GİRİŞ15.10.2018 20:54 GÜNCELLEME 15.10.2018 23:10. Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın, başkonsolosluğa girdikten sonra kaybolmasıyla ilgili oluşturulan çalışma grubundaki Türk yetkililer
Avludizisi Naciye’nin gerçek adını merak edenler eminiz ki olmuştur. Zira oyuncuyu pek çok dizide gördük belki de hatırlamakta zorlandık. Gelin hep beraber detaylara bakalım. Naciye’nin gerçek adı Hülya Şen. Son olarak Kalbimdeki Deniz adlı dizide Diyar’ın annesi Nurşen’e hayat veren oyuncu, Ocak 1968, Balıkesir doğumlu.
Avlunun bütün bölümleri startv.com.tr'de → Abone Olmak
1967deki İsrail işgalinden sonra Kudüs’te yaşanan olaylar, İsrail’in nüfus oyunları ve Filistinlilere uygulanan baskının detayları GZT Kudüs Sayfasında! En ince ayrıntısına kadar Kudüs'ün işgal sürecini buradan öğrenebilirsiniz.
Aradançok yıllar geçti ve zaman ilerledikçe Muvahhidler, kendi aralarında iç sorun yaşamaya başladı. İçlerinde oluşan isyanlarla uğraşırken çok kan kaybettiler. Uzun bir havuz boyunca dikilmiş ağaçlardan oluşan Mersinli Avlu’nun her yanı mermer döşeliydi. Civarın temizliğini yapan görevli buranın beyaz
8K0W0. Güncelleme Tarihi Nisan 12, 2018 1100Oluşturulma Tarihi Nisan 11, 2018 1535Avlu dizisiyle setlere dönen Moray, eşi ile tanışma hikayesini Instyle dergisine verdiği röportajda anlattı...1/11Ceren Moray geçtiğimiz yıl eylül ayından Fransız sevgilisi Nico Burn ile Bodrum'da nikah masasına dizisiyle setlere dönen Moray, eşi ile tanışma hikayesini Instyle dergisine verdiği röportajda anlattı...3/11"Bercelona’da tanıştık. Turist olarak geldiğimiz bu şehirde geçirecek kısa bir zamanı kalmıştı ikimizin de. İstanbul’a geri döndüğümde bavullarımı havalimanında bırakmış olduğumu eve gelip de telefonla bu bana bildirildiğinde anladım, o derece akıl yitimi yani..."4/11"Daha o gün aradı Nico, İstanbul’a geleceğini söyledi. Çok gerildim. O büyünün bozulmasını istemiyordum çünkü…"5/11"Geldiğinde her ikimiz de nasıl davranacağımızı bilmiyorduk. Aradan birkaç saat geçti belki Bu kızın peşinden gitmeseydim hayatım nasıl olurdu diye düşünmek benim için çok yorucu’ dedi."6/11"O gün aşık oldum ben de ona zaten. Sonrasında uzun ve maddi-manevi zorlayıcı bir seyahatler zinciri başladı ikimiz içinde. Arkasından da evlendik."7/118/119/1110/11Son 24 saatte yaşananlar
Yazımız 30 Ekim 2021 tarihinde güncellenmiştir. Avlu Dizisi Sözleri ve Replikleri. Perşembe gününün fenomen dizisi Avlu bölümleriyle devam ediyor. Bu yazımızda dizide geçen sözler ve replikler ile şarkıların sözlerinden bir demet hazırladık Sabır, dikene bakıp gülü, Geceye bakıp gündüzü Tahayyül edebilmektir. Şems-i Tebrizi İntikam arzusu, kendiliğinden iyileşecek yaraların açık kalmasına neden olur Francis Bacon Kaptansan kaptanlığını bileceksin. Gemin karaya oturdu… Leoparın kuyruğunu tutma. Tuttuysan da bırakma Zimbabwe Atasözü “Hesap günü geldi çattı.” “Anneni öldürdüğünü söylersem, nasıl olur sence?” Elimi sıktı, söz verdi bana iyileşeceğim diye… Niye böyle saçma sapan bir şey söylüyorsun şimdi” ZOR DİYORSUN ZOR OLACAK Kİ İMTİHAN OLSUN MEVLANA Bu dünyada en zor şey; vedalaşmak” “İnsan bir kere mutlu olmaya karar verdiğinde nerede olduğunun bir önemi yok.” İki yabancı gibi olalım demek istemedim Başın öne eğilmesin. Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Gönül aldırma Benim için orada kurtarılmayı bekleyen iki kız vardı. Her seçim bir vaz geçiştir. Blaise Pascal Hayatta öyle şeyler yapacaksın ki kazandıkların, kaybettiklerine değsin Hatırlıyor musun, en son ne zaman böyle sessizce yan yana oturmuştuk?” Kabil’in Habil’i öldürdüğü günden beri hiç dinmedi acılar. Çünkü insanların, insanlar için koymuş olduğu bütün yasalar, tıpkı adaletsiz bir kalbur gibi taneyi eleyip samanı tutar.” – Oscar Wilde Eziyet ettiğin insanları düşün tek tek. Yaptıklarının bedeli bu Annenle siz sivrisinekler için tütsü yakan bir kadından azılı bir katil yarattınız Sana dedim, seni kendi ellerimle öldüreceğim! Rahat uyu. İntikamını aldım.. Azra, bunu sana nasıl söyleyeceğim bilmiyorum. Sinan, öldü. Kudret Azra seni son kez uyarıyorum! Annen başardı güzel kız. Öykü kudret sen neden korkunç birisin herkez senden korkuyor Kudret kuzucuk sen başkasını korkutmazsan yarın o seni korkutur… Ey özgürlük! Adalet varsa sen de varsın Joseph Joubert Deniz Bu geminin kaptanı kimmiş? Duydunuz mu? Deniz Söyle bakalım Kudret buranın ağası kim efendisi kim? Af mı istiyorsun. Neyi affedeyim ben. Bak…Vücudumda söndürdüğün ………….dövmelerle taçlandırdım Zerrin Kan akmayacak,cinayet olmayacak. Başımı derde sokmayacaksın. Tabiatlarında annelik olan kadınlar, zevklerden çok fedakarlıklarla yaşar. Balzac Kudret Beni yalnız bırakın Kuzuyla 20. bölümde Zerrin Müdür karşısındaki durumumuz Fragman Deniz Siz bana gerekli şeyleri temin edin ben malları değiştireyim. ZerrinBu kalemle başladığım hiç bir işi yarım bırakmadım, bırakmayacağım da… Sevgi, ona tutunduğunuz sürece asla ölmez, sizi terk etmez ve bitmez. Sevgi sizi ölümsüz kılar… O odaya giren her kimse, Nihal müdürün katili de odur Şu ellerin taşı bana hiç dostun bir gülü yaralar beni. Deniz “Nihal’i sen mi öldürdün?” ne? Ne? Azra Nerden çıktı şimdi bu önizleme “Nihal müdürü Azra öldürdü!” Git, kafanda yarattığın hapishaneye git. Ayfer O bir ölüm meleğidir. Gittiği her yere ölüm ve kargaşa getirir. Deniz Jale çocuklarımızın yanına gitti. Onlara ne güzel masallar okuyordur. Dudu Jale ölmemiştir. Ölmemiştir di mi? Kimse bir başkasını yargılayabilecek kadar kusursuz değildir Hep iyiler mi ölecek? Avluda şenlik var Deniz Ya devlet başa ya kuzgun leşe. DenizKızımın katilleri elini kolunu sallaya sallaya dışarıda dolaşıyorsa, ben sakin olamam Bir yerde küçücük bir çocuk açsa orada adalet yoktur..!! Aç bırakılan bir insan bir parça ekmek çaldı diye suçlanıyorsa o adalet değil yargıdır. Öykü Deniz sen çok güzel kokuyorsun, anne gibi kokuyorsun. Her aşk kendini yaşar Bambiler ölmesin Çok yakında kızına kavuşacaksın. Ayşegül, doktor olan. Onun dosyasına ulaşamadım Deniz. Onun dosyasını gizli tutuyorlar niyeyse Delilik acı çekmeyi hatırlamak için bir yoldur. AzraSeninle iş yapmayı özlemişim Bade Ben sana zarar vermek istesem arkadaşların beni tutamaz. Sende tutamazsın Ben kendimden geçtim bi süre daha yaşamak zorundayım AzraBenim bulamayacağım bir şey yok boncuk biliyorsun Dudu Azra, Öykü giderse ömür billah ben bi daha senin yüzüne bakmam Çok yoruldum deniz, çok Yaz günü üşeyrum yandum tutuşayrum aklumi aldun benden düz yolda düşeyrum Maniye maraz derler Güzele kiraz derler Senin gibi miskine Bahçedeki horoz derler. Hemşire istedik… Oktay’ı gönderdiler. Oğluma,Kudret’in oğluna dokunacaklar o kadın yaşayacak öyle mi? Kudret! denize dokunma Bize azotlu oksijen lazım Azo derhal kendine gel Her insan