Bütün Şiirleri. Mütenekkiren seyahat ederim. En yakın arkadaşlarım. Edebiyat tarihçisi bulsun. Modern şiire güncel bir ifade kazandırmak için yola çıkan, bir kırılım niteliğindeki Garip akımının kurucusu, bir garip Orhan Veli. Süleyman Efendilerin, Yüksekkaldırım’daki Melâhatlerin, her gece şehrin sakinleri
ESKİMEYEN SÖZLER, ŞİİR Ayrılış, Eskimeyen sözler, Orhan Veli Kanık, Orhan Veli Kanık şiirleri, Orhan Veli Kanık Sözleri, Şiir 4597 0 Yorum Yapmasam Olmaz :) Cancel reply ← GAME OF THRONES’UN YENİ KİTABINDAN BİR BÖLÜM MEGAN FOX ‘LU NİNJA KAPLUMBAĞALAR FRAGMANI YAYINLANDI →
Ben Orhan Veli. “Yazık oldu Süleyman Efendiye”. Mısra-i meşhurunun mübdii.. Bu yazımızda, Orhan Veli Kanık ve Garip akımından kısaca söz ettikten sonra Orhan Veli’nin en çok bilinen ”deniz” temalı şiirlerini sizler için derledik. İyi okumalar Söylenti Dergi ailesi! - Yazı Devam Ediyor -. Türk edebiyatına Garip
Orhan Veli Kanık 13 Nisan 1914’te İstanbul’da doğdu. 14 Kasım 1950’de yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi Veli Kanık'ın oğlu.
Orhan Veli Kanık’ın Hayatı, Şiirleri ve Eserleri. 30/07/2017 Şiir. 13 Nisan 1914’te doğan Orhan Veli, ilkokulun dördüncü sınıfına kadar Galatasaray Lisesi’nde okuduktan sonra Ankara Gazi İlkokulu son sınıfında öğrenimine devam eder. Edebiyata ve sanata düşkünlüğü o yıl kendini gösterir.
aBA5Y. Kitap Adı Bütün Şiirleri Yazar Orhan Veli Kanık Yayıncı Adam Yayıncılık Sayfa Sayısı 154 Bu kitapta Orhan Veli'nin dünya şiirinden yaptığı, bugüne dek bulunabilen bütün çevirileri bir araya getirilmiştir. Bunlar dışında, şiir çevirisi olarak yalnızca ayrı bir kitapta toplayıp "Nasrettin Hoca Hikayeleri " ile birlikte yayımladığınız "La Fontaine'in Masalları " var. Kitabın sonuna ise şairin 1947'de yayımladığı Fransız Şiiri Antolojisi'ne yazdığı önsözle tanıtma yazılarını da...
Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden olan ve edebiyatta Garip akımının kurucusu olan Orhan Veli Kanık, 67 yıl önce bugün hayatını kaybetti. Peki Orhan Veli Kanık kimdir? Orhan Veli Kanık şiirleri nelerdir? ORHAN VELİ KANIK KİMDİR? Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul'un Beykoz ilçesinde dünyaya geldi. Nüfus tezkeresi suretine göre asıl ismi Ahmet Orhan olan şairin babasının adı Veli olduğu için, sanatçı Soyadı Kanunu'ndan önce Orhan Veli olarak tanındı. Orhan Veli'nin çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir ilçelerinde geçti. Eğitim hayatını Anafattalar İlkokulu, Galatasaray Lisesi ve Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladı. Ortaokulun yedinci sınıfındayken Oktay Rifat Horozcu ile tanıştı. Birkaç yıl sonra ise bir müsamere sırasında halk evinde Melih Cevdet Anday ile arkadaş oldu. Lisenin ilk yılında edebiyat öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar'dı. Tanpınar, öğretmeni olduğu sürece Kanık'a öğütler verdi ve onu yönlendirdi. Şair, lise döneminde arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'le birlikte Sesimiz isimli bir dergi çıkardı. Sanatçının yaşamının bu evresi aruz vezni kurallarını ve ahengini kavradığı ve ilk şiirlerini yazdığı dönem oldu. Lisede tiyatro çalışmalarına da katılan Orhan Veli Kanık, bazı oyunlarda rol aldı. Sonraki yıllarda ise tiyatro alanındaki çalışmalarına çevirmen olarak devam etti ve birçok oyunu Türkçe'ye çevirdi. 1932 yılında liseden mezun olan Kanık, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde felsefe bölümünde eğitim görmeye başladı. 1933 yılında Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı olarak seçildi ve 1935'e kadar devam ettiği üniversiteyi bitiremeyerek okuldan ayrıldı. İstanbul Üniversitesi'nde okurken devam ettirdiği Galatasaray Lisesi'ndeki öğretmen yardımcılığı görevine okuldan ayrıldıktan sonra bir sene daha devam etti. Kanık, daha sonra, Ankara'ya giderek PTT Umum Müdürlüğü, Telgraf İşleri Reisliği, Milletlerarası Nizamlar bürosuna girdi. Şair, Ankara'ya döndükten sonra eski arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le tekrar bir araya geldi ve bu üçlü, benzer tarzda şiirler yazmaya başladı. 