yUbyrv5. Çiğ veya pişirilerek yenen bitkilere, sebze denir. Günlük yiyeceklerimizin yarısını teşkil etmesi gereken sebzelere eskisi kadar önem vermediğimiz ortada. Oysa ki sebzeler barındırdıkları vitaminler, mineraller ve selülozdan ötürü sağlığımızı koruyan ve düzenleyen besinler… Size bu yazımızda sebzelerin çeşitleri ve özelliklerinden bahsetmek isteriz. Sebzeler bitkisel özelliklerine göre çeşitli gruplara ayrılırlar. Yaş sebzeler istifade edilen kısımlara göre 6 gruba ayrılırlar. Göreceğiniz gibi buradaki kategori yapısı tamamen sebzenin neresinden faydalandığımızla ilgilidir. Bitkilerin yumru, kök ve gövdelerinden faydalanılan sebzeler Havuç, patates, turp ve yerelması faydalanılan sebzeler Ispanak, kereviz, lahana, semizotu, pazı, kıvırcık salata, marul faydalanılan sebzeler Karnabahar, enginar faydalanılan sebzeler Bakla, bamya, bezelye, fasulye, biber, domates, salatalık, kabak, patlıcan, kavun, karpuz faydalanılan sebzeler Sarımsak, soğan faydalanılan sebzeler Dereotu, maydanoz, nane Sebzelerin bitkisel özelliklerine göre de besin değerleri farklı olur. Bitkilerin kökleri karbonhidrat bakımından zengindir. Nişasta, şeker yönünden Örneğin patates; nişasta, şeker, protein, B ve C vitaminlerinden çok zengin bir yiyecektir. Besin değeri kabuğuna en yakın kısmında olduğu için ince soyulması ve suya atılıp uzun süre bekletilmeden kullanılması lazımdır. Sap, gövde ve yapraklarından faydalandığımız sebzeler ne kadar yeşil renkte ve taze olursa o derece vitamin ve minarelerden zengindirler. Örneğin, çiğ lahana iyi bir C vitamini kaynağıdır. Sofralarımızda çiğ lahana ile hazırlanan bir salatadan bol miktarda C vitamini alınmış olur. Yeşil yapraklı sebzeleri kullanırken yeşil yapraklarını fazla kırpıp atmamak, hemen yıkayıp ve iri doğrayarak kullanmak lazımdır. Çiçeklerinden faydalandığımız sebzeler Karnabahar, enginar fazla kalsiyum, fosfor, Demir, C ve K vitaminince zengin, lezzetli ve sindirimleri kolay sebzelerdir. Meyvelerinden faydalanılan Domates, patlıcan, bakla sebzeler, vitamin, mineral, az miktarda protein ama karbonhidrat bakımından zengin besinlerdir. İyi hazırlanıp doğru pişirildiği takdirde bu maddelerden bol miktarda faydalanılmış olur. Soğanlarından faydalandığımız sebzeler, özel kokuları ile iştah açar, mide asitlerini harekete geçirerek iştahımızı artırır. Kokularından faydalandığımız sebzeler Nane, maydanoz, taze kişniş Demir, kalsiyum, A, C ve K vitaminleri bakımından zengin yiyeceklerdir. Kokuları ve şekilleri itibariyle yiyeceklerimizin tat, lezzet ve görünüşlerini değiştirerek onları iştah açıcı hale getirirler. Sebzelerin çiğ olarak tüketilmesi sağlık ve besin değerleri açısından daha faydalıdır.
Sebze sağlık ve fayda açısından gün geçtikçe gastronomi uzmanlarının çok önemsedikleri ve tavsiye ettikleri bir malzeme grubudur. Türkiye gastronomi açısından hem endemik-yerel, hem konvansiyonel çeşit açısından çok zengin bir tarım kültürüne çeşitliliğine sahiptir. Özellikle cırgalan biberi Cırgalan hisar domatesi Hisar-Kütahya, soğanı Hasankale-Erzurum, ispir fasulyesi İspir-Erzurum, taş köprü sarımsağı Taşköprü-Kastamonu, yamula patlıcanıYamula vs. nitelikli endemik-yerel, yöresel ve doğal sebzeler ve türler gastronomi de farklı tat ve lezzet açısından bulunmaz katma değer ve mutfak sanatı imkanı sağlamaktadır. Türkiye’de üretilen sebzelerin endemik-konvansiyonel tohum çeşitliliği konusunda, açık tarla, örtü altı, topraklı-topraksız üretim metot çeşitliliği; organik, konvansiyonel, globalGAP gibi tarımsal üretim proses çeşitliliği ve sertifikalı üretim imkanları açısından oldukça geniş tecrübeye sahip bir sektörel potansiyele sahiptir. Bu zengin çeşitlilik beraberinde besleme ve koruma açısından da, çok çeşitli gübre ve besin kullanma zaruretini ortaya koymaktadır. Toprağın yapısına göre toprak düzenleyicilerden yaprak gübrelerine kadar çok çeşitli besinlerin kullanıldığı bu sektörde, açık tarlalarda sebze yetiştiriciliğinde Türkiye topraklarının organik madde açısından zayıf olmasından dolayı her yıl dekara 3-4 ton yanmış organik ahır gübresi kullanılmaktadır. Her tarlada/bahçede olduğu gibi, toprağın sebze dikimine hazırlanmasında, önce toprak analizine bakılmalıdır veya yaptırılmalıdır. Sebze toprak analiz için yüzeyden, 15 ve 60 cm derinliklerden alınacak toprak numuneleri üzerinden analiz yapılmalıdır. Toprağın özelliklerini, sebzelerin türlerini göz önünde bulundurarak, toprağın su tutma özelliğinin arttırılması için zeolit yanında toprak düzenleyici ve ayrıca organik madde takviyesi için fosil kaynaklı yavaş çözünen leonardit de kullanılmaktadır. İklim şartlarına göre, ege bölgesinde olduğu gibi bölge farklılıklarına göre, azotlu gübrelerin, fosforlu gübrelerin, analiz sonuçlarının ortaya koyduğu ihtiyaca göre, asgari miktarda toprağa karıştırılması gerekmektedir. Her bitkide olduğu gibi sebzelerde de toprak sıcaklığını da göz önünde bulundurarak sebze türünü veya tohumunu seçmek, buna göre gübreleme yapmak, hastalık ve zararlılarla mücadele etmek, bitki ihtiyaçlarına göre gübreyi suyu ayarlamak gerekmektedir. Her zaman her bitkide olduğu gibi sebze üretiminde yüksek verim önce doğru beslemek, doğru sulamak, sonra sağlıklı korumak ile mümkündür. Türkiyede, seralarda yani örtü altında ve açık tarlada üretilen sebzelerin başında domates, biber, hıyar, patlıcan, fasulye gelmektedir. Bu sebzelerin ton başına verimi ortalama olarak, örtü altında 15-30 ton iken açık tarlada, 4-10 ton olarak hasat edilmektedir. Türkiye Sebze Üretimi Sebze üretimi Türkiye’de önemli bir tarım koludur. Ülkemiz gerek toprak ve su kaynakları potansiyeli yönünden gerekse çok farklı mikro klimatik bölgeler yönünden tropik bitkiler hariç pek çok sebze türünü yetiştirme olanağına sahiptir. 