masum doğar, oysa hiç kimse masum ölmez! Bekle beni küçüğüm. Yüreğini karartmadan, sevincini yitirmeden… Evladı söz konusu olan bir annenin yapabilecekleri hayal bile edilemez! Vicdan, yetkinin olmadığı yerde lazımdır ve vicdan yoksa adalette yoktur! Hepimiz bir bedel ödüyoruz. Kimimiz yaptıklarımızın, kimimizse yapamadıklarımızın.. Hepimiz bir bedel ödüyoruz. Ve bu bedel, evlattan mahrum kalarak ödediğimiz bir bedel.. Azra Deniz’e Sana sarılacağım çünkü kalbin ağlıyor. Öykü Dışarıdaki köpeklerde mi açmış? Dudu Onlarda açıkmış ya. Birazdan yemeklerini yer susarlar. Bize havlamıyor onlar. Hiç korkmayın. Köpekler insanlar gibi değil ki! Onlar aç kalmadan, canları yanmadan hiç kimseye zarar vermezler. Bir insan durup dururken başkasının canını yakar.. “Her şey sonunda iyi olacaktır. Eğer iyi değilse, henüz sonu gelmemiş demektir.” “Babası değil mi? Gitsin bulsun konuştursun kızının katilini. Beni döverken çok erkekti, gitsin bir de şimdi yapsın erkekliğini.” “Zaman, yangınların en acımasızıdır, diye düşündü Meryem; sonra birden o sözleri hatırladı; sevgi, insanın yüreğinden çıkan sessiz çığlıklardır, bazen bunu sevdiğiniz insanlar bile duymaz!” Bin Muhteşem Güneş-Avlu ….Aklına Nana’nın bir keresinde söylediği şey geldi. Her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah’ olduğu… Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp, sessizce aşağıya, insanların üzerine yağıyordu. Bütün bunlar, bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi demişti… Başımıza gelen her şeye nasıl da sessizce katlandığımızın…” Bin Muhteşem Güneş-Avlu “Belki de yüreksizlerin asıl cezası budur Gerçeği iş işten geçtikten sonra… Artık yapılabilecek hiçbir şey kalmadığında görmek, anlamak… Kuru çorak bir arazide, arzulamanın ve dövünmenin uzağında, hayallerin ve hayal kırıklıklarının ötesinde, orada geleceğin hiçbir önemi yoktu, geçmişse yalnızca tek bir ders içeriyordu Seninle benim gibi kadınlara hayatta yalnızca bir… Tek bir marifet gereklidir, o da tahammül… Sabretmek… Katlanmak!” Bin Muhteşem Güneş-Avlu Avlu Dizi Müziği Teoman Boşu Boşuna Sözleri Tanrım bana ömür vermiş Vücuduma bir can girmiş Boşu boşuna boşu boşuna İsa Meryem’e mi kalmış Musa asadan ne bulmuş Süleyman bir sultan oldu Saltanatı boşu boşuna Su akar deryaya varır Deryadan mayi çıkarır Gökyüzünde yağmur olur Damlaları boşu boşuna Kolera’nın söylediği rap şarkısı Sen Nasıl Bir İnsansın Sözleri Yağdı yağmur aktı sel doğdu Eylülün kızı Esen günün sürpriz ismi Ehlen ve zaman kaybetti deve pireyle ben de küçüktüm eskide göğe bakardım gözlerim dönerdi maviye. Gergedanın ezik kalbim üzerinde koşturması,aynı benin farklı elde yepyeni bir hal alması, uykudan evvel yolculanan günün hatırlanması,derinden bir iç yanması. Bana gelirsen kalbin elinde gel kemiklerinden sıyrılıpta gel baharı bekle akasyalarla gel çuvallamayız korkma bir rumuz ikimize de bana daha önce hiçkimseciklere söylemediğin sözler. Hayrımı isteyen şükür birkaç yaratılan da var hala öldürdüğüm örümceğin üzerimde bedduası var hata yapmaktan korkan Kolo hata üzerine hata yapar sanki taşınırken düşer tabutum ölüm çıkar. Bir eksi daha yazıldı haneye gerek yok bahaneye utanç için bul kusur şahaneye mum kendini lav zannetti söndü döndü laleye şükür rahmet düştü tane tane her bir daneye. İste sade iste ayrı 7 pınardan su toplarım iste eski medeniyetler gibi yerin dibine batayım. Ben gerçeğim onlar hayal iste sana ispatlarım,bir sevsen beni gönlündeki derdi siler atarım. Aradan çok yıllar geçti çok sular aktı düştüm bu hale Eller heva hevesine düşkün konuştu halimi yedi mahalle Herkes anladı ne yazık ki anlatamıyorum derdimi yare Kalbim ellerden düştü oldu ciğer de pare pare Göründüm güçlü düzeldim sandım ama hep bunalımdayım Ne mümkün dengede durmak,fırtınadan bir uçurumdayım. Daha filmi anlatmadan ağlarsın sen nasıl bir insansın? Ben senle aşka düştüm parçalandım tane tane Kolo kayıp ülkenin prensesi ondan duyulmaz sesi büyütmüş beni ölülerin üvey sevgisi fermanı verdim ve vuruldu cellatın hain kellesi,azarlandığım anlar ve insanların küflü sözleri. Bakar kör bir hayat yaşadık hurma ağacı altında bukağı vuruldu kahra ateş düştü bağrıma kötü niyetle sorulan bir sorusun iyilik arama cevapta,kendini öldüren bir akrebim ben yangın ortasında. Altın suyuna batırdın tekrar sattın eski hurdayı ben de sen kalana kadar soydum izbe dükkanı, özledim sinirliyken gelip derdime eder gözlerine düşen intihar uçakları. Sonunda geldin elinde tozlu yapma çiçeklerin eh teşekkür ederim bana da birkaç dakikanı verdin Sen çocukları korkutan o soğuk kanlı cin prenstin ağlamak istedim 40 dereceyle yandı gözlerim. Aradan çok yıllar geçti çok sular aktı düştüm bu hale Eller heva hevesine düşkün konuştu halimi yedi mahalle Herkes anladı ne yazık ki anlatamıyorum derdimi yare Kalbim ellerden düştü oldu ciğer de pare pare Göründüm güçlü düzeldim sandım ama hep bunalımdayım Ne mümkün dengede durmak,fırtınadan bir uçurumdayım. Daha filmi anlatmadan ağlarsın sen nasıl bir insansın? Ben senle aşka düştüm parçalandım tane tane
Kaç yıl geçti aradan sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor? Yorumlar tuvanna21 Aralık 2011 Çarşamba 023309 Roza12 Kasım 2011 Cumartesi 125236 Henüz geçmedi ama geçecekk çooookkk geçecekkkk Yıl değil gün geçmedi ki daha... tuvanna10 Kasım 2011 Perşembe 152535 sahi kaç yıl ? Angie4 Ekim 2011 Salı 191512 Doğrudan Sezen şarkısı geliyor aklıma başka bir şey değil yani. ' su '20 Şubat 2009 Cuma 133729 30. EDA GÖK28 Aralık 2008 Pazar 030832 geçsin bitsin artık bu yıllar...vay be nasıl gectı o yıllar .... Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrıBitsin artık bu hasret buluşalım gayrı
Yapım Tarihi - 2003 Süre - 003000 Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Betacam Yönetmen - Korkmaz Göçmen Yapımcı - Korkmaz Göçmen Metin Yazarı - Korkmaz Göçmen Kameraman - Mazlum Demirbağ, Volkan Çınar Kurgu - Mustafa Turgut, Haldun Uzunalioğlu, Meltem Ataoğlu Yönetmen Yardımcısı - Köksal Taş Müzik - Dr. Nedim Yıldız Seslendiren - Korkmaz Göçmen, Gülderen Uras Soydaş, Gülden Özel Anneleise Analiza’Inın Türkçe Dublajı - Dış Yayınlar Spikeri Süheyla Korkmaz Caption Kamera - Bülent Mortaş Ses Kayıt - Tuna Ersoy, Hayati Aydın, Tülin Öner Dublaj - Süheyla Korkmaz Özgün Müzik - Dr. Nedim Yıldız Afiş Tasarım - Hayri Çölaşan Günümüzden 10 bin yıl önce Bafa Gölü’nü çevreleyen bugünkü adı Beşparmak Dağları olan antik Latmos Dağlarında yaşayan Anadolu’nun ilk insanları, sığındıkları dağların kovuklarına resimler çizip, boyadılar ve geleceğe ne bıraktıklarını bilemeden bu dünyadan göçüp gittiler. Aradan binlerce yıl geçti... Ve bir gün çok uzaklardan bir kadın geldi. LATMOS’UN SANATÇILARI; İşte bu dağlarda yaşayan Latmos’lu sanatçıların ve 25 yıl boyunca onların izlerini Süren bir arkeolog kadının öyküsünü konu ediyor. LATMOS’UN SANATÇILARI adlı belgeselde Anadolu arkeolojisi için “yüzyılın buluşu” olarak adlandırılan diğer buluşlar da konu ediliyor. YÖNETMENİN NOTU Metin Yazarı; Korkmaz Göçmen Bir zamanlar, bu görkemli dağlarda insanlar yaşadı. Sığındıkları kovuklarda acı tatlı yıllar geçirdiler. Anılarını, kayalara resmettiler. Onlar Latmos'un ilk sakinleri, ilk sanatçılarıydı. LATMOS'UN SANATÇILARI Aradan binlerce yıl geçti... Bir gün çok uzaklardan bir kadın geldi... ANNELEİSE' nın kafa SESİ Türkiye'ye ve Latmos' taki Heraklia' ya ilk kez 1971 yılında geldim. O zaman da Alman Arkeoloji Enstitüsü bursu ile Doğu Akdeniz Bölgesini geziyordum. Bu seyahatim sırasında gördüğüm birçok antik bölge ve yerden en çok Heraklia harabeleri, özellikle de Latmos'un vahşi kayalık arazisi beni oldukça etkiledi. 