istemek mümkün değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmelidir Yargıtay 5. Ceza Dairesi - 2014/8473. Uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle sanık hakkında daha önce denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmamışsa, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi zorunludur Yargıtay 10 Ceza Dairesi - 2014/5249 karar. Kesin Nitelikte Önceki Adli Para Cezası HAGB Kararı Verilmesine Engel Değildir Sanığın eski mahkumiyetinin kesin nitelikte para cezasından ibaret olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği nazara alındığında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde yetersiz gerekçeyle sabıkalı olduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar 2012/22942. HAGB Kararından Sonra Suç İşlenmesi ve Dava Zamanaşımı Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu’nun tarih 2015/3-599 esas, 2016/99 karar sayılı ilamında da; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin davalarda dava zaman aşımı süresinin ne zaman duracağı ve ne zaman işlemeye başlayacağını tartışmıştır. Anılan kararda; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zaman aşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde denetim süresi sonunda, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte dava zaman aşımı süresi yeniden işlemeye başlar” hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda, sanık Umut’un eylemine uyan kasten yaralama suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık dava zaman aşımına tabi olduğu, aynı maddenin 2. fıkrasına göre de 12-15 yaş grubunda olan sanık hakkındaki dava zamanaşımının bu sürenin yarısı olan 4 yıllık süreye karşılık geldiği, Aynı Kanunun 67/4. maddesi uyarınca da dava zaman aşımını kesen sebeplerin varlığı halinde bu sürenin 6 yıla kadar uzayacağı, bu duruma göre; suçun işlendiği tarihinde başlayan dava zaman aşımı süresinin tarihinde dolduğu, ancak Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu’nun anılan kararı nazara alındığında, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ ilişkin kararın kesinleştiği tarihi ile 2. suçu işlediği tarihleri arasında dava zaman aşımı süresinin 7 ay 13 gün süreyle durduğunun kabulü gerektiği, bu sürenin olağanüstü zaman aşımı süresine eklenmesi halinde sanık hakkında açılmış bulunan kamu davasının tarihinde, zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır Yargıtay Dairesi - Karar 2016/5922. 5271 sayılı CMK’nun 231 inci maddesinin 8 inci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetime tabi tutulacağı, bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilebileceği, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı; 10. fıkrasında, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması halinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verileceği; 11 inci fıkrasında ise denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı öngörülmüş, denetim süresinin hangi tarihleri kapsadığı, dava zamanaşımının ne zaman durup ne zaman işlemeye başlayacağı hususlarında açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. CMK’nun 231/12 nci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. İtiraz durumunda merci tarafından itirazın kabul edilerek kararın kaldırılması her zaman mümkündür. Bu nedenle denetim süresinin başlayabilmesi ve denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinin istenebilmesi için kararın kesinleşmiş olması gerekir. İtiraz sürecinde dava zamanaşımının durması gerektiğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımının, kararın itiraz edilmeksizin yahut itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği yani uygulanma kabiliyeti kazanıp denetim süresinin başladığı tarihten itibaren durmaya başlayacağı kabul edilmelidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle kovuşturma geçici olarak durmakta olup ancak denetim süresinin sonunda yahut denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ortadan kaldırılarak hüküm kurulabilmektedir. Durma nedeni ortadan kalktığında zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başlayacağı gözetildiğinde, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde denetim süresi sonunda, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır. Ceza Genel Kurulunun gün ve 599-99 sayılı kararında açıklandığı üzere, denetim süresi içinde işlenen suçun kesinleşmesine kadar dava zamanaşımının duracağına ilişkin açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İhbar olunan suçun kesinleşmesi şartının yorum yoluyla dava zamanaşımını durduran izin, karar yahut bekletici sorun olarak mütalaa