1936 yılında, Nahid Sırrı Örik'in şiirlerini yayınlatmaları önerisinin ardından, Varlık dergisinde Orhan Veli'nin, Oaristys, Ebabil, Eldorado, Düşüncelerimin Başucunda isimli şiirleri yayınlandı. 1939 yılında, arkadaşı Melih Cevdet Anday'la birlikte araba kazası geçirdi. Bu olayın sonucunda yirmi gün komada kaldı. Kazanın sebebi, Anday'ın sürdüğü arabanın Çubuk Barajı tepesinden aşağı yuvarlanmasıydı. 1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlandı. Bu kitapta şairin yirmi dört şiirinin yanı sıra Melih Cevdet'in on altı, Oktay Rifat'ın ise yirmi bir şiiri yer aldı. Kitabın içindeki şiirler kadar ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazdı. Bu kitap sonradan Birinci Yeni olarak da anılacak Garip akımının başlangıcı oldu. Garip akımının kurucuları olan Kanık, Horozcu ve Anday, radikal bir tutumla kendilerinden önce gelen hececilerin ve Ahmet Haşim'in şiirleriyle, Nazım Hikmet'in toplumcu-gerçekçi şiirlerini reddettiler. Kitaptaki şiirler ve önsöz edebiyat dünyasında büyük tartışmalara sebep oldu. Özellikle Orhan Veli'nin yazdığı "Yazık Oldu Süleyman Efendi'ye" mısrası üzerinde duruldu. Bu mısrayı kimileri tenkit ederken, kimileri çalıntı olduğunu iddia etti. Bir diğer grup ise Türkçede yazılmış en güzel dizelerden biri olduğunu söyledi. Bu münakaşalar sonucunda mısra çok popüler oldu, hatta Nurullah Ataç'ın deyişi ile "vapurlara, tramvaylara, kahvehanelere kadar" girdi ve bir deyim niteliği kazandı. Orhan Veli'nin "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye" kadar meşhur olarak gündelik dile giren bir diğer dizesi ise Ahmet Haşim'in "Göllerde bu dem bir kamış olsam" mısrasını hicvetmek için yazdığı "Rakı şişesinde balık olsam" idi. Şair, PTT'deki görevinden askerlik sebebiyle 1942 senesinde ayrıldı. 1945 yılına kadar Gelibolu'nun Kavak Köyü'nde askerliğini yaptı. Bu dönemde sadece altı şiiri yayımlandı. 1945 yılında teğmen rütbesiyle terhis oldu ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın Tercüme Bürosu'nda çalışmaya başladı. Fransızca'dan yaptığı çeviriler bakanlığın klasikler serisinden yayınlandı. Şair Şubat 1945'te Vazgeçemediğim isimli şiir kitabını, Nisan 1945'te ise Garip'in sadece kendi şiirlerini içeren ikinci baskısını çıkardı. Bu kitapları 1946 yılında yayımlanan Destan Gibi ve 1947'de basılan Yenisi takip etti. Orhan Veli, Yaprak'ın kapanmasının ardından İstanbul'a geri döndü. Aynı yıl 10 Kasım'da bir haftalığına geldiği Ankara'da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı. İki gün sonra İstanbul'a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren şair hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve Kanık'a alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı, ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Aynı akşam sekizde komaya giren şair gece komadan çıkamayarak Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayata veda etti. ORHAN VELİ KANIK ŞİİRLERİ ANLATAMIYORUM Ağlasam sesimi duyar mısınız,Mısralarımda;Dokunabilir misiniz,Göz yaşlarıma, ellerinizle?Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,Kelimelerinse kifayetsiz olduğunuBu derde düşmeden yer var, biliyorum;Her şeyi söylemek mümkün;Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;Anlatamıyorum İSTANBUL'U DİNLİYORUM İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Birşey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. HÜRRİYETE DOĞRU Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, Şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, Donanmalar mı? Heeey Ne duruyorsun be, at kendini denize Geride bekliyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere...
