efendim çoğu insanın şarkıyı sadece dinlemesi fakat anlayamaması ile sonuçlanan bir eylemden ötürü bilgisizlikle yanlış yorumladığı sözlere sahip türkü. farz-ı misal kimi arkadaşlarımıza; manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu sinek kapmış gördün mü, sözleri saçma gelebilirken bazı insanlara köy TİRİDİNEBANDIM ( MANDA YUVA YAPMIŞ SÖĞÜT DALINA ) NOTA. Yazan admin. admin. 2 sene ago. 2 0. Kategori: Kendi Yazdığım Notalar. manda yuva yapmış söğüt dalına' yapar mı yapar 'yavrusunu sinek kapmış' kapar mı kapar bu bıçak böylesine kahpe ellerde bu boyun kıldan ince hepsi bu kadar gökte yıldız ellidir de ellidir sayın bakın ellidir de ellidir sıkı dur koca haydar bunun sonu bellidir katarlandı bulutlar çoğu gitti azı kaldı sıkı dur koca haydar manda yuva yapmış Arif Akifoğlu. Yazar. 29.03.2022 - 00:10 Yayınlanma. 29.03.2022 - 12:11 Güncelleme. 12 Paylaşım. Manda genelde yuva yapar söğüt dalına bizim buralarda : ) Yavrusunu da inek kapar, sonunu pek bilmiyorum ama böyle başlar işte bu hikaye Bu topraklar çok verimli topraklardır. TİRİDİNE BANDIM (Türkü Sözleri) Manda yuva yapmış söğüt dalına amman amman Yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanını yandım Amanın amanın amanine yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Çaldım sandın görmeden aldım. Sabahınan erken çifte giderken amman amman Ug8j. Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına Türküler eleştirilmek istendiğinde, sözleri anlamsız bulunduğunda genellikle örnek gösterilen ”Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına” adlı türkünün baştan sona doğruları anlatan, ilk bakışta anlamsız gibi görünse de ozanın ince zekâsıyla hiciv sanatının çok güzel örneğinin sunulduğu bir eser olduğu bildirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi İrfan Kurt, ”Halk kültüründe hiciv ve Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına’ gerçeği” adlı makalesinde bu türkünün anlamını irdeledi. Türkünün Kastamonu’nun Tosya ilçesinden derlendiğinin hatırlatıldığı makalede, türküde anlatılmak istenenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için, hem türkünün çıkış nedeninin hem de yöresel özelliklerin bilinmesi gerektiği vurgulanıyor. ”Kuru ekmeğe tepki”- Makalede, türkünün hikâyesi şöyle anlatılıyor ”Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozana bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış, bir kenara da kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortamda bu türkünün çıktığı söylenmektedir. Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir.” Manda Söğüt dalına nasıl yuva yaptı? Bazı kişiler tarafından saçma bulunan manda yuva yapmış söğüt dalına’ sözlerinde anlatılmak istenen ise şöyle ifade ediliyor ”Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür. Çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun için de göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur.” Yavrusunu sinek kapması’ ifadesinin de yavrunun sinek tarafından ısırılması anlamı taşıdığının belirtildiği makalede, çünkü yörede kapmak’ sözünün ısırmak anlamında kullanıldığı, bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırmasının hayvanı delirten ve oradan oraya sıçratan bir olay olduğu belirtiliyor. Türküdeki sözler ve anlatılmak istenenler; Ardından ”gördün mü?” sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmek amacı taşıdığının kaydedildiği makalede, türkünün anlamı hakkında şu bilgiler veriliyor. İkinci kıtadaki Öküzün torbadan düşmesi’ ise öküzlerin hem yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır. Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması, ermesi anlamındadır. Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Türkü baştan sona doğruları anlatıyor. Fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünse de ozanın ince zekâsıyla hiciv sanatının çok güzel örneğinin sunulduğu bir eser olduğu ortada. Aşağıdan gelir Türkmen koyunu Selviye benzettim yarin boyunu Amanın yandım Amanın amanın yandım Tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Sabahınan erken çifte giderken Öküzüm torbadan düştü gördün mü Amanın yandım Amanın amanın yandım Tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Manda yuva yapmış söğüt dalına Yavrusunu sinek kapmış gördün mü Amanın yandım Amanın amanın yandım Tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Çocuk Eğitimi > Çocuk Şarkıları, Şarkı Sözleri, Okul Şarkıları MANDA YUVA YAPMIŞ SÖĞÜT DALINA ŞARKI SÖZLERİ ŞARKISI ÇOCUK ŞARKILARI, ŞARKI SÖZLERİ, OKUL ŞARKILARI Aşağıdan gelir Türkmen koyunu, Aman aman Selviye benzettim yarin boyunu Amanini yandım Amanini amanini amanini yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavı mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Amanini amanini amanini yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavı mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Sabahinen erken çifte giderken Aman aman Öküzüm torbadan düştü gördün mü Amanini yandım Amanini amanini amanini yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavı mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Amanini amanini amanini yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavı mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Manda yuva yapmış söğüt dalına Aman aman Yavrusunu sinek kapmış gördün mü Amanini yandım Amanini amanini amanini yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavı mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım Amanini amanini amanini yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavı mı sandın para verip aldım Tiridine tiridine tiridine bandım “ÇOCUK ŞARKILARI, ŞARKI SÖZLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu şahane bir site burayı sevdimm ->Yazan Buse. Er 8. **Yorum** ->Yorumu SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM... ->Yazan sıla 7. **Yorum** ->Yorumu valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden mugladan sevgiler.... ->Yazan kara48500.. 6. **Yorum** ->Yorumu çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim. ->Yazan Tuncay. 5. **Yorum** ->Yorumu ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. ->Yazan efe . 4. **Yorum** ->Yorumu ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun ->Yazan rabia.. 3. **Yorum** ->Yorumu Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim ->Yazan pınar.. 2. **Yorum** ->Yorumu çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor ->Yazan ESRA.. 1. **Yorum** ->Yorumu Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. ->Yazan Hasan Öğüt. >>>YORUM YAZ<<< Adınız YorumunuzYorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçinve delete tuşuna basın... E MailZorunlu Değil Söğüt Dalına Manda Yuva Yapar Mı? Türküler eleştirilmek istendiğinde, sözleri anlamsız bulunduğunda genellikle örnek gösterilen "Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına" adlı türkünün şifreleri çözüldü... Türküler eleştirilmek istendiğinde, sözleri anlamsız bulunduğunda genellikle örnek gösterilen "Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına" adlı türkünün baştan sona doğruları anlatan, ilk bakışta anlamsız gibi görünse