13 yaşında, daha okul yıllarında iken arkeoloji eğitimi almayı diliyordum. Babamın, "Arkeolojinin Ekmeği olmayan sanat olması gerekçesiyle" karşı çıkmasına rağmen bunu yaptım. Latmos gençliğimde düşlediğim yerdi. Ancak bir gün bu düşün gerçek olacağını hiç düşünmemiştim. SPİKER Anneleise PESCHLOW' un düşü, 1974 yılında gerçekleşir. "İkinci Vatanım" dediği, antik adı Latmos olan Beşparmak Dağların' da ve Heraklia antik kentinde çalışmaya başlar. Önceleri Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Gerda Henkel Vakfı tarafından kısıtlı olanaklarla çalışmalarını sürdürenAnneleise, bir gün Kültür Bakanlığı temsilcisi Arkeolog Murat GÜLYAZ ile karşılaşır. MURAT Anneleise ile karşılaşmamız 1994 yılının sonbaharına rastlar. Bana söylediği ilk söz; "Murat bu dağda yapılacak çok iş var." Biraz korkmuş biraz ürpermiştim. Çünkü bütün haşmetiyle Latmos Dağı karşımda duruyordu. Belki onlarca tehlike bizi beklemekteydi. SPİKER Anneleise ve Murat, Bir zamanlar buralarda yaşamış insanların izinde onları bekleyen sürprizleri bilmeden ama hep ümit ederek yola çıkarlar. MURAT- Önceki anlatımının devamı Sonra başladık yürümeye. Karış, karış her tarafı gezdik. Önümüze gelen herkesle konuştuk. Çobanlarla avcılarla köylülerle kimi zaman dağ köylerinde kalmamız gerekiyordu. Kaldık da. Hem de haftalarca. SPİKER Anneleise' nin hayatını adadığı Latmos Dağları'nda, Ay Tanrıçası Selene ile Çoban Endymion'un aşklarının efsanesi anlatılır. Bir çift atın çektiği gümüş tekerlekli araba üstünde gökleri dolaşan Selene her gece Endymion'u gümüş renkli ışığıyla sarar onunla sevişirmiş. Bulutlu gecelerde Selene ve Endymion birbirlerine hasret kalır, bir sonraki gecenin aydınlık olmasını dilerlermiş. Bir gün, Tanrılar tanrısı Zeus BeşparmakDağları'nın bu yoksul çobanına bir armağan vermeyi düşünmüş ve Endymion'a dileğini sormuş. Endymion, tanrısından Selene'ye sonsuza dek kavuşmak için, sonsuz bir uyku dilemiş. Ve o günden sonra Beşparmak Dağları, ayın gümüş renkli ışığıyla her gece aydınlanır olmuş. Böyle gecelerde muhteşem bir manzara ortaya çıkar. O gün bugündür Söke-Milas arasında yer alan Beşparmak Dağları'nın gündüzleri de geceleri gibi ayrı bir şölen yaşatır insana. Bir zamanlar, Milet, Meus, Pirene, Heraklia gibi antik kentlerin bulunduğu Latmikos Körfezi Roma döneminden itibaren büyük Menderes' in getirmiş olduğu alüvyonlar nedeniyle kapanır ve böylece bugünkü Bafa Gölü ortaya çıkar. Bafa Gölü'nün güney ve doğusunu, üzeri ılgınlar, zeytin ve çam ağaçları ile kaplı Latmos Dağları çevirir. Yaz akşamlarında, gün batımı bir başka güzeldir Bafa' da.. Latmos'un muhteşem siluetinin ardına gizlenen güneşin solgun ışınlarıyla boyadığı dalgaların sesine, pelikanların, karabatakların ve martıların çığlıkları karışır. Bir de ağustos böceklerinin yaygarası... Anneleise ilk çalışmalarını gölün kenarındaki Kapıkırı Köyü'nde yani Heraklia' da başlatır. SPİKER Bu dönemlerde Anneleise kızı Eva' ya rağmen Latmos'ta çalışma isteği uğruna meslektaşı olan kocasından boşanır. O artık aşkı Latmos' ta aramaktadır. Anneleise, Latmos'un eteklerinde binlerce yıl sabırla keşfedilmeyi beklemiş olan Heraklia'yı zamanla tanıyacak, Latmos ise Heraklia' daki gizemlerini ona yavaş yavaş sunacaktır. ANNELEİSE Heraklia bölgesinde yaptığım çalışmalarda çok şanslıydım. Bir keşif diğerini izliyor, sanki biri bir yenisine sebep oluyordu. ANNELEİSE' SESİ 1975 yılında, kuzey yamacında kentin en önemli kutsal alanı ve Athena Tapınağı'nı keşfettik. Ayrıca, İsa' dan önce 2000 yıllının ilk dönemine tarihlenen Kral Antiochos III ve onun Valisi Zeuxis'e ait kral mektupları bulduk. Aynı yıl çevre araştırması sırasında dağlarla aynı adı taşıyan ve Heraklia'dan önceki yerleşim yerine ait antik bir kent olan Latmos'un harabelerini keşfettik. SPİKER Karia'lı Pleistarch, İsa dan önce 1000 yıllarında kurulan Latmos'u yıkar ve halkının Latmikos Körfezi kenarında yeni kurduğu Heraklia' ya taşınmasını ister. Ancak geçmişteki değerlerinden kopamayan halk evlerini bırakmak istemez ve eski kentlerinde uzun yıllar yaşar. ANNELEİSE Şimdi arkaik bir evin girişinde bulunuyoruz Kayadan oyulmuş basamaklar avlu girişine çıkar. Bu da üst kısmı olmayan avlu duvarı. Şimdi evin avlusunda bulunuyoruz. Ev, yamaca dayanmış bir avlu, bir koridordan ve bu koridorun güneyinde ve kuzeyinde iki bağımsız evden oluşuyor. Bu iki evden kuzeydeki daha iyi durumda. Hala bazı duvar parçaları mevcut. Ayrıca ev hem kuzey, hem de batı tarafından kayaya bağlanmış. Batı tarafında Kaya yüzeyinde çatı ve yan kirişlerin delikleri bulunmakta, bunun üzerinden de yağmur oluğu geçmektedir. Bu bizim için önemli. Böylece, bu evin çatısının iki tarafa meyilli olduğunu öğreniyoruz. Odanın girişi güney tarafta; eni dokuz, boyu beş metre. ANNELEİSE Eskiden agoranın bulunduğu Latmos'un merkezindeyiz. 15 m. uzunluğundaki oturma basamakları meydanın batı tarafına doğru uzanıyor. Merdiven önünde bugün Bizans kilisesi kalıntıları ile dolu büyük bir meydan var. Güneydoğuda ise Endymion' un mezarı bulunmakta. ANNELEİSE Bu mağara eski Latmos kentinin belki de en önemli yeridir. Burası Ay Tanrıçası Selene ve genç Çoban Endymion'un karşılaştığı yer olarak tahmin ediliyor. Bu ilişkiden 50 kız çocuğu olduğu söylenir. Daha sonra Latmos'ta yaşayan Hıristiyanlar bölgenin kutsal yerlerinin gücünü sahiplendi ve kendi amaçları için kullandılar. Mağarayı fresklerle süslediler. Latmos'ta bildiğimiz bu en eski fresklerin merkezinde Hz. İsa dünyalar hakimi Pantokrator olarak resmedilmiştir. SPİKER Anneliese, Heraklia Nekrapolünde 2500 adet mezar üzerinde çalışır. Helenistik Döneme ait olan bu mezarlıklara halk, iki şekilde gömülmekteydi. Birincisi ölü yakılarak külleri dikdörtgen mezarların yanıbaşında bulunan yuvarlak çukurlara konulur, diğerlerine ise ölü taş mezara günlük hayatta kullandıkları eşyaları ile birlikte yatırılır, üzerleri