edilmesi de mümkün değildir. Kanun koyucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde özel bir durma nedeni ihdas etmiş ve dava zamanaşımının sadece denetim süresi içinde duracağını kabul etmiştir. Bu nedenle denetim süresi içinde işlenen suçun kesinleşmesine kadar geçen sürede hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu suçun dava zamanaşımının işlemeye devam ettiği kabul edilmelidir. Bu yorum kanun koyucunun amacına daha uygun olacağı gibi yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle oluşacak “hukuki güvenlik” ilkesini zedeleyici sonuçların bertaraf edilmesi bakımından da en uygun çözüm yolu olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır. Anayasanın 38/4 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 nci maddelerinde düzenlenmiş bulunan “masumiyet karinesi” gereğince suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar herkesin masum sayılacağı cihetle, hükmün açıklanabilmesi için denetim süresi içinde işlendiği ihbar olunan kasıtlı suçla ilgili mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması gözetilmelidir Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar No2017/124. Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca uygulanması gereken aynı Kanunun 86/1 ve 87/3. maddelerine uyan vücutta kemik kırığına neden olacak biçimde kasten yaralama suçu için, 5237 sayılı TCK’nin 66/ ve 67/2-3-4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımının, kasten yaralama suçunun işlendiği gününden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği ve zamanaşımının durduğu günü ile hükmün açıklanmasına neden olan suçun işlendiği ve zamanaşımının tekrar işlemeye başladığı günü ile dava dosyası inceleme için henüz dairemize gönderilmeden tarihine kadar geçen toplam sürede dolmuş olduğu gözetilerek; Sanık müdafînin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmekle; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a. maddesi aracılığıyla aynı Kanunun 303. maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, istinaf yoluna başvurulan mahkûmiyet hükmünün KALDIRILMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, 7035 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen 280/1-a maddesi aracılığıyla aynı Kanunun 303. maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca, sanık Süleyman Yıldırım hakkında, katılan Ahmet Turan Motor’u vücudunda kemik kırığına neden olacak biçimde kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının,5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca uygulanması gereken aynı Kanunun 86/1 ve 87/3. maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırına göre, anılan Kanunun 67/2-3-4. maddesinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 66/1 ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE karar verilmiştir İstanbul BAM 10. Ceza Dairesi - Karar No2018/2607. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı ve Zarar Kavramı Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 Sayılı CMK’nın 231. maddesinde sayılan nesnel ve öznel koşulların değerlendirilip buna dair gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı, bu sebeple hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 Sayılı CMK’nın 231/6-a. maddesinde gösterilen, “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel koşulunun bulunduğu, aynı Kanun’un 231/6-c. maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair nesnel koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zararlar olduğu, ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı, mühür bozma suçunun da zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı gözetilerek, 5271 Sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin b bendinde belirtilen, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “kurumun zararının giderilmediği” biçimindeki yeterli olmayan gerekçeye dayanılarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Karar 2016/11729. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararında Yargıcın Takdir Hakkı 5271 sayılı kanunun 231 /5. maddesi uyarınca 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına dair mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, duruşmada gözlemlenen olumlu hal ve hareketi gerekçe gösterilerek sanık hakkında takdiri indirim maddesi uygulandığı, adli sicil kaydına göre kasıtlı bir suçtan sabıkasının bulunmadığı ve yüklenen mühür bozma suçundan kaynaklanan somut bir zararın da bulunmadığı, gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine “sanığın şahsi halleri ve adli sicil kaydı göz önüne alınarak” denilmek suretiyle yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar 2016/7553. Silinme Koşulları Oluşmuş Adli Sicil Kayıtları HAGB Kararına Engel Değildir Sanığın dosya içerisindeki adli sicil kaydında suç tarihinden önceki mahkumiyet hükümlerinin silinme koşullarının oluştuğu, güncel adli sicil kaydında bu mahkumiyet hükümlerinin bulunmadığı, sanığın katılanın zararını da giderdiğinin anlaşılması karşısında, 5271 Sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının subjektif şartının oluşup oluşmadığı tartışılarak, sanık hakkında 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde değerlendirilmemesi hukuka aykırıdır Yargıtay 3. Ceza Dairesi -Karar 2016/14120. HAGB ve Cezanın Ertelenmesi Kararlarının Uygulama Önceliği Suça sürüklenen çocuk açısından yapılan incelemede, her üç müştekiye yönelik hırsızlık suçu açısından giderilmesi gerekli somut maddi bir zarar bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun kayden sabıkasız olduğu, CMK’nın 231 maddesinin 6. fıkrasının b bendinde yer alan ölçütün değerlendirilerek, “duruşmadaki tutum ve davranışları” lehine görülerek 5237 Sayılı TCK’nın 62. maddesiyle cezadan indirim yapıldığı, suça sürüklenen çocuğun tekrar suç işlemeyeceği yolunda kanaate ulaşılarak tayin edilen cezanın ertelendiği, erteleme müessesesinden daha lehe olduğunda kuşku bulunmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluştuğu gözetilmeden ve bu husus tartışılmadan “suça sürüklenen çocuk’un adli sicil kaydında görünen birden fazla HAGB niteliğindeki kayıtların suça sürüklenen çocuğun’un kurumun getiriliş amacına aykırı hareket ettiği mahkememizce değerlendirilerek CMK’nın 231 vd. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması hukuka aykırıdır Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Karar 2017/580. Hükmün Açıklanması ve Adli Para Cezası Gibi Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi Şartları Sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tespit edilen eyleminden dolayı TCK’nın 179/3,, 62. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkras 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine dair yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması sebebiyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık sebebiyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi sebebiyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılamayacağı, TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, suç tarihinde sabıkasız olan sanık hakkında açıklanması geri bırakılmış olan hükümde belirlenen 25 gün hapis cezasının, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar 2017/2947. Uyuşturucu Kullanma Suçunda HAGB Zorunluluğu Halleri Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir Yargıtay Dairesi - Karar 2018/138. HAGB Kararının Tarihinden Önce Kesinleşmesi veya Denetim Süresinin İyi Halli Bitirilmesi CMK’nın 231. maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” cümlesi eklenmiştir. Bu düzenleme nedeniyle adli sicil kaydında daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan sanık açısından bu karara bağlı denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin karma yapısı nazara alındığında yapılan bu değişikliğin sanık aleyhine olduğunda ve bu nedenle incelemeye konu suçların bu tarihten sonra işlenmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Peki adli sicilde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kayıtlar yönünden nasıl bir yol izlenmelidir. İkinci suç tarihi yasal değişikliğin yapıldığı 28/06/2014 ve sonrasında olsa bile, adli sicilde bu tarihten önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kayıt varsa, bu kayıt ikinci suç yönünden engel teşkil edecek midir? Engel teşkil edecekse bunun sınırı nedir? Kanun koyucunun bu düzenlemesinden sanığı sorumlu tutabilmek için “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” ilkesi de nazara alındığında sanık, hem yasal değişikliği hem de adli sicilde yer alan kaydın bu tarihten sonra kesinleştiğini bilmelidir. Adli sicildeki kayıt bu düzenlemeden önce kesinleşmişse sanık yönünden ikinci suç için yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyecektir. Sonuç olarak CMK’nın 231. maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki düzenleme, incelemeye konu suç tarihinin ve adli sicilde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kaydın kesinleşmesinin 28/06/2014 ve sonrası olması halinde uygulanabilecektir. Bu açıklamalar ışığında; sanığın adli sicil kaydında yer alıp kasten yaralama suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Bolvadin Sulh Ceza Mahkemesinin 28/04/2011 