de ozanın ince zekasıyla hiciv sanatının çok güzel örneğinin sunulduğu bir eser olduğu bildirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi İrfan Kurt, "Halk kültüründe hiciv ve 'Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına' gerçeği" adlı makalesinde bu türkünün anlamını irdeledi. Türkünün Kastamonu'nun Tosya ilçesinden derlendiğinin hatırlatıldığı makalede, türküde anlatılmak istenenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için, hem türkünün çıkış nedeninin hem de yöresel özelliklerin bilinmesi gerektiği vurgulanıyor. "KURU EKMEĞE TEPKİ" Makalede, türkünün hikayesi şöyle anlatılıyor "Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozana bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış, bir kenara da kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortamda bu türkünün çıktığı söylenmektedir. Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir." MANDA SÖGÜT DALINA NASIL YUVA YAPTI? Bazı kişiler tarafından saçma bulunan 'manda yuva yapmış söğüt dalına' sözlerinde anlatılmak istenen ise şöyle ifade ediliyor "Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür. Çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun için de göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur." 'Yavrusunu sinek kapması' ifadesinin de yavrunun sinek tarafından ısırılması anlamı taşıdığının belirtildiği makalede, çünkü yörede 'kapmak' sözünün ısırmak anlamında kullanıldığı, bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırmasının hayvanı delirten ve oradan oraya sıçratan bir olay olduğu belirtiliyor. TÜRKÜDEKİ SÖZLER VE ANLATILMAK İSTENENLER Ardından "gördün mü?" sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmek amacı taşıdığının kaydedildiği makalede, türkünün anlamı hakkında şu bilgiler veriliyor -İkinci kıtadaki 'Öküzün torbadan düşmesi' ise öküzlerin hem yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır. -Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması, ermesi anlamındadır. -Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. TÜRKÜ BAŞTAN SONA DOĞRULARI ANLATIYOR Türkünün baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen bir ifade taşıdığının belirtildiği makalede, türküde ozanın ince zekası ile hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunduğu belirtiliyor. Türküde, özellikle farklı anlam taşıyan kelimeler seçildiğinin, kendine yapılan haksızlığa onlarla alay ederek, dalga geçerek cevap verildiğinin anlatıldığı makalede, ayrıca türkünün melodik açıdan da çok zengin ve hoş ritmik bir yapısının bulunduğuna dikkat çekilerek, bu nedenle üç kuşaktır halk müziği sanatçıları tarafından okunduğu vurgulanıyor. TÜRKÜNÜN SÖZLERİ Manda yuva yapmış söğüt dalına türküsünün sözleri ise şöyle Manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman/yavrusunu sinek kapmış gördün mü?/Amanin yandım/Amanin amanin amanin yandım/Tiridine tiridine tiridine bandım/Bedava mı sandın para verdim aldım/Of-of/Sabahleyin erken çifte giderken aman aman/Öküzüm torbadan düştü gördün mü?/Amanin yandım/Of-of/Sabah ezanını okurken-aman aman/Müezzin minareden uçtu gördün mü?