2004 yılı toplam sebze üretimi FAO verilerine göre 25, 6 milyon ton.’dur. 1995 yılı toplam sebze üretiminin 18,9 milyon ton olduğu dikkate alınırsa; son on yılda sebze üretiminin % 36 oranında artış gösterdiği görülmektedir. DEİK verilerine göre Türkiye’de 831 bin ha. alanda sebze tarımı yapılmakta olup, sebze üretimi, hemen her bölgeye yayılmış olmakla birlikte, bölgenin ekolojik yapısına ve büyüklüğüne bağlı olarak toplam üretim içindeki oranı değişmektedir. Ticari amaçla yapılan sebze üretimi bazı bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Ege, Akdeniz ve Marmara bölgeleri sebze üretiminin en fazla yapıldığı bölgeler olup, tür ve çeşit yönünden en zengin bölgeleri oluşturmaktadır. Bu bölgeleri Marmara ve Orta Anadolu’nun kuzey bölgeleri, Karadeniz, Güneydoğu Anadolu, Orta Anadolu’nun Doğu Bölgeleri, Orta Anadolu’nun güney bölgeleri ve Doğu Anadolu’nun kuzey bölgeleri izlemektedir. Bölgeler içerisinde verimlilik bakımında Akdeniz Bölgesi ilk sırada olup, ardından sırasıyla Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgeleri gelmektedir. Örtüaltı Sebze Yetiştiriciliği Serin-soğuk iklim kuşağındaki ülkelerde seracılık iklim kontrollü seralarda modern teknolojilerle yapılmakta, Akdeniz ülkelerinde ise, üretim ekolojik koşullara bağlı olarak gelişmekte ve bazı ülkelerde sera tarımında teknoloji kullanım düzeyinin düşük olduğu görülmektedir. Türkiye’de de teknoloji kullanımı bakımından diğer önemli Akdeniz ülkelerine benzer bir durum göstermektedir. Türkiye’de örtüaltı alanlarında ülke genelinde soğuk seracılık denen ısıtmasız seracılık yapılmaktadır. Bu nedenle de örtüaltı yetiştiriciliği genellikle iklimin uygun olduğu kıyı bölgeleri ve mikroklima alanlarında yaygınlık kazanmıştır. Ülkemizinde içinde bulunduğu Akdeniz iklim kuşağı ülkelerinde ise toplam örtüaltı alanının ha’dan fazla olduğu; sera ve yüksek tünel alanlarının ise ha dolaylarında olduğu bildirilmektedir. Türkiye bu ülkeler içerisinde alçak plastik tünel alanları bakımından Mısır’dan sonra ikinci, sera alanları bakımından ise İspanya ve İtalya’ dan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Rakip ülkelere göre sıcaklık değerlerinin uygunluğu, ışık miktarının çokluğu, nakliye yönünden avantajları, işgücü sorunu olmaması gibi üstünlükleri nedeniyle büyük fırsatlara sahiptir. Sebzelerde Besleme ve Online Bahçe Yönetimi Her bitkide olduğu gibi sebzelerde pazar ve besin değerinin arttırılması, yükseltilmesi, o ürünün iyi, sağlıklı ve doğru beslenmesi ile ancak mümkündür. Ufuk Tarım’ın İnternet sitesinde ki beslenme programla bu hassasiyet ile hazırlanmıştır. Her bitki türüne özel, het çiftçiye/üreticiye özel, bitkinin büyüme dönemine göre özel, iklim durumuna göre özel, sulama imkanlarına göre özel, toprak özelliklerine göre özel besleme programları ve besleme ürünleri önerilmektedir. Aşağıdaki bilgi formunu dolduran her üreticiye özel besleme programları hazırlanır. Üretici istendiği takdirde bahçe/ tarla online takibe alarak, tohumdan hasada kadar ilgilenilir, anlık veya beklenmedik olumsuz/olumlu etkilere karşı besleme-ön koruma programları ve çözüm önerileri desteği verilir. Tarla/Bahçenin Yeri Adres veya bölge Bitkinin Türü Domates, Buğday, Yonca, Elma, Fındık vs. Bitki Üretim Şekli Açık Tarla, Sera, Topraksız Tarım, Diğer Toprak Türü Kireçli, Alkali vs. Toprak Analiz Raporları Su Özelliği Yeraltı Suyu, Kaynak Su, Akarsu vs. Sulama Şekli Damla Sul., Yağmurlama, Salma Sul., Diğer ve Su Analiz Rap. Toplam Alan Kaç Dönüm Son Sezonda Verim Ton/Dönüm veya Kg/Ağaç vs. Son Sezonda kullanılan gübreler ve mevcut sorunlar Kullanılacak tohum, araç gereç, mekanik imkânlar, arazi şartları, sulama vs. gibi üreticiye mahsus imkânlar vardır. Bu sebeple aşağıdaki değişik imkânlara/şartlara göre özel reçeteler hazırlanır.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya genel olarak bütün sebzelerin bitkisel karbonhidrat kaynağı aynı zamanda da çok iyi lif kaynağı olduğunu belirtiyor. “Ben sebzeleri çoğu zaman süngere benzetirim, hani bir bilmece vardır ya, çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane, diye . İşte sebzelerde bu durum böyledir; yersiniz bir tane vücuda girer bin tane” diyerek sebzelerin mucizevi faydalarına dikkat karar verildiğinde ilk yapılacaklardan biri öğün dengesinde sebzelere daha ağırlık vermek olsun. Artık sofralardaki baskın olan unlu karbonhidratları pilav, makarna, börek, ekmek, patates… azaltalım, onların yerine sulu karbonhidratları yani sebzeleri Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya’dan sebze yemeklerinde dikkat edilecekler• Sebzeyi mevsiminde yiyeceksiniz. Genel olarak baktığımızda domates, yeşil biber, kırmızı salçalık biber, patlıcan, kabak, bamya, barbunya, yeşil fasulye, bezelye yaz sebzeleridir. Lahana, pazı, ıspanak, karalahana, brokoli, karnıbahar, pırasa kış sebzeleridir. Yazın bir çok kadın kilo kilo yaz sebzesi buzluğa stok eder. Oysa yazın yaz sebzesi kışın kış sebzesi yemek gerekir. Mutfaktaki ilk reformlardan biri bu olsun. Çünkü yaz ve kış sebzeleri de ayrı ayrı mevsimine göre bağışıklık sistemini canlı tutacak maddeler içeriyor. Konservelerden, salamuralardan, şoklamalardan vazgeçelim. Illa yapmak istiyorsanız az miktarda şoklama şeklinde buzluğa koyup onu da en geç üç ay içinde tüketin.