yine taş kapakla kapatılırdı. Anneleise bir gün nekrapolde çalışırken Latmos Dağı' nın yamacında çizgi şeklinde bir parlaklık görür. Buraya geldiğinde parlayan şeyin taştan bir yol olduğunu fark eder. Yaptığı araştırma ile, bu yolun Roma Dönemi öncesinde Heraklia'yı, Menderes ve Çine Çayı Vadileri'ne birleştiren büyük bir yol ağının parçası olduğunu ortaya çıkarır. Heraklia ise, ilk gizemi olan, kalbine giden yolu Anneleise' ye böylece açmış olur. ANNELEİSE Böyle bir yol ağının yapımı, Heraklia gibi küçük bir şehrin karşılayamayacağı kadar büyük maddi harcamalara neden olmuş olmalı. Bu nedenle, yolların Pleistarch tarafından yaptırılmış olması yüksek bir olasılık. Pleistarch'e İskenderiye İmparatorluğu'nun bölünmesi sırasında Kariya'nın büyük bölümleri verildi. O da, burada Heraklia' yı kurdu. SPİKER Anneleise, bu yol üzerinde çalışırken daha bir çok bilinmeze ulaşacak, Heraklia'nın O'na sunacağı birbirinden değerli armağanlara kavuşacaktır. Bir gün Anneleise ve Murat günün ilk ışıklarıyla Latmos Dağlarının zirvesine doğru ilerlerken, bilinmeyen antik bir kentin kalesiyle karşılaşırlar. ANNELEİSE Şu anda Bağarcık kalesinin en yüksek noktasında oturuyorum. Buradan Latmos sıradağlarının arka kısmına bakıyoruz. Tam karşımızda kutsal bir dağ olan Tekerlek Dağı'nın kuzeydoğu tarafını görmekteyiz... Büyük olasılıkla kale Heraklia'nın sınır güvenliği için yapılmıştır. Çünkü; Heraklia topraklarının doğu sınırı Bağarcık vadisinden geçerdi. Doğuda ve kuzeydoğuda Alinda ve Amison topraklarına kavuşurdu. Heraklia'nın sınır güvenliği için yapılan bu kalenin antik çağdaki ismini ne yazık ki bilmiyoruz. Ancak Bağarcık kalesiyle sadece Heraklia sınırlarının güvenliği sağlanmıyordu. Burası aynı zamanda kutsal bir yerdi. SPİKER Anneleise'ye göre kentin tarihi 4. yüzyıldan daha eski olamazdı. Peki, burada yaşayan insanlar Tekerlek Dağı'nın büyüleyici manzarası eşliğinde acaba hangi tanrıya tapıyorlardı? ANNELEİSE Şimdi Bağarcık kalesinin açık olan kutsal alanının güney kapısındayız. Kapıdan geçtikten sonra büyük bir alana giriliyordu. Sol taraftaki oturma yerleri taştan örülerek, kuzey yönündeki oturma yerleri ise Kaya oyularak yapılmıştır. Doğu tarafında eskiden sütunlu bir avlu vardı. Şimdi bu sütunların parçaları devrilmiş olarak yatıyor. Oturma yerlerinde yaklaşık 100 kişi yer bulabiliyordu. Bir ruhani grubun güney kapısından geçtiğini, alanda kısa bir süre durduğunu, sonra oturma yerlerine yerleştiğini ve burada kutsal dağ tanrısına tapındıklarını düşünebiliriz. ANNELEİSE Dikilitaş vadisinde, Bağarcık kalesinin alt kısmında, bölge taşlarından yapılmış, küçük bir tapınak bulunur. Taşıyıcı sütunlar hala ayaktadır. Sağındakinin üzerine kalkan, solundakinin üzerine miğfer oyulmuştur. Bu küçük tapınağın önü kutsal dağa doğrudur. Bu tapınağın sahibini, burada tapılan tanrıyı, günümüze kadar bozulmamış kitabeden biliyoruz. Bu taşın üzerinde Dii Akrayu yani dağ zirvesindeki Zeus yazmaktadır. Bu da demek oluyor ki, doğrudan dağ zirvesine yöneltilmiş olan bu küçük tapınak iklim tanrısına adanmıştır. MURAT Latmos Dağları dört tarafındaki metamorfik kayalarla karakterize olur. Bu nedenle tarihsel arazi yok denecek kadar azdır. Bütün bu olumsuzluklara karşı Prehistorik Dönemde önemli bir tapınma merkezi, bunu takip eden Helenistik ve Roma Dönemlerinde ise, önemli bir kavşak nokta. Bizans döneminde ise, keşişlerin sığınma noktası oldu ve çok sayıda manastır inşa ettiler. İşte bu manastırların bir tanesi Stylos manastırı ANNELEİSE 10. yüzyılda Latmos dağlarında yaşayan ruhani kişilerin en ünlüsü Aziz Paul' dür. Ünü bölgenin sınırlarını fazlasıyla aşmıştı. Paul daha hayattayken kutsal biri olarak saygı görürdü. 12 yıl bu mağarada yaşadı ve etrafında birçok kişi topladı. Ölümünden sonra da bu manastırda defnedildi. SPİKER Aradan yıllar geçer. Anneleise, bir gün Latmos'un kalbine giden yolun kenarında beyaz boyalı haç çizimleri görür. Bunlardan daha çok olması gerektiğini düşünerek Murat' la birlikte yollara düşer ve onun müthiş doğasıyla savaşarak günlerce Dere tepe dolaşırlar. Latmos, kalbine giden yola bıraktığı ipuçları ile Anneleise' ya kızından sonra hayatında alacağı en büyük hediyeyi vermeye hazırdır artık. İşte böyle yorucu bir günün sonunda bir köye gelir ve köylüler ile sohbet etmeye başlarlar. Sohbet arasında köylülere kayalara çizili haç resmi görüp görmediklerini sorarlar. Yaşar Beşparmak adlı genç, haç değil ama değişik başka şeyler gördüğünü; isterlerse onları götürebileceğini söyler. Bütün yorgunluklarına rağmen büyük bir merakla Yaşar'ın peşine düşerler. Anneleise ve Murat, gördükleri karşısında öylece donup kalırlar. Latmos'da yaşamın 10000 yıl öncesine uzanan izlerini, Latmos'lu Sanatçıların yaptığı Kaya resimlerini bulmuşlardır. Böylece en değerli hediyesini sunmuş olur. Bu keşif, arkeoloji dünyasını yerinden sarsacak bir buluştur. Artık onlar, meslektaşları arasında gıpta ile anılacak iki arkeologdur. Böylece Latmos, Anneleise'ye en değerli hediyesini sunmuş olur. ANNELEİSE Bu Kaya resmini bize Yaşar Beşparmak 1994 yılında gösterdi. Bu Latmos'ta tanıştığımız ilk prehistorik Kaya resmidir. Karşılaştığımız prehistorik Kaya resimleri ile Latmos'la ilgili araştırmamızda yeni bir sayfa açıldı. SPİKER Anneleise ve Murat, o günden sonra aylarca dağlarda dolaşarak karşılaştıkları çobanlarla, avcılarla, köylülerle konuşup, bu güne dek 250 civarında Kaya resmi bulurlar. ANNELEİSE Latmos dağ tanrılarının kutsal yeri olarak düşündüğümüz Karadere mağarası, etrafı küçük kayalarla çevrili, kuzeybatıda bulunan bir mekandadır. Bu mekanın girişi doğusunda bulunan bir Kaya aralığıdır. Bu mekan yaklaşık 14 metreye 14 metredir. ANNELEİSE Mağara girişi önünde, yerde kase şeklinde yapay bir derinlik vardır. Buradan Latmos'un sıradağlarına baktığımızda, sadece tek zirve görürüz. Bu zirve antik çağda kutsal taş olarak kabul edilen Tekerlek Dağı'dır. Orada yağmur için dua edilirdi yani burası iklim tanrısının oturduğu yerdi. ANNELEİSE Bu mağara ve içerisindeki resimlerin dünyada kıyaslanacak bir eşi daha yoktur. Ana resim 12 figürün toplantısını gösterir. Sağ yanındaki nişte bir on üçüncü figür bunlara katılır. Bu ve resmin sağ kenarındaki figür hariç diğer 12 figürün tamamı önden görünen insan figürüdür. Bu 12 figürden dördüncü, sekizinci ve onuncu figürler büyük vücutları ile diğerlerinden ayrılır. Bu üç figürden muhtemelen dördüncüsü en önemlisidir. Bu figürün başı çember şeklindeki kayanın yıpranmış bir yerine çizilmiş. Dördüncü figür yumruk şeklindeki elini, onuncu figür ise kollarını kaldırmış ve parmaklarını gergin bir şekilde açmış olarak çizilmiş. Latmos' daki Kaya resimleri arasında bu resim tamamen çerçeve dışına çıkar. Bu resim bildiğimiz aile sahnelerini