LyG0k. Kur'an-ı Kerim'in hayatımızı inşası adına atılan bir adım. Ahlâk 16 Mart 2021 tarihinde oluşturuldu Allah’ın gördüğüne yürekten inanan birinin sırf başkaları görsün diye iyilik yapması, o iyiliğin dayandığı ahlâkî dinamikleri tahrip eder. Ahlâkî dinamiklerden hareketle yapılmamış bir iyilik, sonuçta gerçek bir iyilik değil bir aldanış ve aldatıştır. İnsan 8 ve kendi istek ve arzularına rağmen1 muhtaçlara,2 yetimlere3 ve esirlere yemek yedirirler;4 [1] Veya “seve seve”. [2] Miskîn kendi kendine kazanmaktan âciz olan. [3] Yetîm kazananı ölmüş, kendisi de kazanmaktan âciz olan. [4] Esîr özgürlükten mahrum herkes. Hem lafzen hem de mecazen “zor şartların esiri olan kimseler” anlamına gelir. İnsan 9 kendi kendilerine derler ki “Biz size sadece Allah için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. İnsan 10 Elbet biz yüzleri astırıp kaşları çattıran bir günde Rabbimizden korkarız.” Müddessir 6 İyilik yapmayı kazanç kapısı haline getirme!1 [1] Veya “Allah için yaptığın iyiliği çok görme!” el-Mennu, yardım edenin yardım alana iyiliğini hatırlatması, bir tür baş kakıncı yapması. Zemahşerî, Hasan Basri’nin okuyuşuna dayanarak şöyle der “Hasan Basri bunu vela temnun testeksiru şeklinde lafzen merfu fakat hal olmak üzere mahallen mansub okumuştur. Yani “çok görerek verme; verdiğini çok sanarak verme” veya “daha çoğunu umarak vermezlik etme” anlamına gelir. Bu âyet istiksârı yasaklar. İstiksâr, bir kimsenin daha fazlasını alma beklentisiyle vermesidir. Bu mantığı “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” sözü iyi özetler. Bakara 262 1Mallarını Allah yolunda infak edip de, sonra infak ettiklerini başa kakıp gönül incitmeye kalkışmayanlar, ödüllerini yalnızca Rableri katında Artık onlar gelecekten endişe duymayacaklar, geçmişten dolayı mahzun [1] Önceki âyette müjdelenen verimin elde edilebilmesi için elbette yalnızca “harcamak” yetmemektedir. Bu harcamayı ahlâkî ilkeleri çiğnemeden yapmak ve harcamadan yararlananları yaralamamak gerekir. Tıpkı bu âyette vurgulandığı gibi. [2] Velâ ezen ibaresinde lânın ikinci kez tekrarlanması, “başa kakmak” ve “gönül incitmek” eylemlerinin her birinin ayrı ayrı Allah yolunda yapılan harcamanın sevabını iptal ettiği anlamını vermektedir. Bu durumda, amelin iptali için iki olumsuzluktan birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Cümlenin ortasındaki summe bağlacı, cümlede ma’tûfun aleyh olan söz konusu davranış sahibinin yücelik ve erdemini vurgular. [3] Havf gelecek, huzn geçmiş için kullanılır Bkz 238. Çünkü gelecek endişesi duyan biri olsaydı, zaten Allah yolunda servetini harcamaya kıyamazdı. Allah’tan karşılığını kat kat alacağından kuşkusu olsaydı, hem verir hem de verdikten sonra telaş içerisinde birilerine fatura çıkarırdı. Bu bir iyi niyettir ve iyi niyet kalbin eylemidir. Endişe ve hüzünden arındırılmış olmak da, o eylemine karşılık kalbe verilen ilâhî ödüldür. Bakara 263 1Gönül yapan hoş bir söz ve rahmet dileme, arkasından incitmenin geldiği bir yardımdan daha Ve Allah kendi kendine yetendir, cezalandırmadan önce fırsat [1] Yardım maksadıyla yapılan harcamada temel esprinin “gönül kırma” değil “gönül alma” olduğu, yani “iyi davranış”ın amacının Allah değil zira O’nun ihtiyacı yok “insan” olması gerektiği işte şu öğütle vurgulanıyor. [2] Bu ilâhî öğüt, ya yardıma muhtaç olan kimsenin derdini fiilen değil de kavlen paylaşarak onun gönlünü ferahlatan söz söylemek ya da Allah dâvâsı uğruna servetiyle yardım edemese dahi bu uğurda sözüyle ve davetiyle yardım etmek anlamlarına gelir. Bizim “rahmet dileme” şeklinde çevirdiğimiz “ayıp örtmek”, “güzel sözden dolayı Allah’ın kişiyi bağışlaması” vs. şeklinde yorumlanmıştır Râzî ve Kurtubî. [3] Ğaniyyun için vahyin iniş sürecinde ilk geçtiği 3515’in notuna bkz. Halîm’e verdiğimiz özgün karşılık için 3351. Bakara 264 1Siz ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve âhiret gününe de inanmayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle sadakalarınızı Allah katında geçersiz Bu kişinin hâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer bir sağanak yağar, onu cascavlak İşte bu gibilerin, yaptıklarından hiçbir kazançları olmaz. Zira Allah kâfir bir topluma asla rehberliğini [1] Bu âyette, önemine binaen yukarıdaki ahlâkî zaafa düşmemesi için insan yeniden uyarılıyor ve bu zaafın temelinde inanç probleminin yattığı ifade ediliyor. [2] Sonunda başa kakılan ve gönül incitilen bir yardım, “Allah adına” değil, “gösteriş için” yapılan bir yardımdır. “Allah adına” yapıldığı izlenimi verilerek gerçekte başkaları görsün diye yapılan her eylem, daha derinlerdeki bir probleme işaret eder Allah tasavvurundaki probleme... Allah’ın gördüğüne yürekten inanan birinin sırf başkaları görsün diye iyilik yapması, o iyiliğin dayandığı ahlâkî dinamikleri tahrip eder. Ahlâkî dinamiklerden hareketle yapılmamış bir iyilik, sonuçta gerçek bir iyilik değil bir aldanış ve aldatıştır. [3] Evet, ahlâkî temelden ve samimiyetten yoksun olan her iyi görünüşlü davranış, gerçekte oldukça kırılgan ve yüzeyseldir; tıpkı üzerini ince bir toprak tabakasıyla örtmüş bir kaya gibi. Aslında ideal bir bahçe ya da tarla görünümü veren bu yerin toprağını sıyırdığınızda altından katı ve gerçek yüzü çıkar meğerse o hiç bir şeyin ekilemeyeceği, ekilse dahi bitmeyeceği bir kaya değil miymiş! Zımnen Allah kendisine karşı kullanacağınız her maskeyi, kayanın toprağını yağmurla sıyırdığı gibi sıyırır atar. [4] Sûrenin 262. âyetindeki yardım yapıp başa kakan kişiyle, bu âyetteki gösteriş için iyilik yapan kişi yan yana konulmaktadır. Bunun anlamı, bir kişinin eyleminin değerini yalnızca o eylemin niceliği değil niteliği de belirler. Özetle bu âyet riyanın “usule” ilişkin bir problem değil “asl”a ilişkin bir problem olduğunu îmâ ediyor. Gerçek erdem, ahlâkî davranışın ifasında başkalarının fark etmesinin hiçbir etkiye sahip olmadığı eylemdir. Bir Ayet "Diğer insanlara sahici erdemlerle donanmayı öğütlerken sıra size gelince terk mi ediyorsunuz; ve üstelik Kitabı da tilavet edip dururken? Siz hiç kafanızı çalıştırmayacak mısınız?" Bakara44 Cin A- Kur’an’da cinn gerçek bir çokanlamlı kelimedir. Kur’an’da; duyularımıza kapalı olduğu için bize kendilerini dış duyular yoluyla değil de hissiyat yoluyla duyuran varlıklar...

yaptığın iyiliği başa kakmak sözler