• Sebzeleri et, kıyma, tavuk, yumurta veya peynirle zenginleştirmeye çalışın. Proteinle birleştiremediğinizde içine ya kurubaklagil fasulye, nohut mercimek ya da yoğurt koyun. Çünkü sebzelerin su oranı yüksek olduğundan tek başına sebze yemekleri yaparsanız daha çabuk sindirirsiniz ve daha çabuk acıkırsınız. Aynı zamanda bu şekildeki kombinasyonlar sebzenin besin değerini artırır ve sizi daha çok tok tutar.• Sebzeyi çok pişirip öldürmeyin. Çiğ kullanma şansı olan sebzeleri çiğ kullanın. Mesela ıspanak, pırasa gibi sebzeleri salatalara katmayı ihmal etmeyin.• Her öğünde sofrada birkaç çeşit sebze bulundurmaya gayret edin. Göz doygunluğu için salata, haşlanmış sebze ve zeytinyağlı sebze yemeğini bir arada bulundurabilirsiniz. Bunu et, yoğurt, su ve az ekmekle çeşitlendirerek sağlık için gerekli tüm besin guruplarını da vücuda almış olursunuz.• En iyi sebze pişirme yöntemi buharda haşlamadır. Bu şeklide vitamin ve minerallerini daha iyi korurlar. Suda haşlanan sebzelerin haşlama suyunu dökmeyin, çorbalarınızda kullanın.• Sebze yemeklerinize koyduğunuz yağa dikkat edin. 1 kilo sebzeye 2 yemek kaşığından fazla yağ koymayın, etli sebze yemeklerine ayrıca yağ eklememeye çalışın. Yapacağınız yemeğin klasik tarifinde kızartma olsa da siz yine de bu sebzelerin közlenerek ya da hafif haşlanıp yine aynı şekilde tariflerde kullanılabileceğini unutmayın.• Soğanı yağla kavurup sonra sebzeyi koyma alışkanlığınızdan vazgeçin. Hep tüm malzemeyi aynı anda koymaya çalışın, en sona, yemek piştikten sonra yağını ekleyin.• Tuzu da yemek piştikten sonra atarsanız tuzun içindeki iyodu da korumuş olursunuz. Çünkü iyot ısı ile bozulabilir. Tiroid hormonlarımız için iyot şart ve ülkemizdeki en büyük guatr nedeni iyotsuzluk.
İnsanların toprağı işleyerek, çeşitli bitkileri yetiştirmesine tarım denir. Topraklardan tarım alanı olarak yararlanma geniş ölçüde yerşekillerine ve iklime bağlıdır. Ülkemizde nüfusun önemli bir kısmı geçimini tarımdan sağlar. Ayrıca tarım, insanımızın temel besin maddelerini karşılaması, dış satımında önemli bir yere sahip olması ve ülkemizdeki bir çok sanayi kolunun hammadesini karşılaması nedeniyle ülke ekonomisindeki önemini Türkiye Topraklarından Yararlanma Toprak gelişmiş ülkelerde önemli bir ekonomik varlık olarak ele alınmakta ve planlı bir şekilde kullanılmaktadır. Ülkemizde yeterince planlama yapılmaması nedenleriyle erozyon, kirlenme ve toprağın aşırı kullanımı gibi olumsuzluklar hem tarımda kullanılır hem de sanayide hammadde olarak değerlendirilir. Tarım açısından ormancılık, hayvancılık ve bitkilerin yetişmesi için kullanılırken sanayide çimento, tuğla, kiremit, fayans ve seramik gibi ürünlerin hammaddesi olarak arazinin % 36’sında tarım yapılabilmektedir. Ayrıca iklimin ve toprağın çeşitli olması yetiştirilen ürün çeşidinin fazla olmasına sebep olmuştur. 1950’li yıllardan sonra makineleşmenin etkisiyle çayır ve otlakların bir kısmının tarım alanına dönüştürülmesi ayrıca bazı yerlerde ormanların tahrip edilerek tarlaya çevrilmesi sonucu tarım alanları genişlemiştir. Tarım alanlarının bölgelere göre dağılış oranı farklılık gösterir. Ekili-dikili alanların bölge yüzölçümüne göre en az yer kapladığı bölge Doğu Anadolu, en fazla yer kapladığı bölge ise Marmara’dır. Bu durum üzerinde yerşekillerinin yükseltisi ve engebeliliği etkili daha çok Karadeniz Bölgesinde bağlık, bahçelik ve ormanlık alanlar, Ege’de endüstriyel bitki alanları, Akdeniz’de endüstriyel bitki alanları ve ormanlıklar, Marmara’da endüstriyel bitki alanları ve tarım arazisi, iç kesimlerde de tarım alanları ve otlaklık alanlar olarak karşımıza bitki türleri bazı topraklarda daha iyi ve kaliteli yetişmektedir. Örneğin çay, yıkanmanın fazla olduğu kireçsiz topraklarda yetişirken antep fıstığı kurak bölgelerde kireçli topraklarda, yumrulu bitkiler patates, soğan kumlu topraklarda, üzüm bağları da kumlu çakıllı topraklar üzerinde daha kaliteli yetişmekte ve daha fazla verim Tarımı Etkileyen Faktörlera. Toprak ve Bakımı Toprağın özelliği ve verimliliği tarımsal faaliyetler üzerinde etkili olan önemli faktörlerden biridir. Toprak verimliliği belirli aralıklarla analiz ettirilmeli ve tesbit edilen mineral madde eksikliği giderilmelidir. Bu durum toprağın verimliliğini artıracaktır. Ayrıca toprağın özelliğine göre ekilecek ürünlerin belirlenmesi tarım alanlarının önemli bir kısmında eğimin fazla olması ve buralarda toprak tabakasının ince olması nedeniyle toprak kaybı ciddi bir tehdit olduğu için buralarda erozyonla mücadele önem Sulama Türkiye’de tarımdaki verimi etkileyen en önemli faktör sulamadır. Ülkemizin büyük bir bölümü kurak ve yarı kurak iklimlerin etkisinde bulunduğu için bilhassa yaz döneminde su ihitiyacı çok artmaktadır. Ülkemizde en geniş tarım alanlarının İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege, Akdeniz bölgelerinde bulunması ve buralarda da yazların kurak geçmesi sulamaya ne kadar çok ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Türkiye topraklarının % 75’i sulanamamakta ve istenen verim Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinin bazı kesimlerinde sulama sıkıntısı nedeniyle tarım alanları nadasa bırakılmaktadır. Ülkemizde sulamaya büyük önem