/Amanin yandım Çoğu kez güldürmek, güldürürken düşündürmek, yermek, övmek, eğlenmek, dalga geçmek, gönderme yapmak için yapılan Hiciv Sanatı; Halk Kültüründe Halk Şiiri Halk Türküleri, Fıkralar, Bilmeceler, Tekerlemeler, Destanlar, Hikayeler, Atışmalar Günlük konuşmalar,Şakalar gibi bir çok alanda sıkça kullanılmaktadır. Halk Şiiri ve Türkülerde anlatım bazen çok açıktır,söylenmek istenen açık ve net bir dille anlatılmıştır. Eşeği saldım çayıra Otlaya karnın doyura Gördüğü işi hayıra Yoranında avradını Kazak Abdal Telli sazdır bunun adı Ne ayet dinler ne kadı Bunu çalan anlar kendi Şeytan bunun neresinde Aşık Dertli Çağımızın en büyük ozanlarından olan Aşık Veysel Raşit çoktur adın gibi Hiçbir tat yok tadın gibi Yontulmadık odun gibi Uzatmışsın boy Raşit demiştir Ruhsati ise Babanı katmam sayıya Özün benzettim ayıya Kendi eştiğin kuyuya Düşesin Seyit Efendi diyebilmiştir. Bu ve bunun gibi bir çok örnekte ; kendilerini küçük gören ,aşağılayan kişilere Hiciv ile verilen cevaplarda bir yerme söz konusudur. Türk Halk Müziğinin Hiciv ustalarından Şemsi Yastıman; “Türk’ü anlamak için Türkü dinlemek gerek” sözü ile bir cümleye dört anlam sığdırabilme ustalığının yanı sıra “Meslekler Destanı” nda ise saz çalıp türkü söylemesinin nedenlerini,hiçbir meslekte dikiş tutturamamasını sayfalar süren destanında çalıp söyleyerek hicvetmiştir. Destan dan Bir örnek Üfürükçü oldum önce kendim çıldırdım Müezzin oldum cemaati yıldırdım İmam oldum yanlış namaz kıldırdım İşten el çektirdiler vaaz ile Görüldüğü gibi bu örneklerde açık bir anlatım vardır. Bazen da karşısındaki överken yerilmiş, cahil yerine konulmuştur. Bilmediği farklı anlam taşıyan kelimeler kullanılmıştır Fahr-i alemsin ve lakin fa sı yok Gevher-i kaansın ve lakin ra sı yok Dilerim haktan bunu ruz-u şeb Sana bir merkeb vere kim ba sı yok Anlatılan kısaca şu Alemlerin efendisisin lakin – fa –sı olmayınca geriye” har “kalıyor yani alemlerin eşeğisin deniliyor. Mücevher kutususun değerlisin lakin- ra- sı olmayınca geriye gevh yani” kene”kalıyor İnsanların kanını emiyorsun Dilerim bunu haktan gece gündüz ruz-u şeb Merkeb in ba-sı olayınca geriye- merk –yani ölüm kalıyor. Dilerim haktan tez zaman da ölesin denilmekte ve içersinde gizli anlamlar bulunmaktadır. Halk şiirinde Hicvin içersinde “Bilip de bilmemezlik den gelme” veya “Olmazı oldurma “başlıkarıyla anlatılan türlere de sıkça zaman zaman tasavvuf-i konuları da içine almıştır. Büyük tasavvuf şairi Yunus Emre den birkaç örnek Bir sinek bir kartalı Kaldırdı vurdu yere Yalan değil gerçektir Bende gördüm tozunu - Balık kavağa çıkmış Zift turşusun yemeğe Leylek goduk doğurmuş Baka şunun sözüne - Bir serçenin kanadın Kırk kağnıya yüklediler Kırk çift dahi çekemedi Şöyle kaldı koşulu - Öküz taşın üstünde Taşı balık götürür Balığı götüren su Bünyadın yelden kodu - Yunus bir söz söyledi Hiçbir söze benzemez Cahiller kazamazlar Hiç ilmin kuyusunu - Kaygusuz Abdal da da bir çok örnek vardır bunlardan bazıları Kaplu kaplu bağalar kanatlanmış uçmağa Kertenkele derilmiş diler kirim geçmeğe Kelebek ok yay almış ava şikara çıkmış Donuzları korkutur ayuları kaçmağa - Ergenenin köprüsü susuzluktan bunalmış Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe - Kaz destanından birkaç satır Bir kaz aldım ben karıdan Boynu da uzun borudan Kırk abdal kanın kurudan Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Sekizimiz odun çeker Dokuzumuz ateş yakar Kaz kaldırmış başın bakar Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kaygusuz Abdal n’idelim Ahd ile vefa güdelim Kaldırıb postu gidelim Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Bu destanın benzerini dedem avcı hikayesi olarak anlatır, hikayenin arasında da destandan beyitler söylerdi. Bu destanda olmayan fakat dedemlerin söylediği birkaç beyit vardır. Bir tanesi şöyledir Altından ataş yaktı Üstünden güneş yaktı Kaz kaldırdı boynun baktı Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz Gelelim “Manda yuva yapmış söğüt dalına “türküsüne Türküler