tarihli ve 2010/162 esas, 2011/244 sayılı kararlarının, 28/06/2014’ten önce 15/06/2011’de kesinleşmesi, ayrıca bu kararların kesinleşmesinin üzerinden 5 yıllık denetim süresinin de geçmesi karşısında; incelemeye konu hükümler yönünden, yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmeyeceği gözetilmedir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No2019/5997. Sanığın sabıkasında görülen ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, CMK’nın 231/8. maddesine 6545 sayılı Yasanın 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, Adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilamın 6545 sayılı Yasanın 72. maddesinin yürürlük tarihinden önce kesinleşmesi ve engel oluşturmaması karşısında, sanık hakkında CMK’nın 231/6. maddesi uyarınca, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken “denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıma karar verilemeyeceği gözetilerek” şeklindeki kanuni olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar 2019/10918. Sanığın HAGB’yi Kabul Ettikten Sonraki Celsede Avukatının HAGB İstememesi 5271 sayılı CMK’nin 5728 sayılı Kanun ile değişik 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, defter ve belgeleri ibraz etmeme suçu neticesinde oluşan herhangi bir somut maddi zarar bulunmadığı gibi adli sicil kaydına göre engel mahkûmiyeti olmayıp, hakkında takdiri indirim maddesi uygulanarak cezası ertelenen sanığın, Sarıkamış Asliye Ceza Mahkemesi huzurunda talimat yoluyla alınan tarihli sorgusunda, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasını kabul etmesine karşın, sanık müdafinin hükmün verildiği tarihli oturumda müvekkili olan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasını kabul etmediği yolundaki sanığın aleyhine sonuç doğuran beyanı sanıktan sorulup, sonucuna göre CMK’nin 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, “sanık müdafinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediği” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 11. CD-Karar 2020/49. HAGB Kararının Memuriyete Etkisi İle İlgili Danıştay Kararları İnfaz koruma memuru olarak atanması gereken davacının Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin 15. maddesi gereği memurluğa atanmasının uygun olmayacağına ilişkin davalı idare tarafından işlem tesis edilmiştir. Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin “Özel şartlar” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının 5/d bendinde; koruma güvenlik görevlisi ile infaz ve koruma memuru kadrolarına atanabilmek için “Güvenlik soruşturması olumlu olmak” şartı vardır. Davacı hakkında 11 yıl önce 18 yaşından küçük olduğu bir dönemde işlediği görevli memura mukavemet suçu nedeniyle 1 yıl hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Davacı hakkında hagb kararı verilmiş olması, denetim süresinin geçmiş olması, söz konusu fiilin niteliği ve aradan geçen süre göz önüne alındığında hakkında yapılan “güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması” gerekçesi ileri sürülemez. Davacının memuriyet atamasının yapılması gerekir Danıştay 12. Daire - Karar 2015/4853. 657 sayılı Yasa’nın 48/A-5, 98/b maddeleri uyarınca tesis edilecek işlemlerin tamamen ceza yargılamasının sonucuna bağlı olması ve işlem tarihinde davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunması nedeniyle dava konusu hukuka uygun olarak tesis edilmiş ise de; mahkumiyet hükmü davacının başvurusu üzerine uyarlanmış ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca davacı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Hagb kararı verilmesi nedeniyle davacının memuriyet görevine son verilmesi hukuka aykırıdır Danıştay 12. Daire - Karar 2013/439. Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği’nin 8. maddesinin h bendinde; TCK 53. maddede belirtilen süreler geçmiş olsa bile; üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezası öngörülen kasten işlenmiş suçlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardan dolayı, a- affa uğramış veya yasaklanmış haklar geri verilmiş olsa dahi mahkûmiyeti bulunmamak, b- hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmemiş olmak, c- devam etmekte olan bir kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak şartları aranmaktadır. Somut olayda; kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak, kullanmak veya bulundurmak suçundan yargılanan davacının “güvenlik soruşturmasının olumsuz olması” gerekçe gösterilerek Polis Meslek Yüksek Okulundan ilişiği kesilmiştir. Davacı yargılama neticesinde beraat ettiğine göre, hakkındaki güvenlik soruşturmasının olumsuz neticelendiğinden bahisle ilişik kesme işlemi hukuka aykırıdır Danıştay 8. Daire - KARAR 2013/3154. Disiplin cezaları ve ceza verilmesine neden olan eylemler memurların çalıştıkları kurumun düzenine aykırı fiilleri nedeniyle kendilerine uygulanan zorlayıcı önlemler niteliğindedir. Disiplin cezasını gerektiren fiilin niteliğine göre ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması disiplin hukuku yönünden ortada bir ceza mahkumiyeti bulunmadığından bahisle disiplin cezası uygulanmaması sonucunu doğurmayacaktır. 