verilmektedir. DSİ ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından sulamanın yaygınlaşması için çalışmalar sulama yaygınlaştırılabilire; – Kuru tarım nadas metodu sona erer. – Bir yılda birden fazla ürün alınabilir. – Tarım iklime bağımlılıktan kurtulur ve bilhassa tahılların üretiminde yıllara göre dalgalanmalar azalır. – Üretim artışı ve sürekliliği sağlanır. – Tahıl yerine, sebze ve meyve ile endüstri bitkilerinin ekimi yaygınlaşır. Ürün çeşitliliği ortaya çıkar. – Çiftçinin geliri ve toprağın verimi artar. Buna bağlı olarak göç azalır. – Tarımın milli gelir içindeki ve ihracattaki payı artar. Güneydoğu Anadolu’da GAP’la birlikte yukarıdakllerin bir çoğu Gübreleme Toprağın yeteri kadar besin almaması yada toprağın devamlı kullanılması nedeniyle minerallerin azalması alınan verimi düşürmektedir. Gübreleme ile mineral takviyesi yapılarak toprağın verimi artırılır. Toprağa atılan gübreler doğal ve suni gübre olmak üzere iki çeşittir. Ülkemizde hem kullanılan gübre miktarı hem de gübrelenen tarım alanı İlaçlama Tarımda verim düşüklüğüne neden olan çeşitli hastalık ve haşerelere karşı ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlamanın verimli olabilmesi İçin Hacın dozu ve kullanılan zamanı iyi Tohum Islahı Tarım ürünlerinden yüksek verim elde edilmesinde kaliteli tohum kullanılması etkilidir. Ülkemizde son yıllarda buğday, pamuk, ayçiçeği, elma, narenciye ve şeftali gibi ürünlerde kaliteli tohum kullanılmasıyla üretimde büyük artışlar meydana Makineleşme Toprağın kısa sürede ve zamanında sürülmesi ile hasadın zamanında yapılabilmesi günümüzde makineleşme İle mümkündür. Bilhassa 1950’li yıllardan sonra ülkemizde makineleşme artmaya başlamıştır. Bunun sonucunda mera alanlarının bir kısmı tarım alanına çevrilmiş, tarım alanlarında ve bilhassa buğday üretiminde büyük artışlar olmuştur. Bunun yanında makineleşme otlak alanlarını azalttığından mera hayvancılığını olumsuz yönde etkilemiş ve tarımdaki işgücü ihtiyacını azalttığından kırsal kesimden kente göçe neden olmuştur. Ülkemizde bazı yerlerde tarım arazilerinin dağlık ve engebeli olmasından dolayı makineli tarım gelişmemiştir. Doğu Karadeniz kıyıları – Doğu Anadolu’nun yüksek yerleri gibig. Pazarlama ve Tarımı Destekleyen Kuruluşlar Tarımsal üretim sonucu elde edilen ürünlerin işleme merkezlerine veya tüketim merkezlerine ulaştırılıp pazarlanması önemli bir husustur. Pazar durumu inceledikten sonra üretime başlanmalıdır. Böylece ürünlerin ne kadar yetiştirileceğine karar verilir ve fiyatının ne olacağı tahmin edilir. Üreticinin piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet tarafından destekleme alımları yapılır. Destekleme alımındaki amaç devletin önceden duyurduğu taban fiyattan ürünü alarak çiftçinin zarar görmesini desteklemek amacıyla devlet ve çeşitli özel sektör tarafından çeşitli kurumlar oluşturulmuştur. Ülkemizdeki tarımsal faaliyetlerin bir plan dahilinde yürütülmesi ve bunların desteklenmesi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından destekleyen kuruluşlar; – Türkiye Zirai Donatım Kurumu – Devlet Su İşleri – Toprak Mahsûlleri Ofisi – Tarım Kredi Kooperatifleri – Ziraat Bankası – Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü – Çeşitli kooperatif ve kuruluşlar Fiskobirlik, Tariş, Çukobirlik, Çaykur, Tekel vb.Tarım İşletme Metodları Aynı iklim özellikleri ve toprak şartlarına sahip olan tarım alanlarından farklı verim alınması, uygulanan tarım metodlarından İntansif Yoğun Tarım Modern tarım metodudur. Bu metodla birim alandan en yüksek verim elde etmek amaçlanır. Sulama, gübreleme, tohum ıslahı, makineleşme gibi verimi artıran yöntemler kullanılır. Üretimde yıllar arasında çok farklılık olmaz. Hollanda, Japonya, Almanya, İsrail gibi ülkelerde uygulanır. Ülkemizde Adana, Antalya ve Kıyı Ege ovalarında Ekstansif Yaygın Tarım Tarım alanlarının geniş, nüfusun az olduğu yerlerde uygulanır. Bu metod uygulanırken toprak yoğun bir şekilde işlenmez. Üretim iklim şartlarına göre değişebilir. Daha çok tahıl ürünleri ekilir. Arjantin, Kanada, Brezilya, Hindistan, Türkiye gibi ülkelerde uygulanır. Türkiye’de İç Anadolu, Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu ve İç Ege’de Nadas Kuru Tarımı Buna ilkel tarım da denir. Yağışların ve sulamanın yetersiz olduğu sahalarda uygulanır. Topraktan iki yılda bir ürün alınır. Ülkemizde İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde uygulanır. Sulama yaygınlaşırsa ortadan yanında plantasyon, sera ve münavebeli dönüşümlü tarım gibi metodlarda uygulanır. Plantasyonlarda; geniş alanlarda genelde tek tip ürün yetiştirilir. Genelde ekvatoral bölgede yaygın olarak görülür. Brezilya’daki kahve ve muz plantasyonları gibi. Nöbetleşe ekim münavebeli tarım; toprağa her yıl aynı ürünü ekmek yerine dönüşümlü olarak farklı ürünler ekilir. Nöbetleşe ekimdeki amaç toprak içindeki mineral dengesinin sağlanması ve toprağın erozyona karşı ve Bahçe Kültürleri Kültür bitkileri insanlar tarafından tarla yada bahçelerde sulama, gübreleme vb. çalışmalar yapılarak yetiştirilen TAHILLAR Tahıllara hububat adı da verilir. Buğday, arpa, mısır, çavdar, pirinç gibi ürünlerden oluşur. Türkiye’de ekim alanı ve üretimi en fazla olan tarım ürünleri, üretim alanlarının toplam arazi içinde en yüksek paya sahip olmasının başlıca nedenleri – Nüfusun beslenmesinde, en önemli besin kaynağı olması – Tarım alanlarının genişlemiş olması – İklimin tahıl tarımına elverişli olması – Nüfusun hızla artmasıBuğday Orta kuşakta yarı kurak İklim bölgelerinde yetişen ve ülkemizde en yaygın üretilen tarım ürünüdür. İlkbahar döneminde yağış, yaz döneminde ise kurak ve sıcak bir ortam ister. Olgunlaşma zamanı sıcaklığa göre değişir. Türkiye’de ilk önce Çukurova’da, en geç ise Erzurum-Kars çevresinde olgunlaşıp hasat edilir. Ülkemizde en fazla İç Anadolu, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilir. Karadeniz kıyılarında yaz yağışlarından, Doğu Anadolu’nun yüksek yerlerinde ise yazların kısa sürmesinden dolayı yetiştirilemez. Kuru tarım metodlarıyla üretildiğinden üretimi yıldan yıla değişiklik gösterir. 