En Anlamlı ve Kısa Orhan Veli Kanık Şiirleri Orhan Veli Kanık 1914 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Yenilikçi Garip akımını benimseyen Kanık eski yapıyı tamamen değiştirmek istedi. Bu yüzden birçok eser bırakan Orhan Veli Kanık özellikle şiirleriyle insanları peşinden sürüklemeyi başardı. Bu içeriğimizde tıpkı Orhan Veli Kanık sözleri içeriğimizde olduğu gibi Orhan Veli Kanık’ın en güzel ve kısa şiirlerini derledik. Orhan Veli Kanık Şiirleri; 1. Açsam Rüzgara Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Mavilerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz... Mercan adalarda bir liman.. Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her alemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli dalına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine; Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün. 2. Ah! Neydi Benim Gençliğim Nerde böyle hüzünlenmek o zaman; İçip içip ağlamak, Uzaklara dalıp şarkı söylemek; Hafta sekiz ben eğlentide; Bugün saz,yarın sinema, Beğenmedin Aile Bahçesi; Onu da beğenmedin,parka; Sevdiğim dillere destan; Sevdiğim, Meyil verdiğim; Ben dizinin dibinde elpençe divan, Samanlık seyran. Nerde, Nerde, Nerde böyle hüzünlenmek o zaman! 3. Baharın İlk Sabahları Tüyden hafif olurum böyle sabahlar Karşı damda bir güneş parçası, İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar; Bağıra çağıra düşerim yollara; Döner döner durur başım havalarda. Sanırım ki günler hep güzel gidecek; Her sabah böyle bahar; Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum. Derim ki 'Sıkıntılar duradursun!' Şairliğimle yetinir, Avunurum. 4. Bir Şehri Bırakmak Bu şehirde yağmur altında dolaşılır Limandaki mavnalara bakıp Şarkılar mırıldanılır geceleri. Bu şehrin sokakları çoktur, Binlerce insan gelir gider sokaklarında.. Her akşam çayımı getiren Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir. Bu şehirdedir Valsler, foksrotlar altında Şuman'dan, Bramsdan Parcalar çaldığı zaman dönüp Bana bakan ihtiyar piyanist. Doğduğum köye müşteri taşıyan Şirket vapurları bu şehirdedir. Hatıralarım bu şehirdedir. Sevdiklerim, Ölmüşlerimin mezarları. Bu şehirdedir işim gücüm, Ekmek param. Fakat bütün bunlara mukabil Yine budur başka bir şehirdeki Bir kadın yüzünden Bıraktığım şehir. 5. Dar Kapı Nedir bu geceyle gelen bir sam? Duyuyorum serzenişlerini. Karanlıkta ağzının yerini Arıyor deli gibi hafızam. 'Yanıyor unutulmuş buhurdan Yine gecenin içinde sessiz' Hatıralarla kabaran deniz, Doluyor ruhun oluklarından Işık yağıyor doğan geceden; Nasıl diriliş bu, neden sonra? Bu rüya gibi geceden sonra Gidecek mi o maziden gelen? Seziyorum senelerce susan Ruhumda taptaze bir geriniş. Sonuna vardığım çölden geniş Ayaklarıma açılan umman. Bütün mevsimlerimin üstüne Geriliyor bembeyaz bir kanat. Gelip durdu artık işte hayat Bana hep onu vadeden güne. Artık ebedi huzur deminin İçebilirim sırlı taşından Girmek üzereyim dar kapısından O eski rüyalar aleminin. 6. Dayanılır Şey Değil Bilmem ki nasıl anlatsam; Nasıl, nasıl, size derdimi! Bir dert ki yürekler acısı, Bir dert ki düşman başına. Gönül yarası desem... Değil! Ekmek parası desem... Değil! Bir dert ki... Dayanılır şey değil 7. Dedikodu Kim söylemiş beni Süheyla'ya vurulmuşum diye? Kim görmüş, ama kim, Eleni'yi öptüğümü, Yüksek kaldırımda, güpe gündüz? Melahat'i almışım da sonra Alemdara gitmişim, öyle mi? Onu sonra anlatırım, fakat Kimin bacağını sıkmışım tramvayda? Güya bir de Galataya dadanmışız; Kafaları çekip çekip Orada alıyormuşuz soluğu; Geç bunları, anam babam, geç; Geç bunları bir kalem; Bilirim ben yaptığımı. Ya o, Mualla'yı sandala atıp, Ruhumda hicranını söyletme hikayesi? 