eleştirilmek istendiğinde sözleri anlamsız bulunduğunda hep bu türkü dile ki ; yöresel kültür, dil, türkünün ne amaçla yapıldığı neyi anlattığı bilinmiş olsa eleştirenler herhalde başlarını öne eğerdi Türkü Kastamonu’nun Tosya ilçesinden derlenmiştir. Bende Kastamonuluyum. Çocukluğumdan beri duyduğum bildiğim şekli ile yörede okunan sözleri şöyledir Of-of- Manda yuva yapmış söğüt dalına –aman aman Yavrusunu sinek kapmış gördün mü Amanin yandım. Amanin amanin amanin yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedavamı sandın para vedim aldım Of-of- Sabahlayin erken çifte giderken-aman aman Öküzüm torbadan düştü gördün mü Amanin yandım Bağlantı Of-of- Sabah ezanını okurken-aman aman Müezzin minareden uçtu gördünmü Amanin yandım Bağlantı Bu türkü TRT repertuarına “ Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu” Kıtası ilavesi ile girmiştir. Bunun nedenleri ayrı bir konu başlığıdır. Türküde anlatılmak istenilenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için hem türkünün çıkış nedeni hem de yöresel özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Yöre dili ve anlatımı yöresel kültür çok önemlidir. Bizce çok bilinen bir kelime yörede farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Örneğin ”Handan” Hoş neşeli, güler yüzlü anlamında bir bayan ismi olarak bilinmesine rağmen ,handan yörede aşağılayıcı küfür niteliğinde bir sözdür. Mayıs bir ay adı olmasına rağmen yörede taze tezek için Türkünün hikayesine gelince Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozan a bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış,bir kenara da önüne kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortam da bu türkü nün çıktığı söylenmektedir. Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir. Şöyle ki Tosya bilindiği gibi pirinci ile tarlalarının sürülmesinde kullanılan Manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine ,gölgesine yatar .İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu Sinek Kapması da yavrunun sinek tarafından yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. "Köpek kapar" gibi. Ayrıca “cız tutmak” diye bir deyim vardır. Bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırması ile oluşan ve hayvanı delirten oradan oraya sıçratan bir olaydır. Ardından “gördünmü” sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmektedir. İkinci kıtadaki “Öküzün torbadan düşmesi iseÖküzlerin hem yemlenmesi , ekine zarar vermemesi hemde zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır. Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması ermesi anlamındadır. Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Tirit kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre iyi olanlar et suyu soğan ve kıymada ilave edebilirler. Türkü baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen Bir ifade taşımaktadır. Ozanın ince zekası hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunmuştur. Özellikle farklı anlam taşıyan kelimeler seçilmiş ;kendine yapılan haksızlığa onlarla alay ederek “eylenerek” dalga geçerek cevap verilmiştir. Ayrıca Türkü melodik açıdan da çok zengindir. Hoş ritmik bir yapısı vardır .Bu nedenle üç kuşak Halk Müziği sanatçıları tarafından Repertuarlarına alınmışlar ve kasetlere okumuşlardır. Zehra Bilir, Belkıs Akkale ve Kubat bu sanatçılara örnektir. Türküler Dolusu Sevgiyle Dostlukla Not Bu yazı "yöresel anlatım içersinde Hiciv sanatının uygulanması ve Manda yuva yapmış Söğüt dalına gerçeği" başlığı altında Müzikte Temsil & Müziksel Temsil 6-7-8 ekim 2005 İstanbul Uluslararası