1960 yılından sonra ekim alanları artmadığı halde üretim artmıştır. Bunun sebebi sulamanın en çok buğday üreten ülkeleri arasında ABD, Rusya Federasyonu, Hindistan, Kanada ve Fransa yer alır. Türkiye buğday üretiminde dünyada önemli bir yere sahiptir. Ancak temel besin maddesi olarak tüketildiği için dış ticarette önemli bir yer Türkiye’de buğdaydan sonra en çok üretilen tahıl ürünüdür. Yetişme şartları buğday ile paralellik gösterir. Yalnız buğdaya göre, yetişme süresi daha kısadır. Bu nedenle Doğu Anadolu’da buğdayın yetişmediği yüksek yerlerde de üretiminin yarıya yakın kısmını İç Anadolu Bölgesi karşılar. Güneydoğu Anadolu, Ege ve Doğu Anadolu bölgeleri diğer üretim bölgeleridir. Arpa yılda 8-9 milyon ton civarında üretilmektedir. Arpa en çok hayvan yemi olarak ve bira sanayinde Buğday ve arpanın yetişmediği yükseltilerde yetişir. Un ve ekmek yapımında kullanılır. Tahıllar içinde olumsuz iklim şartlarına en dayanıklı olanıdır. Ülkemizde İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde daha fazla Ülkemizde iç Anadolu, Marmara ve Çukurova’da daha fazla üretilir. Bisküvi ve yem sanayisinde Yaz döneminde yağış alan veya sulama yapılan sıcak sahalarda yetiştirilir. Bu özelliğinden dolayı arpa ve buğday tarımından farklılık gösterir. En uygun iklim yaz yağışlarının olduğu Karadeniz ülkemizde Karadeniz kıyı şeridinde ve Marmara’nın kuzey kesimlerinde yaz yağışlarıyla doğal olarak yetişirken, Akdeniz, Ege ve İç bölgelerde yazın sulamayla yetişebilir. Son yıllarda yem ve yağ sanayinde mısır kullanımının artmasıyla ekonomik değeri artmış Akdeniz’deki üretim Karadeniz’i geçmiştir. Mısır üretiminin yaklaşık yarısı Akdeniz Bölgesinden elde edilir. Karadeniz’de üretilen mısır bölgenin temel besin maddesi olduğu için ticari değeri fazla Çeltik Ülkemizde ise genelde akarsu boylarında ve alüvyal ovalarda yaygındır. Pirinç tarlalarının sürekli su içinde olması sinek üremesine ve sıtmaya neden olur. Bu yüzden pirinç ekim alanları yerleşim alanlarından uzakta yer alır ve devlet tarafından sınırlandırılmıştır. En fazla Marmara’da, Batı Karadeniz’de, Kıyı Ege’de ve Amik Ovası’nda ENDÜSTRİ SANAYİ BİTKİLERİ Üretildikten sonra, çeşitli sanayi dallarında işlenerek gıda ve endüstri maddeleri elde edilen bitkilerdir. Tütün, pamuk, şeker pancarı, çay, keten, kenevir, haşhaş gibi.Endüstri bitkileri üretimi tahıllardan sonra 2. sırayı alır. Son 50 yıl içinde ekim alanı sürekli genişlemiştir. Endüstri bitkilerinin modern tarım yöntemleriyle yetiştirilmesi daha verimli ve kaliteli bir üretime neden olmuştur. Endüstri bitkileri ülke ihtiyacını karşıladığı gibi, işlenmiş veya işlenmemiş olarak ihraç edilerek gelir verimsiz topraklarda daha kaliteli yetişen, yetişme döneminde nem ve sıcaklığa ihtiyacı olan bir bitkidir. Türkiye genelinde iklim ve toprak yapısı tütün üretimine elverişlidir. Fakat kalitesinin azalmaması için devlet ekim alanlarını belirlemekte ve kaliteye göre fiyatlandırma yapmaktadır. Türkiye Dünya’da önemli tütün üreticisi olan ülkelerden biridir. Tütünümüz kalite bakımından tercih edilen tütünler önemli üretim alanları içinde başta, Ege Bölgesi Manisa, izmir, Muğla, Denizli, Aydın, Uşak, ikinci sırada Güneydoğu Anadolu Bölgesi, üçüncü sırada Karadeniz Bölgesi Samsun, Tokat gelir. Geriye kalanı ise dağınık olarak Hatay, Balıkesir, Bitlis, Muş ve Malatya illerinde Ekimi en fazla yapılan endüstri bitkisidir. Yetişme dönemi olan ilkbahar mevsiminde bol miktarda su, gelişme döneminde tabandan sulama, hasat döneminde ise sıcak ve kurak iklim ister. Hasat dönemindeki yaz yağışları ürünün kalitesini düşürdüğü için Karadeniz kıyılarında uzun bir yaz süresi istediğinden iç bölgelerimizin yüksek ve serin ovalarında üretimi yapılamaz. Pamuk tarımını öncelikle sıcaklık faktörü belirler. Çünkü yağış yetersizliği sulama yolu ile ülkemizde en fazla Güneydoğu Anadolu ovalarında, Kıyı Ege ve Akdeniz ovalarında, Güney Marmara Bölümü ve Doğu Anadolu Bölgesinde üretilir. Pamuk, bozulmayan ve kolay taşınabilen bir ürün olduğundan ülkemizin her bölgesinde işlenebilir. Fakat daha çok Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Marmara bölgelerindeki dokuma ve tekstil fabrikalarında işlenir. Bir kısmı da ihraç edilir. 