8. Denizi Özleyenler İçin Gemiler geçer rüyalarımda, Allı pullu gemiler, damların üzerinden; Ben zavallı, Ben yıllardır denize hasret, Bakar ağlarım. Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı, Bir midye kabuğunun aralığından Suların yeşili, göklerin mavisi, Lapinaların en harelisi... Hala tuzlu akar kanım İstiridyenin kestiği yerden. Neydi o deli gibi gidişimiz, Bembeyaz köpüklerle, açıklara! Köpükler ki fena kalpli değil, Köpükler ki dudaklara benzer; Köpükler ki insanlarla Zinaları ayıp değil. Gemiler geçer rüyalarımda, Allı pullu gemiler, damların üzerinden; Ben zavallı, Ben yıllardır denize hasret. 9. Düşüncelerimin Başucunda Hasretimin yıllardanberi bel bağladığı.. İşte odur düşüncelerimin başucunda. O, göğsünün taşkın hareketi avucunda, Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı. Kendi bahçesidir onun içinde gördüğüm. Yollar yine her günkü gibi yaz uykusunda Ve yaban çiçeklerinin buruk kokusunda Her ikindi günlük ruyasını gören mürdüm. Onun da dudaklarında bir eskiye dönüş, O da yüzmede bir ses yığını üzerinde. Bin hatırayı bir anda duyan gözlerinde İnsana ruhlar dolusu haz veren düşünüş. Sonra kızlık kadar temiz, aydın bir açılma Evine giden toprak yolda o yine çocuk, Yine uykuyla başlıyan alemde yolculuk Ve taptaze sabahlar kayısı dallarında. Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı.. İşte odur düşüncelerimin başucunda. O, göğsünün taşkın hareketi avucunda, Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı. 10. Eskiler Alıyorum Eskiler alıyorum Alıp yıldız yapıyorum Musiki ruhun gıdasıdır Musikiye bayılıyorum Şiir yazıyorum Şiir yazıp eskiler alıyorum Eskiler verip musikiler alıyorum Bir de rakı şişesinde balık olsam 11. Galata Köprüsü Dikilir köprü üzerine, Keyifle seyrederim hepinizi. Kiminiz kürek çeker, suya suya ; Kiminiz midye çıkarır dubalardan; Kiminiz dümen tutar mavnalarda; Kiminiz çimacıdır halat başında; Kiminiz kuştur, uçar, şairane; Kiminiz balıktır, pırıl pırıl; Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra; Kiminiz bulut, havalarda; Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı, Şıp diye geçer köprünün altından; Kiminiz düdüktür, öter; Kiminiz dumandır, tüter; Ama hepiniz, hepiniz... Hepiniz geçim derdinde. Bir ben miyim keyif ehli içinizde? Bakmayın, gün olur, ben de Bir şiir söylerim belki sizlere dair; Elime üç beş kuruş geçer; Karnım doyar benim de. 12. Gemilerim Elifbamın yapraklarında Gemilerim, yelkenli gemilerim. Giderler yamyamların memleketlerine Gemilerim, yan yata yata; Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş; Gemilerim, kırmızı bayraklı. Elifbamın yapraklarında Kız Kulesi, Gemilerim. 13. Güzel Havalar Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada âşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. 14. Hürriyete Doğru Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, Şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, Donanmalar mı? Heeey Ne duruyorsun be, at kendini denize Geride bekliyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere... 15. Mahallemdeki Akşamlar Kımıldanır mahallemin daralan ruhu Basma perdelerimde gün batarken Atıp saatler süren uykusunu Odama uzanır akasyam pencereden Kırmızı uzak damlarda bir serinleme Uyanır gündüz uykusundan evler Kapılarda işleri ellerinde Kadınlar giyinip kocalarını bekler İyi insanların ruhudur yakınlaşır Takunya sesleri gelir evlerden Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden Her şeyin geliş saatidir akşam Mahallede ömürler akşamüstü başlar Hepsi burda buluşmaya gelir akşam Başka dünyalardan ayaklar, başlar..