1702 sayılı ilk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanunun “meslekten çıkarma” cezasının uygulanacağı halleri düzenleyen 27 nci maddesinde “Gerek talebeye karşı ve gerek hariçte muallimlik sıfatı ile telif edilmeyen iffetsizliğin sabit olması” hali sayılmıştır. İşlenen fiilin niteliğinin yürütülen görevin gerektirdiği niteliklerin kaybedilmesi mahiyetinde olduğu hallerde fiilin karşılığı disiplin cezasının uygulanması yargı kararıyla suçun sabit olması hususu dikkate alınarak kamu görevlisinin tabi olduğu mevzuat yönünden değerlendirilmelidir. 17 yaşındaki öğrencisiyle cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişikte bulunan öğretmenin 1702 sayılı Yasada karşılığını bulan fiilinin sübut bulduğu sonucuna varılmakta olup, anılan Yasanın 27/1 maddesi uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir Danıştay 12. Daire - Karar 2012/3553. Davacı polis memuru iken, dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş mahkumiyeti nedeniyle görevine son verilmiştir. Davacının uyarlama talebiyle yaptığı başvuru üzerine hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Devlet memurlarının 657 sayılı Yasanın 98/b maddesi uyarınca görevlerine son verilmesi işleminin sebep unsurunu 48. maddede sayılan ve memuriyete engel kabul edilen bir suçtan mahkumiyet ve bu mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı oluşturmaktadır. Bu durumda davacının memuriyetine engel olacak nitelikte bir suçtan mahkum olduğundan söz edilemeyeceğinden, polis memuru davacı hakkındaki göreve son verme işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır Danıştay 12. Daire - Karar No 2008/4502. Avukat Sanık Adına HAGB İstemediğini Beyan Edemez Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlık konusu bakımından “Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması” şartının nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiği ile sanık müdafisinin sanık adına bu yönde bir beyanda bulunup bulunamayacağı hususunun ayrıca ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hâkim tarafından her olayda resen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkân verecek biçimde kararda gösterilmelidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için; objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayanan subjektif koşulunda gerçekleşmesi gerekmektedir. 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin altıncı fıkrasının c bendinin sonuna “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” cümlesi eklenmiş olup, Kanun koyucu bu değişikliğin gerekçesini “…Uygulamada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesiyle yargı yoluna müracaat hâlinde beraat edeceğini düşünen sanığın bu hakkı elinden alınmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları itiraza tabi olup; uygulamada itiraz mercii kararları şeklen incelemektedir. Her iki durumda da sanığın suçsuzluğunu ispat amacıyla kararı temyiz incelemesine götürmesi mümkün değildir. Bu sebeple sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı olduğunu beyan etme ve dolayısıyla temyiz mahkemesinde beraat etme hakkının elinden alınmaması düşüncesiyle anılan hükmü ihdas eden madde eklenmiştir.” şeklinde açıklamıştır. Bu bağlamda, suça ve sanığa ilişkin diğer şartlar gerçekleşmiş olsa dahi sanığın kabul etmediğine dair beyanının olması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının c bendinin son cümlesinde “Sanığın kabul etmemesi” ibaresine yer verildiğinden, madde metnindeki cümlenin lafzından kanun koyucunun “olumsuz bir şart” getirdiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasını değil uygulanmamasını şarta bağladığı, açıkça reddetmediği durumlarda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul edip etmediği hususunda susması veya açıkça reddettiğine dair bir cevap vermemesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun tarihli ve 234-252 sayılı kararında sanığın, açıkça kabul etmeme yönünde irade beyan etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda; öncelikle hazır bulunan sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun anlam ve sonuçları hakkında bilgilendirilmesi, bu husustaki iradesinin belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini isteyip istemediğinin sanıktan sorulması ve kabul edip etmediğine ilişkin yapılan açıklamanın duruşma tutanağına geçirilmesi gerekli olup açıkça hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul etmediğine dair beyanda bulunmayan sanık hakkında, diğer şartların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi mümkündür. Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair beyanı niteliği itibarıyla şahsa sıkı surette bağlı bir hak ve yetkidir. Şahsa sıkı surette bağlı haklar kanunda tek tek sayılmamakla birlikte genel olarak öğretide, kişinin sadece kendisinin kullanabileceği, başkasına devredilemeyen ve miras yoluyla geçmeyen haklar olarak açıklanmaktadır. Evlenme, nişanlanma, nişanı bozma, evlat edinilmeye razı olma ve şikâyetten vazgeçme gibi bu tür haklar insanın kişiliğini yakından ilgilendirdiğinden, bunların kullanılmasına karar verme yetkisi başkasına bırakılmamıştır. Ancak, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, vekil aracılığıyla kullanılabilen şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar ancak vekâletnamede bu hususta özel bir yetkinin bulunması hâlinde vekil tarafından kullanılabilir. Bu hakların vekil aracılığı ile kullanıldığı hâllerde ya bu hususta avukata verilmiş özel bir yetki bulunmalı ya da bu yetki bulunmaksızın avukat tarafından gerçekleştirilen işleme hak sahibi sonradan izin vermelidir. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediği yönündeki beyan hakkı tıpkı ifade ve sorgu gibi şahsi bir haktır ve sanık tarafından kullanılmalıdır. Sanık müdafisi nasıl ki temsilcisi olduğundan bahisle sanığın yerine sorgulanamaz ise sanığın yerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanda da bulunamaz. CMK’nın 231. maddesinin altıncı fıkrasının c bendinin “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” şeklindeki düzenleme ve aynı Kanun’da, duruşmalarda sanığı temsil eden sanık müdafisinin sanık adına hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğine dair beyanda bulunabileceğine ilişkin bir usul kuralının yer almaması, kanun koyucunun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeme yetkisini münhasıran sanığa vermesinin bilinçli bir tercih olduğunu göstermektedir. CMK’nın 226/4. maddesinde ek savunma hakkına ilişkin olarak müdafisinin sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanacağını kabul eden kanun koyucu, sanık müdafisin de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanda bulunabileceğine ilişkin olarak benzer bir düzenleme yapma imkanına sahipken bu yola başvurmamak suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kabul etmeme hakkının sanığa ait olduğunu belirtmiştir. Ceza muhakemesi hukukunda kural olarak kıyas yapılabilmesi mümkün ise de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak hak ve özgürlükleri sınırlayıcı hükümler ile yalnızca belli kişi veya durumlar için öngörülen istisnai nitelikteki hükümlerin uygulanmasında kıyas veya kıyasa yol açacak şekilde genişletici yorum yapılamaz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeme de yalnızca sanığa tanınan şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup vekâletnamede buna ilişkin özel yetki bulunmadığı sürece söz konusu hakkın kullanılması müdafiye devredilemez. Zira şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarda hakkın devredilemeyeceğine dair kurala ancak yasal düzenleme ile istisna getirilmesi mümkündür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar 2019/616. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Avantajları HAGB kararıyla ortada bir mahkumiyet hükmü olmadığı için kişi masumiyet karinesinden yararlanmaya devam eder. Bu nedenle HAGB kararı, kişinin hayatına hiçbir şekilde olumsuz etkide bulunmaz. HAGB kararı adli sicil kaydında özel bir bölüme kaydedildiğinden normal sabıka kaydında gözükmez. HAGB kararı ileride suç işlenmesi nedeniyle açıklanır, HAGB kararı açıklandığında kişinin kararı temyiz hakkı mevcuttur. Yani, kararın Yargıtay’da bozulması için kişiye yeni bir şans tanınır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, bir kereye mahsus olmak üzere yargılanan şahsın kişisel ve sosyal hayatını bozmadan sürdürebilmesi için imkan tanıyan önemli bir ceza usul kurumudur. Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu UYARI Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Makale Yazarlığı İçin Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.
hagb sonrası suç işleme erteleme