2003 yılında 920 bin ton üretim Pancarı Ülkemizde şeker pancarı üretimi 1926 yılında Uşak ve Alpullu şeker fabrikalarının kurulmasıyla başlamıştır. Şeker pancarı, hasadından hemen sonra işlenmesi gerektiğinden önce fabrikası kurulmuş sonra onun çevresinde ekimi yapılmaya başlanmıştır, ilkbaharda yağış, yaz mevsiminde ise sulama ve güneşli bir iklim pancarının fazla sıcaklık isteği yoktur. Ancak yetişme döneminde sulanması gerekir. Her bölgede yetiştirilir. En fazla iç Anadolu Bölgesinde üretilir. Daha sonra İç Batı Anadolu, Orta ve Batı Karadeniz bölümleri, Marmara Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi gelir. Yaz yağışlarından dolayı Karadeniz kıyılarında, kuraklıktan dolayı Güneydoğu Anadolu’da ve ayrıca yüksek gelir getiren ürünler ekildiğinden Ege ve Akdeniz kıyı ovalarında yetiştirilmemektedir. Pancar atıklarından hayvan yemi üretildiğinden fabrikaların etrafında besi hayvancılığı gelişmiştir. Şeker pancarı üretimi her yıl artış göstererek 1927 yılında 0,6 bin ton iken 1998 yılında milyon tona çıkmıştır. Son yıllarda şeker pancarı üretimi azalmıştır. 2005 yılı üretim miktarı 15 milyon ton civarındadır.Haşhaş Afyon sakızı adı verilen maddesinin uyuşturucu yapımında kullanılmasından dolayı devletin sıkı denetimi altında sınırlı alanlarda ve az miktarda yetiştirilen bir bitkidir. Dolayısıyla ekim alanları doğal şartlara göre değil devletin izin verdiği yerlere bağlıdır. Ülkemizde daha çok İç Ege’deki Afyon, Kütahya, Uşak, Denizli ile Göller yöresindeki Burdur ve İsparta illerinde üretimi yapılır. Bir kısmı ihraç edilir. Tohumları yağ elde etmede ve diğer gıda kollarında kullanılır. Afyon sakızından ilaç yapılır. Yıllık üretim 15 ile 30 bin ton arasında Anavatanı Muson Asya’sı olan çay, ülkemizde ekonomik olarak 1940’lı yıllardan sonra üretilmeye başlanmıştır. Çay yıkanmış ve kireçsiz topraklarda, yağışın bol olduğu nemli bulutlu ve serin ortamlarda yetişen funda türü bir bitkidir. Yaprakları kurutularak çay elde edilir. Bu özellikler ülkemizde Doğu Karadeniz kıyı şeridinde bulunduğundan çay tarımı sadece Rize, Trabzon, Artvin, Ordu ve Giresun illerinde yapılmaktadır. Çay üretiminin % 75’i tek başına Rize’ye aittir. Çayın kalitesini ve üretimini arttırmak için 1971’de Rize’de Çay Kurumu ÇayKur yılında 2600 hektar olan çay bahçeleri 2005 yılında 76 000 hektara çıkmıştır. Ülkemizde yıllık 200 bin ton civarında kuru çay üretilmektedir. Çay tarımıyla birlikte Doğu Karadeniz’de tarım ve sanayi az da olsa Tropikal bölge bitkisi olan keten ve kenevirin liflerinden keten kumaşı ve kot bezi yapılır. Keten-kenevir üretimi daha çok Batı Karadeniz’deki Kastamonu, Sinop ve Zonguldak çevresi ile Marmara’da Kocaeli çevresinde yapılır. Kenevir uyuşturucu yapımında kullanıldığı için üretimi devlet kontrolü YAĞ BİTKİLERİ Zeytin, ayçiçeği, susam, kolza, aspir, yerfıstığı gibi bitkilerden yağ elde edilir. Bu sebeple bu bitkilere yağ bitkileri Zeytin ağacı Akdeniz ikliminin tabii bitkilerindendir. Soğuğa karşı duyarlı olduğundan kışların ılık geçtiği ve don olayının görülmediği Akdeniz, Ege, Güney Marmara ile Karadeniz Bölgesi’nin bazı kıyı kesimlerinde yetiştirilir. Kışın soğuk olan iç bölgelerde ve yüksek yerlerde yetişmez. Ülkemizde zeytin en fazla Ege Bölgesi’nde üretilmektedir. Güney Marmara kıyıları ile Akdeniz kıyıları ve Kilis çevresinde de yoğun olarak zeytin üretimini olumsuz yönde etkileyen bazı beşeri faktörler vardır. Bunlar gübreleme yetersizliği, sırıkla çırpma yoluyla yapılan yanlış hasat ve budama hatalarıdır. Zeytin üretiminin % 75’inden yağ üretilir. Geriye kalanı sabun sanayiinde ve sofralık zeytin olarak kullanılır. Zeytin üretimi, bir yıl fazla bir yıl az olur. Ülkemizde yıllık ortalama milyon ton civarında üretimi yapılır. İtalya, Yunanistan, İspanya, Tunus gibi ülkelerle birlikte Türkiye Dünya’da zeytin üretiminde ön Yetişme dönemi olan ilkbaharda yağış, olgunlaşma dönemi olan yaz mevsiminde güneşli bir iklim ister. Olgunlaşma döneminde yağış istememesinden dolayı Karadeniz kıyılarında yetiştirilemez. Diğer bütün bölgelerde tarımı üretiminin % 70’e yakın kısmını Marmara Bölgesi’nde, başta Tekirdağ ve Edirne olmak üzere Kırklareli, Bursa, Balıkesir illeri karşılar. Daha sonra İç Anadolu Bölgesi ve Orta Karadeniz Bölümü gelir. Ülkemizde Ayçiçeği yıllık 800 bin ton civarında üretilir. Ülkemizde sıvı yağ ihtiyacının büyük bir kısmı ayçiçeğinden sağlanır. İşlenmesinden arta kalan kısımları hayvan yemi olarak değerlendirilir. Ayrıca kuruyemiş olarak da Fasulyesi Bu ürün sadece yağ üretiminde değil, kuru sebze, yaş sebze, ekmeklik un, süt ve yoğurt gibi gıda maddeleri üretiminde de büyük önem taşır. Protein bakımından zengin olduğu için besin değeri yüksektir. Yurdumuzdaki doğal üretim alanları Doğu ve Orta Karadeniz bölümüdür. Ancak çay ve fındık gibi daha fazla gelir getiren ürünlerin rekabeti nedeniyle ekim alanı dardır. Yetişme dönemi çok kısa olduğundan ikinci ürün olarak Adana, Antalya ve Ege ovalarında yetiştirilmektedir. Üretiminde Akdeniz Bölgesi birinci sıradadır. Daha çok yağ, un ve yem sanayisinde Tahin, pasta ve bisküvi sanayinde kullanılır. Susamın tohumundan yağ elde edilir. Ilıman iklim bölgelerinde tarımı yapılmaktadır. Ülkemizde Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde üretilir. Yıllık üretim miktarı 30 bin ton Kuruyemiş olarak tüketilen yerfıstığından aynı zamanda yağ da elde edilmektedir. Sıcak ve nemli iklim şartlarında ve gevşek topraklarda tarımı yapılır. Ülkemizde yerfıstığı üretiminin % 90’ı Akdeniz Bölgesi’nden karşılanır. Yıllık üretim miktarı 80 bin ton BAKLAGİLLER Baklagiller nohut, mercimek, fasulye, bakla gibi ürünlerden oluşur, iç ve dış ticarette önemlidirler. Daha çok kuru olarak Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde sıcak ve kurak iklim ister. Her türlü toprak şartlarına dayanıklıdır. Türkiye’de kırmızı mercimek en fazla Güneydoğu Anadolu’da, yeşil mercimek ise İç Anadolu Bölgesi’nde üretilir. Yıllık 500 bin