Orhan Veli Kanık, Türk Edebiyat tarihinin bir akım öncüsü, kısacık ömrüne daha uzun yıllar konuşulacak eserler bırakan ve hazin öyküsüyle yürek burkan garip şairimizdir. İnternet devi Google Orhan Veli'nin günü münasebetiyle bir doodle hazırladı. İstanbul ve Galata atmosferinde resmedilen Orhan Veli temalı GİF kullanıcıların beğenisine sunuldu. Peki, Orhan Veli Kanık kimdir? Aslen nereliydi, kaç yaşında hayata veda etti? İşte, Türk Edebiyatı'nın kilometre taşlarından Bir Garip Şair Orhan Veli ve hayat öyküsü... ORHAN VELİ KİMDİR? Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te Beykoz’a bağlı Yalıköy’de Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi, klarnet ustası Mehmet Veli Kanık ile Fatma Nigar Hanım’ın ilk çocukları olarak dünyaya gelen Orhan Veli'nin çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir’de geçti. Orhan Veli, mizah yazarı Adnan Veli Kanıkın ağabeyidir. Füruzan Yolyapan adında bir kız kardeşi vardır. Mütareke sırasında Akaretler'de bulunan Anafartalar İlkokulu'nun ana sınıfına devam eder. Edebiyatın zihninde yoğrulması daha çok küçük yaşlarda olur. Çocukluğu ve ilk hikayesi... İlkokul döneminde edebiyatla ilgilenmeyen başlayan Orhan Veli'nin, bu dönemde “Çocuk Dünyası” isimli dergide ilk hikâyesi basılır. Garip akımını beraber omuzlayacağı arkadaşları ile tanışması da bu dönemlere rastlar. Ortaokul döneminde öğrencisiyken Oktay Rifat ile tanışır. Bundan birkaç yıl sonra halk evlerinde bir müsamere sırasında Melih Cevdet Anday ile yolları kesişir. Lise yılları ve dergi çalışmaları... Artık bir lise öğrencisi olan Orhan Veli için büyük bir şans olan hadise edebiyat öğretmeninin büyük edebiyat adamı Ahmet Hamdi Tanpınar olmasıydı. Türk Edebiyatının akademi ve sanat dünyasında en büyük üstadlarından olan Tanpınar'ın yanı sıra onun için diğer bir talih ise, kalem arkadaşlarıyla aynı sıraları paylaşmasıydı. Lise yılları Orhan Veli’nin gerçek anlamda edebiyata adım attığı dönemdir. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte “Sesimiz” adlı bir dergi çıkarır. Şair 1932 yılında, liseden mezun olur. Üç genç şair, çıktıkları bu edebiyat yolculuğunda, öğretmenleri arasında yer alan ünlü şair Ahmet Hamdi Tanpınar başta olmak üzere, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlunun büyük desteğini görürler. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve memuriyet hayatı... İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne giren Orhan Veli, 1933 yılında Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti başkanı seçilir. Ayrıca Galatasaray Lisesi’nde öğretmen yardımcısı olarak göreve başlar. 1935 yılına kadar devam ettiği üniversiteyi bitirmeden okuldan ayrılır. Bir süre daha öğretmen yardımcılığı görevini sürdürür. Sonrasında Ankara’ya giderek sırasıyla PTT Umum Müdürlüğü, Telgraf İşleri Reisliği, Milletlerarası Nizamlar bürosuna girer. İlk yazıları Varlık'ta... Aynı yıl, şairin yazınsal
Serbest ölçü ile 1941 yılında “Garip” isimli şiir kitabında yayımlanan “Anlatamıyorum” şiiri, Orhan Veli Kanık tarafından yazılmıştır. Aşk duygusunu insanın içine en derinlerine kadar hissettiren şiir, şair tarafından herhangi bir şiir geleneğine bağlı olmadan yazılmıştır.“Anlatamıyorum” isimli şiir konusu itibari ile yalnızlık ve çaresizliği anlatıyor. Aşk duygusunu ifade etmenin zorluğunu anlatan şair, içinde yaşadığı çaresizliği dile getirmiştir. Dünyada en çok okunan ikinci şiir olma özelliğini elinde bulunduran bu eser, ikinci dönem Garip şiiri örnekleri arasındadır. Şiir daha sonra Müslüm Gürses, Mor ve ötesi, Hümeyra, Alpay ve Mine Koşan gibi daha bir çok şarkıcı tarafından Şiiri SözleriAğlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.
orhan veli kanık şiirleri indir