değil, biri hariç hepsi erkek figürlerin toplantısını gösterir. Biz bu resmi geçici olarak Latmos tanrılarının betimlemesi olarak değerlendirdik. SPİKER Yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla sürdüren Latmos'un ilk sakinleri, bir taraftan korktukları tanrılarını, diğer taraftan da kendilerini taşların kovuklarına resmederek belgelediler. ANNELEİSE Şu anda kayalarla çevrilmiş küçük bir avlunun girişinde duruyorum. Buranın yakınından bir çay akıyor. Suyun sesini duyabiliyoruz. Bu bölgenin adı, Balıktaş'tır. En yakın yerleşim yeri olan Karahayıt köyüne yaklaşık bir saatlik yürüyüş mesafesindedir. Çayda bütün yıl boyunca su bulunur. Bu bölgede 5 adet Kaya resmi bulduk. Bu nedenle Kaya resimleri ve su arasında bir ilişki olmalı. Bulduğumuz beş resmin ikisi çok iyi durumda. Bu iki resimden biri, avlusunda durduğumuz bu yerde, diğeri ise buranın kuzeydoğusunda, yaklaşık 20 metre uzaktadır. ANNELEİSE Bu, Beşparmak'ta, şimdiye kadar bulduğumuz en büyük resimlerden biridir. Doğu ve batı kısmına bölünmüştür. Bu bölünme hem stil hem de renk olarak birbirinden tamamen farklıdır. Bilhassa resmin sağ tarafında bir dizi süslemeler, çizgiler, haç şekilleri, parmak motifleri ve zikzak çizgiler görüyoruz. SPİKER Latmos'un Sanatçıları yörede yaygın olan demir oksit ve hala tanımlayamadığımız bir maddeyi karıştırarak, kırmızı ve sarı renkli boyalar buldular. Şematik ve natüralist stille yaptıkları resimlerde bu boyaları kullandılar. ANNELEİSE Bu Kaya duvarının batı tarafı tamamen boyalıdır. Alt kısımda duvar neredeyse dik olarak aşağı iner ve çok sayıda niş ile son bulur. Bu nişler çeşitli motiflerle süslenmiş. Resmin üst kısmı ve doğu kısmı alt tarafından tamamen farklıdır. Özellikle sağ kısımdaki bu resim ilginçtir. Çünkü; figürler hem kırmızı hem de sarı olarak iki renkte çizilmiş. Bu, kırmızının yanında sarının kullanıldığı, bizim bulabildiğimiz tek resim. SPİKER Anneleise ve Murat Latmos'un insan ayağı değmemiş vahşi doğasında her gün saatlerce dolaşır, buldukları Kaya resimlerini bilimsel olarak tek tek kayıtlara geçirirler. İşte böyle bir günün sonunda uğradıkları bir köy kahvesinde bir köylü onlara bir kayanın yüzeyinde gördüğü işaretlerden söz eder. Ertesi gün, Latmos'un bin metre yukarısında bulunan Suratkaya tepesine geldiklerinde yeni bir sürprizle karşılaşırlar. Latmos, bu kez de, ulaşılması güç tepelerin birinde büyük bir kayanın yüzeyine kazılmış Hitit Kitabesini armağan olarak sunmuş, Annelise'ye en özel gizlerinden birini daha açmıştır. ANNELEİSE Buradaki ilk işaret grubunda "Myra ülkesinin adamı" yazıyor. Şuradaki ülke anlamındaki işaret. Altı hiyeroglif işaretten en büyüğü ve aynı zamanda en önemli olanı Kaya duvarının yaklaşık olarak ortasında bulunur. Sağda ve solda simetrik olarak yerleştirilmiş bu işaret büyük kralın hiyeroglifini gösterir. Alttaki işaret ise, Büyük Kral'ın oğlu Büyük Prensin işaretidir. Ortadaki, büyük prensin adıdır. Bu prensin adı KU hecesi ile başlar. Ortasından çizgi geçen, tırtıl şeklindeki ve yanlarında iki köşe bulunan bu işaret, KU hiyeroglifidir. Kalan diğer işaretler daha tam olarak okunamadı. Ama, büyük bir olasılıkla bunlar KU - Panto Kurunthia' nın işaretleri. Ku - Panto Kurunthia, Hitit' in Büyük Kralı II. Murşili' nin yeğeninin çocuğuydu. Daha sonra kral tarafından Myra Kralı ilan edildi. Bu nedenle, bu işaretin İsa' dan önce 14. yüzyıl sonlarına veya 13. yüzyıl başlarına ait olduğunu biliyoruz. SPİKER Latmos, bu kez de, ulaşılması güç tepelerinin birinde büyük bir kayanın yüzeyine kazılmış Hitit Kitabesini sunar. Böylece, Anneleise'ye en özel gizemlerinden birini daha açmış olur. Latmos'un ona sunduğu bu kitabe, Hititlerin sadece Orta ve Güneydoğu Anadolu'da yerleşmediğini, batıda Ege kıyılarına kadar uzandıklarını da kanıtlamaktadır. Bu buluş arkeoloji tarihinde "Yüzyılın Buluşu" olarak adlandırılır. Günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce yaşayan İlk Latmos'lular, yaşamlarını etkileyen olaylar ve nesneler karşısındaki korkularına kendilerince haklı kılıflar geçirdiler. İyilik ve kötülüğün onlardan geldiğine inandıkları olağanüstü güçlere tanrı dediler. Latmos'un Sanatçıları kendilerine benzediğini düşündükleri tanrılarını, kutsal saydıkları kovuklara resmettiler ve geleceğe ne bıraktıklarını bilemeden bu dünyadan ayrıldılar. Binlerce yıl sonra, onların yerlerini yeni sanatçılar aldı; Latmos'un Sanatçılarının duygularını şimdi onlar yaşıyor. Çok eskinin gizlerini bulmanın mutluluğu ve büyük bir başarı kazanmanın haklı gururu ile... Latmos, zamanın yok edişine direnerek keşfedilmeyi beklerken, gizemlerini asırlarca bağrında sakladı. Ve bir gün çok uzaklardan bir kadın geldi. Bu kadın, Latmos'un gizemlerini geçmişin karanlığından kurtarıp geleceğin aydınlığına kavuşturmak için ömrünü verdi. Çünkü, O Latmos'a aşıktı. ANNELEİSE' nin sesi Latmos hayatımın bir parçası, burada çalışmama izin verilmesinden sonra da ikinci vatanım oldu. Bana hayatımın en önemli iki şeyi ne diye sorsalar; ilk olarak kızım, hemen ardından da Beşparmak Dağları derim. Antik çağdan bir yazıt Latmos'ta 1998'de bulunan yazıt, bölgenin iki önemli kenti arasında yapılan dostluk ve kardeşlik antlaşmasıydı. l998, Ağustos ayı... Prof. Dr. Wolfgang Blüemel ile antik adı Latmos olan Bafa Gölü ve çevresinde epigrafik araştırma yapıyoruz... Epigrafi; arkeolojiye ve tarihe yardımcı olan bilim dalları içinde, geçmişte yaşamış insanların kullandığı ve artık kullanılmayan ölü dilleri, onların bıraktığı yazıtları inceleyerek ortaya çıkaran bilim dalı. Sabah erkenden göl üstündeki adalara giden motorculara, adalarda eski yazılı taş görüp görmediklerini sorduk. Bize bir iki yazıttan söz ettiler. Motorla yazıtları görmek üzere adalara gittik. Öğleye kadar adaları kaplamış çalı çırpı, yılan, çıyan arasında dolaştık. Yayınlanmış birkaç yazıt dışında pek de umduğumuzu bulamadık. Dönüşte biraz dinlenmek, açlık ve susuzluğumuzu gidermek için Kapıkırı köyündeki turistik restoranlardan birine girdik. Prof. Blüemel daha önceki yıllarda da bölgeye pek çok kez araştırma için geldiğini, Latmos yazıtlarının kendisi ve başka araştırmacılarca yayınlandığını, artık yeni bir yazıt bulmanın olanaksız gibi göründüğünü anlatıyordu bana. Yemeklerimizi söyledik. Bu arada restoranı işletenlere de çevrede yazıtlı taşların olup olmadığını soruyordum ben. Servisimizi yapan genç adam Kapıkırı'nda değil de yayla evlerinin birinin kapısı önünde bir su küpünün altında yıllar önce böyle bir taş olduğunu, yerini gösterebileceğini de söyledi. Ve Blüemel'in yanıtı, "bu kadar ortada bulunduğuna göre mutlaka yayınlanmış bir yazıttır" oldu. Ama yine de görmek istedi. Bu kez köyün birkaç kilometre ötesindeki yayla evlerine doğru yöneldik. Restorandaki genç adam