ton civarında kırmızı mercimek, 60 bin ton civarında da yeşil mercimek Yarı kurak iklim şartlarında yetişebilen nohut, en fazla İç Anadolu, Akdeniz, iç Ege ve Güneydoğu Anadolu’da üretilir. Baklagiller içerisinde en fazla üretim miktarına sahiptir. İhraç ürünlerindendir. Yıllık 600 bin ton civarında Yüksekliği 1500 m’yi aşmayan ve yaz döneminde sulanabilen tüm sahalarda yetiştirilir. En önemli yetişme alanları kıyı bölgelerimizdeki sulanabilen ovalardır. İç bölgelerimizde de akarsu boylarında ve sulanabilen alanlarda üretilir. Yıllık üretim miktarı 250 bin ton MEYVELER Ekili-dikili alanların % 3’ünü oluşturan meyveler Türk ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz iklimindeki çeşitlilik değişik türde meyve yetiştirilmesine olanak sağlamıştır. Bu çeşitlilik Türkiye’yi Dünya’nın önemli bir meyve üreticisi haline getirmiştir. Bazı meyvelerin üretiminde Türkiye Dünya’da sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Fındık, incir, üzüm, kayısı, antepfıstığı gibi – Turunçgiller, incir, muz gibi meyveler kışların ılık geçtiği yerlerde yetişir. – Üzüm, elma ve kayısı İse hem kıyılarda hem de iç kesimlerde Ilıman iklim bölgelerinin bitkisidir. Kış sıcaklığının 5-6 C, yaz sıcaklığının da 20-25 C olduğu ve yıllık 1000-1500 mm yağış alan ılıman ve serin iklim bölgelerinde yetişir. Don olayı ve yaz kuraklığı verimi fındık tarımı Karadeniz kıyılarında yaygındır. Özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon illeri üretimin yarısından fazlasını sağlamaktadır. Toplam üretimin % 80′ den fazlasını Karadeniz Bölgesi, geri kalanı da Marmara Bölgesi’ndeki İzmit ve Sakarya illeri sağlar. Türkiye Dünya fındık üretiminde birinci sırada olup üretimin çoğu ihraç edilir. Yıllık 500-600 bin ton civarında Narenciye adı da verilen bu ürünler portakal, mandalina, limon, greyfurt ve turunçtan oluşur. Anavatanı Güneydoğu Asya’dır. Soğuğa karşı çok hassastır. Kış sıcaklığının 0 C nin altına düşmediği bölgelerde yetişebilir. Ayrıca yüksek sıcaklık ve bol su isteyen bir bitkidir. Karadeniz Bölgesi’ndeki turunçgil alanları hariç diğer turunçgil alanlarında sulama en fazla Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesiminde Mersin, Adana, Antalya ve Hatay’da üretilir % 80. Geri kalanı ise Ege kıylarında ve az miktarda Rize kıyılarında yetiştirilir. Yıllık 2,9 milyon ton olan üretimin bir kısmı ihraç edilir. Diğer üretici Akdeniz ülkelerinin rekabeti nedeniyle turunçgil ihracatı istenilen düzeye Kışların ılık, yazların sıcak geçtiği, yıllık yağışın’ 600-700 mm olduğu iklimlerde yetişebilir. Soğuğa karşı hassas olduğundan iç bölgelerimizde yetiştirilemez. İncir en fazla Ege Bölgesi’ndeki Aydın ve İzmir çevresinde üretilir. Bundan başka Akdeniz ve Karadeniz kıyıları ile Güney Marmara ve Güneydoğu Anadolu’da değeri yüksek ve kaliteli kuru incir üretilen bölgelerde Akdeniz iklim özellikleri görülmektedir. Bu özellikler Ege ve Akdeniz’de vardır. Ama diğer ürünlerin rekabeti nedeniyle kuru incir üretimi eskiden beri Ege Bölgesi’nde özellikle Kıyı Ege Bölümü’nde önem kazanmıştır, iç ve dış pazarları Ege Bölgesi’nin incir bahçeleri beslemektedir. Yıllık 300 bin ton üretimiyle ülkemiz Dünya’da birinci durumdadır. Üretimin yarıya yakın kısmı daha çok kurutulmuş olarak ihraç Kışın -30, – 40 C kadar düşük sıcaklığa dayanıklıdır. Yazın da sıcaklık ve kuraklığa dayanıklı bir bitki olduğundan ülkemizde her bölgede yetiştirilir. Sadece Karadeniz kıyılarında ve Doğu Anadolu’da sıcaklığın yetersiz olduğu yüksek yerlerde yetiştirilemez. Bağ alanları daraltılmış olmasına rağmen, üzüm miktarında artış vardır. Bunun nedeni bağcılığın intansif yöntemlerle yapılıyor olmasıdır. Toprak bakımının, gübrelemenin ve hastalıklarla mücadele edilmesinin sonucu verim ve kalite ticaretimiz % 100 oranında Ege’nin çekirdeksiz kuru üzüm meyvesi ile temsil edilir. Bu nedenle en ekonomik ve en önemli bağcılık bölgesi Ege’dir. Üretim en fazla Ege Bölgesi’nde yapılır. Güneydoğu Anadolu, iç Anadolu, Marmara ve Akdeniz Bölgeleri’nde de yaygın olarak üretilir. Elma ile birlikte üretimi en yaygın olan meyvedir. Yaş üzüm olarak yıllık milyon ton civarında üretimimiz vardır. Ülkemiz kuru üzüm ihracatında da Dünya’da birinci Türkiye’de üzümden sonra en çok yetiştirilen meyvedir. Karasal iklimlerde yetişebilir. Yalnız çiçek açma döneminde sıcaklığın çok düşmemesi gerekir. Az kireçli ve derin topraklarda yüksek verim sağlanır. Elma üretimi en fazla İç Anadolu’da özellikle Niğde, Nevşehir, Konya çevresinde, Orta Karadeniz’de Amasya ve Göller yöresinde İsparta çevresinde yapılır. Yıllık 2,5 milyon ton civarında üretilir. Bir kısmı ihraç Tropikal bölge bitkisidir. Ülkemizde sadece Akdeniz Bölgesi’nde Antalya – Mersin arasındaki dar kıyı şeridinde tarımı yapılabilir. Tabii ekim alanı en dar olan ürünlerimizdendir. Diğer meyvelerin tersine ihraç edilmez, ihtiyacın bir kısmı ithal edilerek Fıstığı Yaz kuraklığına ve yüksek yaz sıcaklığına dayanıklı bir bitkidir. Ülkemizde en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üretilir. Yıllık üretim 40-50 bin ton civarındadır. Üretimin % 70’i ihraç Türkiye’de birçok bölgemizde yetiştirilir. Başta Malatya olmak üzere Elazığ, Konya, Ankara ve İzmir illeri kayısı üretiminin en fazla olduğu yerlerdir. Kurutulmuş kayısı üretiminde de Dünya’da SEBZECİLİK Türkiye’de hemen her türlü sebze yetiştirilmektedir. Sebze tarımı tahıllardan farklı olarak sulama gerektirir ve yoğun