Sempozyumunda tarafımdan bildiri olarak sunulmuştur. * Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi Hayatın İçinden, Mahmut İhsan KANMAZ Merhaba sevgili arkadaşlarım…Her sabah mutat olduğu üzere, şirin Kadirli’nin limon kokulu yollarında yürüyüş hallerindeydim ki, birden gözüme devasa yaşlı bir ağaç ve tam da ortasına kurulmuş tatlı ve pamuk bir kedicik ilişti. Kedilere olan sevgimi bilirsiniz… Aşağıdan o kadar seslenmeme rağmen, hiç oralı olmadı yaramaz…Muhtemelen, ya av peşinde, ya da kendince bir olaya konsantre olmuş büyük bir ciddiyet içindeydi. Aslında bu kedi milletinin ağaçlarla olan yakın alakaları bilinen bir gerçektir. Buna şahit olduktan sonra, aklıma da ister istemez şu trajikomik türkü sözleri geliverdi hemencecik… Manda yuva yapmış söğüt dalına… Yavrusunu sinek kapmış gördün mü? Sabahınan erken çifte giderken Öküzüm torbadan düştü gördün mü?… Ben öyle bir şey görmedim dermişim. Bilmem siz gördünüz mü?… Gerçeküstü bir durum komedyası… Bu, tamamen insanımızın mizahi yönünün türkü sözlerine yansıması gibi… Daha çok var böylesi gülünesi türkü sözleri… Malum, yıllar yıllar önce TRT Ankara Radyosu, Türk Halk Müziği Servisinde memur olarak çalışırken, “Kalamoza” adı verilen ve repertuara alınmış bircümle memleket türkülerinin bulunduğu bir külliyatın sorumluluğu verilmişti bana. O nedenle türkü sözlerini iyi bilirim. Külliyat dediğim, yerinden kaldırmakta zorlanacağınız kara ciltli devasa bir kaynak. Bilenler bilir… Denetimden geçmiş, yurdumuzun türkülerinin toplu halde bulunduğu, tek resmi ve yegâne başvuru eseri… 80’li yıllarda orada olan değerli sanatçı arkadaşlarım anımsayacaktır mutlaka. Hepsine selam ve sevgiler olsun. Yeri gelmişken kısacık bir bilgi de vereyim naçizane. Stüdyo bant kayıt, yani “Emisyon” öncesi, icra edilecek türküler buradan seçilirdi. Ayrıca, kullanılacak her türkünün yayın aralığı da, en az 15 gün olmalıydı ki, mükerrer icra olmasın. Yani, hep aynı eserlerin değil, yurdun dört bir yanından derlenmiş, farklı kırık ve uzun havaların kullanılmasına fırsat sağlansın… İşte ben de, tam da bu işle görevliydim… Çok gencim o zamanlar ve memuriyetimin de ilk yılları. Stüdyoya girecek icracılar ellerinde bir listeyle servise, yani önce bana gelirlerdi prosedür gereği ve ben de kara kaplı kalamozayı açarak, kurşun kalemle türkülerin karşısına icra tarihi notunu düşerdim. Çakışma varsa, eser değişikliğini isterdim kendilerinden. O nedenle, 4000 bine yakın türkünün sözleri ve ezgileriyle aşina olmuştum yıllar boyunca. Halk müziğine ve türkülere olan düşkünlüğümün asıl gerekçesi de bu dönemlere uzanır. Hatıralarla yüklü geçmiş zaman işte… Ankara radyosu günlerime ilişkin daha detaylı anılarıma devam edeceğim inşallah yakında. Sözüm olsun. Şimdi türküleri kendi haline bırakıp, biraz da yaşamın başka başka yönlerine yelken açalım dilerseniz. Zaten öyle demedik mi yazımızın en başında? Hayatın içinden, diye… Anadolu insanı mizaha çok yatkındır değerli dostlarım. Bilirsiniz siz de… Bunu her yerde ve her ortamda görebilirsiniz… Yine birkaç gün önceydi… Dışardayım ve karşıdan bir minibüs geliyor. Yaklaşınca bunun bir lastik tamircisine ait olduğunu gördüm… Ama en önemlisi, aracın önünde yazılı olan şu mesajdı “En iyi lastik, patlayan lastiktir… Hızla geçtiği için fotoğraflayamadım. İşte mizah ve işte hayatın içinden bir konu… Tam gazetecilik… Kardeşim haklı. Hiçbir aracın lastiği patlamazsa, değirmeni nasıl döndürecek ki… Mevzu lastik olunca şu olayı anımsadım birden. Yine çok çok önce bir televizyon haberinde şunlar anlatılıyordu. Tıpkı karamizah