tahtadan bir kulübenin önünde bizi durdurdu. Her taraf kapalıydı ve yazıtlı taş ortada yoktu. Çok emin olduğu bir taşın ortada olmaması bizden çok onu üzmüş ve hırslandırmıştı. Kulübenin etrafını dolaştı birden bağırdı- "İçeride içeride!" Pencere aralığından düz bir mermer parçasının duvara yaslanmış olduğunu gördük. "Çok eminim bu o taş" diye ısrar ediyordu. Kulübenin sahibini bulmak için arabaya atladık ve yine köye gittik. Yarım saat sonra kulübe açılmış içeride örümcek ağları arasından yazıtlı taşımız çıkmıştı. Profesör taşa doğru eğildi ve uzun süre o şekilde kaldı. Dikkatini dağıtmamak için uzun süre bekledikten sonra yazıtın ne olduğunu sordum. "Bir anlaşma metni" dedi. Birkaç saat sonra yüzü gülümsüyor ve beni kutluyordu. Yazıtı taşınabilir olmasından dolayı başına bir şey gelmesin düşüncesiyle köy muhtarı ve kulübenin sahibi Ali Rıza Burnak'tan elimizdeki resmi belgeleri göstererek Milas Müzesi'ne götürmek üzere aldık. Bölge tarihiyle ilgili son derece önemli açıklamalarda bulunan bu yazıt İS 2-3 yy'a ait, bölgenin iki önemli kenti arasında yapılmış bir dostluk ve kardeşlik anlaşmasıydı. Çok az bir bölümü kaybolmuş olan yazıtta Latmos ve Pidasa kentlerinin dini törenlerden, kız alıp vermeye ve mal mülk edinmeye ve savaşlarda ortak hareket edeceklerine dair konular ayrıntıyla yer almaktaydı. Bu açıklamalar Antik Karia bölgesinin tarihine yeni bir ışık tutuyordu. Bu nedenle, yazıt son yıllarda bölgede bulunan en önemli yazıttı. İlk üç satırı ve son satırlarının kırık olmasına rağmen son derece iyi durumdaydı. Prof. Dr. Wolgang Blüemel yazıtı Epigraphica Anatolica adlı dergide 1998 yılının son aylarında yayınladı ve yazıtın Türkçe'ye çevrilmiş bir metnini sizler için gönderdi. "Şehir dirlik ve Düzen içinde yaşasın diye görevliler kurban bayramı düzenlemeliler; bundan başka halen mevcut olan mahalle örgütünün yanı sıra yeni mahalle örgütü oluşturulmalı ve bu Asandris adını taşımalıdır. Bu örgütlenmenin içinde kura çekme yöntemiyle hem Latmos'ta ve hem de Pidasa'da bulunan mahalle örgütü temsilcileri ve dostluk dernekleri temsilcileri yer almalıdırlar; fakat geri kalan Pidasa vatandaşları kura çekme yöntemiyle olabildiğince eşit sayıda halen mevcut olan diğer mahalle örgütlerine dağıtılmalıdır. Bu şekilde paylaştırılmış olan Pidasalılar tüm dini tapınım törenlerine katılma hakkına, dostluk derneği üyeleri olanlar dostluk haklarına, mahalle örgütleri, bunların daha önceden sahip oldukları haklara sahip olmalıdırlar; Pidasa ve Latmosluların kutsal yasalar ve diğer nedenlerle hak ettikleri gelirler ortak mal olmalı ve ayrı bir mülk ya da gelir sahibi olmak her iki şehre de yasaklanmalıdır ve her iki şehrin şimdiye dek Dios ayına kadar mevcut olan borçlarını kendileri ödemeliler. Latmoslular Pidasalılara bir yıl yetecek kadar konut ve ahır tahsis etmeliler ve aralarında evlenme yoluyla akrabalık tesis etmeleri için, hiçbir Latmoslu bir başka Latmosluya kızını vermemeli veya bir Latmosludan kız almamalı ve hiçbir Pidasalı bir Pidasalıya da kız vermemeli veya almamalı, altı yıl süreyle Latmoslu Pidasalıya ve Pidasalı Latmosluya kız verip almalı ve tüm yönetim kurumları Pidasa ve Latmoslulardan oluşturulmalı ve Pidasalılara belediye arazisi dahilinde istedikleri yerde konutlar inşa etmelerine ve Pidasalılar arasından Latmosluların önereceği 100 yetişkin erkek ve Latmoslulardan Pidasalıların önereceği 200 yetişkin erkek, bir boğa ve bir erkek domuz üzerine agorada bu halk meclisi kararına ve bu devletsel oluşuma sadık kalacaklarına dair yemin etmelidirler ve bu karar taştan steller üzerine yazılıp bunlardan biri Zeus Labraundos kutsal alanına ve biri de Latmos'taki Athena kutsal alanına yollanmalı ve adanmalı ve Aropos döneminde görevlendirilmiş olan memurlar bu hususun gerçekleştirilmesini sağlamalıdırlar. Latmosluların etmesi gereken yemin- "Zeus Ge Helios Poseidon Athena Areia ve Koç koruyan =Artemis ve diğer tanrılar üzerine yemin ediyorum ki; Pidasalılarla birlikte vatandaş olarak yaşayacağım" Kaynak Gezi Dergisi Belgeselin Yayın Tarihi - 5 Ocak 2004 Bafa Gölü ve çevresindeki dağlarda 20 gün süre ile çekimleri yapılan belgeselin tekrar yayını ise- 10 Ocak günü yine TRT-2’de saat 1110’ da, 11 ocak günü ise TRT-INT kanalında gece 0030’da yayınlanacak. Kaynak Korkmaz Göçmen TRT Radyo Televizyon Dergisi Ocak 2004 Sayı 176 Sayfa 41
Avlu Dizisi Çalan Şarkılar [Güncel] Star tv’de ilk bölümü 29 Mart 2018’de yayınlanmış olan ve her perşembe saat yayınlanan dram türünde bir televizyon dizisidir. Avlu Dizisinde Çalan şarkıları aşağıda listeledik. Konu çok fazla şiştiği için bu ana konu olarak kalacak, yeni bölüm geldikçe buradan bağlantı vereceğiz. Avlu Müzikleri kategorisi Avlu Müzikleri Avlu Son Bölümde Çalan Şarkılar >> Avlu 36. Bölüm Çalan Şarkılar Sagopa Yeni Jenerik Müziği Avlu 27. Bölümde Çalan Müzik Zülfü Livaneli – Gün Olur – Avlu 24 Ocak Çalan Şarkı Avlu 26. Bölüm Çalan Şarkılar Candan Erçetin – Kırık Kalpler Durağında Mehmet Güreli – Kimse Bilmez Avlu 1. Bölümde Çalan Şarkılar Avlu’da Çalan Rap Şarkı – Galiba Sagopa Kajmer – Galiba Şarkı Sözleri Sözler İçin sen sen sen seven Sevdiğine böylemi yapar seven? Güneşimi karartıp da kaçar gider Bu karanlıkta tek başımayım neden? bilmem bilmem bilmem Seven Sevdiğine böylemi yapar seven. Güneşimi karatıp da kaçar gider Bu karanlıkta tek başımayım neden? bilmem bilmem bilmem Ama olmaz Bu kötü gidişe bi son vermem gerekir. Ama olmazolmaz Bu kötü gidişe bi son vermem gerekir. Ama olur İstesem dünyalara kavuşurum inan. korkarımama galiba Bütün bu olanlara dayanamam ama hazırım. Sen giderken adımlarını sayarım. Heyhat! Ne yazık seni yanlış tanıdım sanırım. korkarımama galiba bütün bu olanalara dayanamam ama hazırım. Sen giderken adımlarını sayarım. Heyhat! Ne yazık seni yanlış tanıdım sanırım. Hey giden Ardına hiç dönüp bakmadan gidebilen sen sen sen Kalbinde zerre payımdamı yok neden? Geri gelmeyen zamanın yitirilen. Hey gidensen sen ardına hiç dönüp bakmadan gidebilen Kalbinde zerre payımdamı yok neden? Geri gelmeyen zamanın yitirilen. Ama olmaz Bu kötü gidişe bi son vermem gerekir. Ama olmaz Bu kötü gidişe bi son vermem gerekir. Ama olur yine olur İstesen dünyalara kavuşurum inan. korkarım ama galiba bütün bu olanlara dayanamam ama hazırım. Sen giderken adımlarını sayarım. Heyhat! Ne yazık seni yanlış tanıdım sanırım. korkarım ama galiba Bütün bu olanlaara dayanamam ama hazırım. Sen giderken adımlarını sayarım. Heyhat! Ne yazık seni yanlış tanıdım sanırım. Avlu – Kolera Sen Nasıl Bir İnsansın Sözleri İçin yağmur aktı sel Doğdu Eylül’ün kızı esen Günün sürpriz ismi Ehlen ve Sehlen Çok zaman kaybetti deve pireyle Ben de küçüktüm eskide Göğe bakardım Gözlerim dönerdi maviye Gergedanın ezik kalbim üzerinde