emek harcanarak yapılır. Sebze üretimi Akdeniz, Ege, Marmara, Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgeleri’nde sulanabilen yerlerde yapılır. Doğu Anadolu’nun yüksek yerlerinde ve Karadeniz’in aşırı yağış alan yerlerinde sebze tarımı yapılamaz. Sebzeler en erken Akdeniz kıyılarında en geç Doğu Anadolu’da SERACILIK Kışların ılık, güneşli gün sayısının fazla olduğu yerlerde sıcaklığın kontrol altına alınmasıyla yapılan yoğun tarım metodudur. Akdeniz bölgesinde özellikle Antalya seracılıkta ilk sırada gelir. Ege bölgesi Akdeniz’den sonra en fazla seracılığın yapıldığı bölgedir. Seracılıkta özellikle sebze ve çiçek üretimi ÜRÜNLERİYLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER 1. Bölgelerde yetiştirilen belli başlı tarım ürünleri Karadeniz Bölgesi Fındık, çay, mısır, tütün, şeker pancarı, pirinç, keten-kenevir, sebze Marmara Bölgesi Ayçiçeği, zeytin, şeker pancarı, buğday, pirinç, mısır, patates, sebze, fındık, üzüm Ege Bölgesi Zeytin, üzüm, haşhaş, pamuk, tütün, incir, turunçgiller, buğday, şeker pancarı, sebze Akdeniz Bölgesi Turunçgiller, muz, pamuk, yerfıstığı, sebze, buğday, susam, gül, elma, mısır, pirinç, soya fasulyesi, zeytin, yulaf, şeker pancarı İç Anadolu Bölgesi Buğday, arpa, mercimek, şeker pancarı, elma, patates, üzüm, nohut, çavdar, yulaf Doğu Anadolu Bölgesi Arpa, buğday, kayısı, tütün, şeker pancarı, üzüm, pamuk Güneydoğu Anadolu Bölgesi Antepfıstığı, buğday, arpa, mercimek, pamuk, üzüm, zeytin, sebze, tütün, çavdar. 2. Tabii ekim alanı geniş olan tarım ürünleri şeker pancarı, üzüm, buğday, arpa, elma, ayçiçeği, tütün, mısır, patates 3. Tabii ekim alanı dar olan tarım ürünleri Muz, çay, fındık, turunçgiller, incir, zeytin, pamuk Not Bunlardan pamuk dışındaki ürünler aynı zamanda kış ılıklığı ister. 4. Ekim alanı devlet tarafından sınırlandırılan tarım ürünleri Haşhaş, tütün, pirinç, keten-kenevir 5. Su isteği fazla olan tarım ürünleri Çay, pirinç, fındık, mısır, sebzeler, turunçgiller 6. Yetişme döneminde yağış veya sulama, olgunlaşma döneminde kuraklık ve sıcaklık isteyen tarım ürünleri Buğday, arpa, pamuk, tütün, ayçiçeği, mercimek, susam, çavdar, yulaf 7. Kış mevsimi ılık geçen kıyı kesimlerinde yetişen meyveler Turunçgiller, incir, muz, fındık gibi meyvelerdir. 8. Üzüm, incir, fındık, antep fıstığı, kayısı gibi meyveler kurutularakta tüketilir. 9. Fındık, kuru üzüm, kuru incir, antep fıstığı ve kayısının ihracat değeri yüksektir Dünya’da üretimde önde olduğumuz ürünlerdir. 10. Çay, şeker pancarı ve ayçiçeği Cumhuriyet Döneminden sonra üretilmeye başlanmıştır.
Sebzeler Sebzelerin düzenli şekilde tüketilmesi, sağlıksal açıdan son derece önemlidir. Tüm bitkilerden iyi şekilde yararlanmak ve protein, vitamin ve mineral açısından zengin olan sebze ve meyvelerin tüketimine önem vermek son derece önemlidir. Özellikle vitamin açısından zengin olan sebzelerin zamanında tüketilmesi, birçok sağlık sorununa karşı koruma sağladığı gibi, vücudun daha dirençli olmasını ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Yalnızca fizyolojik açıdan değil, zihinsel açıdan büyük öneme sahip olan vitaminlerin düzenli ve yeterli miktarda alınması konusunda dikkatli davranmak son derece önemlidir. Ispanağın Faydaları Yeşil sebzelerin tümünde olduğu gibi, ıspanakta da sağlık üzerinde büyük öneme sahip olan vitamin ve mineraller bol miktarda bulunur. Demir açısından en zengin olan sebzeler arasında yer alan ıspanak, direnci arttırdığı gibi içerdiği C vitamini ile de bağışıklık sisteminin gelişmesine yardım eder. Suda uzun süre bekletilmeden ve uzun süre pişirilmeden tüketilmesi gereken ıspanağın, tazeliğini kaybetmemesine dikkat edilmelidir. Ispanağın faydaları arasında sindirim sistemini düzenleyici etki de bulunur. Patlıcan Neye İyi Gelir A vitamini ve fosfor bakımından zengin olan patlıcan, kansızlığa iyi geldiği gibi, kalp çarpıntısını giderici etkiye de sahiptir. Şeker hastalarının tüketmesi için de oldukça ideal bir besin olan patlıcan, farklı şekillerde hazırlanabilir. Ancak patlıcanın kızartılarak tüketilmesi sağlıksal açıdan yararlı olmayacağı gibi, mide sorunlarına da yol açabilir. Közlenerek ya da haşlanarak, sulu yemek ya da salata olarak hazırlanabilen patlıcanın faydaları arasında; sinirleri yatıştırıcı etkiye sahip olması da yer alır. Patatesin Faydaları Genellikle kilo aldırıcı bir sebze olarak görülen patates, karbonhidrat bakımından oldukça zengindir. Uzmanların salata ya da soğan ile tüketilmesini önerdikleri patatesin, kızartılarak yenmesi kilo almaya neden olacaktır. Bilhassa haşlanarak tüketildiğinde, sindirim rahatsızlıklarına iyi gelen ve kabızlığı önleyen patatesin yararları arasında yüksek enerji verici olması da yer almaktadır. Maydanozun Faydaları Maydanoz, en besleyici ve en faydalı besin maddeleri arasında yer alır. C vitamini ve demir açısından önemli bir besin maddesi olan maydanozun bir tutamı, günlük C vitamini ihtiyacının önemli bölümünü karşılamaktadır. Kan şekeri üzerinde de önemli bir etkiye sahip olan maydanoz, hücre bozunumlarını da önleyerek kansere karşı vücudun korunmasını sağlar. sebzelerin faydaları, şifalı bitkiler ve yararları, en faydalı sebzeler, faydalı sebzeler, faydalı bitkiler resimli, şifalı bitkiler rehberi resimli, faydalı bitkiler ve yararları, sebze ve meyvelerin faydaları, şifalı bitkiler ve faydaları resimli, sebzeler ve faydaları
sebzeler tahıllardan farklı olarak ne isteyen ürünlerdir