gibi… Şehirlerarası bir yolda, yola önceden çivili incecik tahtalar atılmış rasgele. O hızla giderken görülmesi çok zor. Bilmeden üzerinden geçen arabaların lastikleri tabi biraz sonra haşat… Bazıları tesadüfen üzerinden geçmeyip durumu kurtarırlarken, içlerinden birçoğu onlar kadar şanslı olmuyorlardı. İşte o çivilere maruz kalıp ne olduğunu anlayamayan garibim bu sürücüler, öyle aheste aheste sağa-sola bakınarak ve de bir servis bulma umuduyla giderlerken, birden sağ tarafta cennet gibi bekledikleri ve çok sevinecekleri bir tabela görürler… “Lastik tamircisi…” Yorum size ait… Anladınız değil mi? Demek ki neymiş…”En iyi lastik, patlayan lastikmiş…” Güler misin, ağlar mısın? Yine günün birinde, bu kez eski model bir arabanın arka camında yazılanları gördüm yürüyüş hallerindeyken… Zaten mizah adına ve Türk insanının engin feraseti adına nelerle karşılaşıyorsam, hep yürüyüş zamanlarına denk geliyor nedense. Çok gezen, çok görür misali… Tak boynuna fotoğraf makinasını veya kameranı, yap ondan sonra gazete ya da televizyon haberini… Bu kadar kolay… Peki, neydi olayın açılımı? “Ben masumum hâkim bey!… O güldü, ben âşık oldum…” Evet, buydu ve aynen böyle yazıyordu arabanın camında…Gülümsedim tabi… Yüreği yanık ve belli ki sevdiğinden ayrı düşmüş bir başka kardeşimiz de şöyle yazmış arabanın camına… “Gelişinle var olmadım ki, Gidişinle yok olayım… “ Vay be!… Neler yaşanıyor bu topraklarda… Belirsizlik, umutsuzluk ve çaresizlik… Bütün bunlar bir başka kamyon arkası yazısı oluvermiş… Nasıl mı? “Eğer ile meğeri evlendirmişler ve keşke diye bir çocukları olmuş…” Aynen öyle… Madem gülmece dedik devam o halde. Kendisine diş bileyenlerden biri, ünlü Galile’ye sorar birgün herkesin içinde “Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi üstat?” Galile “Doğru, haklısın” demiş.. “Belki benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler de bir eşeğe göre fazla küçük sayılmaz mı?!…” İşte zekâ ve işte hazırcevaplık… Benzer bir durum bizde de yaşanır… İstiklal marşımızın yazarı rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un, bilindiği üzere asıl mesleği, veterinerliktir… Densiz ve ukala gencin biri, sokakta rastladığı büyük şaire pat diye sorar. Sözüm ona, onu küçük düşürecek… “Afedersiniz, siz baytar mısınız?” Mehmet Akif, adamın niyetini anlar, hiç istifini bozmaz, ama dersini de verir bir güzel. “Evet, ben veterinerim yeriniz mi ağrıyordu da sordunuz?” Anlayana ibretlik bir cevap… Yaşamın içinden en güzel mesajlar, kamyon arkası ve duvar yazılarında saklıdır sevgili arkadaşlarım. Yazımın sonlarına yaklaştığım şu sıralar, onlardan bir demet sunmak isterim izninizle… Üstelik yorumsuz da… “Kavuşmak istiyorsan, önce özlemesini bileceksin…” “Süleyman’ın mülkünü sorma nerededir? Mülkü yerindedir de, lakin Süleyman nerededir?” “Leyla’yı sevmeden Mecnun olunmaz.” “Kartallar yalnız uçarlar, kargalar ise sürüyle.” “Kirpi de yavrusunu Ah benim güzel pamuğum’ diye severmiş.” “Fırtına görmemiş tekneye güven olmaz…” “Sevilenleri, sevenlerin duası korur…” “Cam sileceği gibi, bir öyle bir böyle, zırt pırt karar değiştirme…” “Gel kalbimde yaşa, kira filan istemem.” “Ya olduğun gibi görün, ya da gözüme görünme…” “Sana gelmediğim gün bil ki, sanayiye gittiğim gündür.” “Gidenin ardından nokta koy ki, gelenin ismi büyük harfle başlasın…” “Sinyal vererek geçip gittiğin yüreği, ilerde dörtlülerini yakıp çok beklersin…” Tekrar buluşuncaya kadar, her şey umduğunuz gibi olsun. Sevgiyle, güzelliklerle, afiyetle ve dualarla kalın değerli arkadaşlarım.

manda söğüt dalına yuva yapmış sözleri