koşturması Aynı benin farklı el de yepyeni bir hal alması Uykudan evvel yolculanan günün hatırlanması Derinden bir iç yanması YANDIM.. Bana gelirsen kalbin elinde gel Kemiklerinden sıyrılıpta gel Baharı bekle akasyalarla gel Çuvallamayız korkma bir omuz ikimize de yeter Söyle bana daha önce hiç kimseciklere söylemediğin sözler SöyLe.. Hayrımı isteyen şükür birkaç yaratılanda var Hala öldürdüğüm örümceğin üzerimde bedduası var Hata yapmaktan korkan KOLO hata üzerine hata yapar Sanki taşınırken düşer tabutum ölüm çıkar Bir eksi daha yazıldı birden haneye Gerek yok bahaneye Utanç için bul kusur şahaneye Mum kendini lav zannetti söndü döndü laleye Şükür rahmet düştü tane tane her bir daneye İste sade iste ayrı 7 pınardan su toplarım İste eski medeniyetler gibi yerin dibine batarım Ben gerçeğim onlar hayal İste sana ispatlarım Bir sevsen beni gönlündeki derdi siler atarım NAKARAT Aradan çok yıllar geçti Çok sular aktı Düştüm bu hale Eller heva hevesine düşkün Konuştu halimi 7 mahalle Herkes anladı Ne yazık ki anlatamıyorum derdimi yare Kalbim ellerden düştü Oldu ciğerde pare pare Göründüm güçlü düzeldim sandım ama hep bunalımdayım Ne mümkün dengede durmak Fırtınadan bir uçurumdayım Daha filmi anlatmadan ağlarsın Sen nasıl bir insansın Ben senle aşka düştüm Parçalandım tane tane KOLO kayıp ülkenin prensesi ondan duyulmaz sesi Büyütmüş beni ölülerin üvey sevgisi Fermanı verdim ve vuruldu Cellâdın hain kellesi Azarlandığım anlar ve insanların küfrü sözleri Bakar kör bir hayat yaşadık hurma ağacı altında Buka vuruldu kahra ateş düştü bağrıma Kötü niyetle sorulan bir sorusun iyilik arama cevapta Kendini öldüren bir akrebim ben yangın ortasında Altın suyuna batırdın tekrar sattın eski hurdayı Ben de sen kalana kadar soydum izbe dükkânı Özledim sinirliyken gelip derdime sırnaşmanı İnfilak eder gözlerime düşen intihar uçakları Sonunda geldin elinde tozlu yapma çiçeklerin Ehh teşekkür ederim Bana da birkaç dakikanı verdin Sen çocukları korkutan o soğukkanlı cin prenssin Ağlamak istedim 40 dereceyle yandı gözlerim Aradan çok yıllar geçti Çok sular aktı Düştüm bu hale Eller heva hevesine düşkün Konuştu halimi 7 mahalle Herkes anladı Ne yazık ki anlatamıyorum derdimi yare Kalbim ellerden düştü Oldu ciğerde pare pare Göründüm güçlü düzeldim sandım ama hep bunalımdayım Ne mümkün dengede durmak Fırtınadan bir uçurumdayım Daha filmi anlatmadan ağlarsın Sen nasıl bir insansın Ben senle aşka düştüm Parçalandım tane tane.. Avlu – Kolera Varsa Yoksa Avlu 2. Bölümde Çalan Şarkılar Avlu – Kadınım Şarkısı Avlu Yeter ki Şarkısı – Fikret Kızılok Yeter Ki Sözleri İçin gözlerim kelepçelerde Sevda çöllerinde Geçiyor aylarım, yıllarım, gecelerim Sevda zindanlarında Yeter ki sen sev beni Yeter ki inan bana Varlığın dilimde bir yudum su Sevda çöllerinde Hayalin, serabın yeterdi bana Sevda zindanlarında Yeter ki sen sev beni Yeter ki inan bana Avlu Dizisi Babamız Bizi Sevmedi Şarkısı Babazula – Babasız Kızlar Balosu Sözleri İçin Tıklayınız.“bu davette topuğunuzun ya da kanadınızın Biri kırık olmalı Bu şartı yerine getirmeyenler Kırık ön dişler ya da deşik ciğerlerle de Katılabilirler” Uzun hazırlıklardan geçtik biz Uzakdiyarlara uçtuk başka çaremiz yoktu Babasız kızlar korosu Babamız bizi sevmedi Çirkiniz! çirkiniz! Zır deliyiz. güzeller güzeli şüphe Kır kalbimi, alışığım ben Yeşil gözleri babamın gözleri zehirli yosunlardandır İnce ince proje dokur, gürcü soğuk ve mağrur Babamı hiç görmedim – ki onca yıldır “bu baloya davetli kızlar Babalarının cenazesinde bulunmayacaklar” Niye seveyim seni Babalarının terk ettiği kızlar, kötülüklerinde cömert Aşklarında hazin ve güvenilmezdirler Babasız kızlar korosu Babamız bizi sevmedi Öyle birşey koptu ki içimizde Bütün kötü kadınlar bizden sorulur Kaçmayı biliriz biz en iyi Ey cesur! ey sevgili! sıkıysa bak gözlerime Taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim Çocukluk acıları pazılarımdır benim Ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin. “balomuz gece yarısını geçe başlayıp Canımız isteyince biter” Kandırdur arabalarıyla dolanmayız biz Cam kırıklarında dans etmek varken Babasız kızlar korosu Küfredip kavga çıkarırız Çirkiniz! çirkiniz! çirkiniz Babamız bizi sevmedi Cümlenizin hakkından geliriz Yaralarımıza şap dökerek büyüttük kendimizi Göçebeyiz; talan eder tüyeriz Hayat, baskınımıza mazur bir davet yeridir Arka kapıları tekmeler içeri gireriz Yaklaşma yakarım, dumanını üflediğim gibi Keyfime bakarım Ön kapıdan ve sırayla Buyrun kibar hanımlar beyler Babanız sizi sevdi de ne oldu? Korkak, kör ve bok gibisiniz. Avlu Hasret Şarkısı – Bulutsuzluk Özlemi – Hasret Sözler İçin girmedi gözüme yine dün gece seni düşündüm ay ışığı sardı kenti bütün gece üşüdüm seni düşündüm al götür beni sar ısıt beni yağmurunda ıslandığımız yollarında yürüdüğümüz ılık rüzgarları deniz kokan kente ben burada sen orada hasret bitmez büyür sevda Avlu Çalan Şarkılar Kırmızı Bir At Çizerdim Sözler İçin bir at çizerdim, kırmızı bir at… bak bu da kafası… nereden geldim, nereye giderdim? bu da düşünen kafamın bana sorusu. sür beni sarp kayalıklara oradan aşağısı başka yerin konusu.. “ah” dedi “senin durumun fena” “ah” dedi “kalbimde bu neyin acısı” dayanamaz, kalbimin içinden çıkardım, utanmadan dünyaya tepeden bakardım. kimse beni bilmez, bilmez, beni bilmez,bilmez beni kimse ben hep saklandım… yanmalısın, sönmelisin ruhları incitmeli inanırken yalanlara, delirmiş olmalısın. bakmalısın, görmelisin, acıya yer vermelisin varmak için “hep”lere, önce “hiç”i göze almalısın… o kızgın bakışın, bir de üzgün bakışın, yüzlere gülüşün ve ani bir düşüşün… üzülmeye gelmez giderdim aramaya ruhumu parçalarını… üzerime bir bir dikerdim, beni nasıl isterdin tek parça… yoksun bedenim yoksa.. kime güler yüzün? kime ağlarsın? çek, bir sandalye çek ve otur mumlar var, mumları yak anlatacaklarım uzun, uzundur yollar ve her ne yana gidersen git beter gibi sonsuz ama yoksun bedenim yoksa… yokum, bedenim yok benim… kime güler yüzüm? kime ağlarım? duruyorsa, ne duruyorsun? yarına kalsa, ne umuyorsun? yokum, bedenim yok benim… sandalye çek ve otur mumlar var, mumları yak anlatacaklarım uzun, uzundur yollar ve her ne yana gidersen git beter gibi sonsuz ama yoksun, bedenim yoksa… her yer ne kaplı hiç bilemezsin… her yanım, her sözüm, her savaşım, her yarım, öyle zor, öyle zor, öyle zor, geliyor ki! her yeni gün her yeni gün her yeni gün her yeni gün her yeni gün… Avlu 5. Bölüm 26 Nisan Çalan Şarkılar Kolera – Pespaye Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Sözler İçin var kaçış yok. Baş açık kafa yor. Başı boş, işin iş, kafa tut Bi de bak şu da var. Bu müzik uçuşur sıkı tut. Kaçışır notalar yarışır dibe vur şımarık. Sana yok dilediğin daha dur daha var Daha çok sana diyecek bana hava hoş Sayamadım bu kaçıncı zaferim Ben o pespayenin hakkından gelirim Yanlış anlaşılma olmasın Ayrı ayrı koyma bizi ayrı gayrı olmasın Ve benle gücüm yeriz iki kişilik yer olmasın Hiç halledilir.?… Alın yazısı sen her yazı dediğinde Ben paranın gelen turası Kolera sarıyo etrafı Adi atı alan ayağı yerde gezer Beşyüz on milyon km karecik yerde yer israfı Baştan başa pespaye Olsa hayat benim yerim başköşe Başrolünde hayatının herkese Ve aşkımızı tutarız merkezde Baştan başa pespaye Olsa hayat benim yerim başköşe Başrolünde hayatının herkese Ve aşkımızı tutarız merkezde Koca bir dağı kaldıracak gibiyim Ben o volkana değebilecek kişiyim Sıradan bir kızın biriyim ama ben Bana dokunanın hakkından gelirim Kendimden ödün verecek değilim Ne safım ne çok anasının gözü bişeyim Sıradan bir kızın biriyim Ama ben o sandığınız kızlardan değilim Hendek atlatırsın mamuta bir Laf anlatamazsın ucuza yıkılan gökdelenler dönüyo Moloza, bu enkaza girmek girmek gibi En fazla gerek yok ki gaza bağırma avaz avaza Faraza, tut ki çıktı arıza yoktur yapacak Olmaza devamsa kaprise dönecek dünyası fanusa Dönüşür en güzel düşler kabusa Dönen insanların sise bende dönüşürüm virüse İnme, inecek gibi Kapanacak gibi üstüne maden Bak çökecek gibi duruyor zaten Neden altında duruyorsun halen? Cebren, baksen bahaneci işi kendisi batırır Kolera bu kezde sırtınızı yere yatırır Soğuk su niyetine benzen, lıkır lıkır Böylelikle iş yürür tıkır tıkır Saklan odana, gidin işinize Düşmeyin bi’ peşimize, bunca işimiz içinde Bırakında bakalım incelikle işimize Baştan başa pespaye Olsa hayat benim yerim başköşe Başrolünde hayatının herkese Ve aşkımızı tutarız merkezde Baştan başa pespaye Olsa hayat benim yerim başköşe Başrolünde hayatının herkese Ve aşkımızı tutarız merkezde Koca bir dağı kaldıracak gibiyim Ben o volkana değebilecek kişiyim Sıradan bir kızın biriyim ama ben Bana dokunanın hakkından gelirim Kendimden ödün verecek değilim Ne safım ne çok anasının gözü bişeyim Sıradan bir kızın biriyim Ama ben o sandığınız kızlardan değilim Çağdaş Türkü – Bekle Beni Küçüğüm Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Sözler İçin beni küçüğüm Umudu karartmadan Sevinci yitirmeden Döneceğim bir gün bekle beni Ama acılara alışılmaz Bir şeyler var değişecek Bir şeyler var değiştirmemiz Gereken önce Acılardan başlanacak Sen türkülerimi söyle ve Gülümse küçüğüm Umudun ırmağıyla yeşerecek Hasretin bozkırları Ama acılara alışılmaz Bir şeyler var değişecek Bir şeyler var değiştirmemiz Gereken önce Acılardan başlanacak Mapushanenin türküleri Hüzünlüdür biraz Burkulmasın yüreğin Sızlamasın için sakın bekle beni Ama acılara alışılmaz Bir şeyler var değişecek Bir şeyler var değiştirmemiz Gereken önce Acılardan başlanacak Bulutsuzluk Özlemi – Yaşamaya Mecbursun Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 6. Bölüm 3 Mayıs Çalan Şarkılar Rubato & Sıla – Yıkılmışım Ben Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Özlem Akgüneş – Korkuyorum feat. Efraim Genç Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Electro Tülay – Gönlüm Gece Filmi Soundtrack Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Bir Ateşe Attın Kamuran Akkor Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 7. Bölüm 10 Mayıs Çalan Şarkılar Nilipek – Havada Bir Hinlik Var Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Behiye Aksoy – Benim İçin Öldün Artık Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 8. Bölüm 17 Mayıs Çalan Şarkılar Sagopa Kajmer-Sessiz Ve Yalnız Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Nazan Öncel – Kız Bebek Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 9. Bölüm 24 Mayıs Çalan Şarkılar Neşet Ertaş – Hapishanelere Güneş Doğmuyor Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Zeynep Alasya – Uçurtma Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Papatya Gibisin Beyaz ve İnce Dans Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 10. Bölüm 31 Mayıs Çalan Şarkılar Avlu 10. Bölüm – Neşet Ertaş – Dertli Anam Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Fikret Kızılok – Kalbim – Avlu Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Teoman – Boşu Boşuna – Avlu Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 11. Bölüm 7 Haziran Çalan Şarkılar Esmeray – Yollara Düştüm Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu Sezon Finalindeki Rap Şarkı Sagopa Kajmer & Bergen – Sen Affetsen Ben Affetmem Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 12. Bölüm Çalan Şarkı Ayben – Kimsin Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 14. Bölüm Çalan Şarkı Cem Kısmet & Pilli Bebek – Kızım Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 15. Bölüm Çalan Şarkı Esmeray – Unutama Beni Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 17. Bölüm Çalan Şarkı Zeynep Bakşi Karatağ – Talihim Yok Bahtım Kara Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 18. Bölüm Çalan Şarkı Neşet Ertaş – Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 19. Bölüm Çalan Şarkı Semra Tunç – İnan Bana Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 20. Bölüm Çalan Şarkı Mavi Sakal – Iki Yol Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 21. Bölüm Çalan Şarkı Çağdaş Türkü – Bekle Beni Küçüğüm Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu 23. Bölüm Çalan Şarkı Ali Cihan -Avlu Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Sözler İçin günlerinde dolar barışa, bayrama hasret Öyle içten öyle derin susup bekle ve sabret Kurşun atsam işlemez kötü bu kader bu kısmet Ağlamaklı olur anlatamam öyleki gerçek Vakit gelir giderim elbet gamsız uykuya Ömür geçer ruhum özgür gezer devriye Bilki hep yanımdasın canımdan bir parça Kaç adımda biter kaç ömür sığar bir bu avluya?5 Vakit gelir giderim elbet gamsız uykuya Ömür geçer ruhum özgür gezer devriye Bilki hep yanımdasın canımdan bir parça Kaç adımda biter kaç ömür sığar bir bu avluya?7” Avlu 25. Bölüm Çalan Şarkı Galiba – Sagopa Kajmer Şarkıyı Dinlemek İçin Tıklayınız. Avlu Dizisi Son Bölümde Çalan Şarkılar eklenecek… Avlu Dizisi Oyuncuları Demet Evgar – Deniz Demir Ceren Moray – Azra Kaya Nursel Köse – Kudret Öztürk Kenan Ece – Murat Ünal Teoman Kumbaracıbaşı – Hakan Demir Ruçkan Çalışkur – Nilgün Demir Şebnem Dönmez – Nihal Ünal Çağdaş Onur Öztürk – Oktay Boran Deniz Barut – Melis Ersoy Onuryay Evrentan Atasalihi – Özlem Balaban Eslem Akar – Ecem Demir Şeyla Halis – Jale Şahin Ayça Damgacı – Hasret Şengül Denizcan Aktaş – Alp Öztürk Anahtar Kelimeler Avlu Dizi Müzikleri, Avlu Jenerik Müzikler, Avlu Dizisi Çalan Şarkılar, Avlu Dizisinde Çalan Rap Şarkısı, Avlu Çalan Müzikler, Avlu Son Bölümde Çalan Şarkı, Avlu 26. Bölüm Çalan Şarkı Sevdiklerinle
avlu aradan çok yıllar geçti